4 Ekim 2010 Pazartesi

Tedavi başladı..

Merhaba,
Öncelikle tüm geçmiş olsun dilekleriniz için hepinize, ayrı ayrı çok teşekkür ederim.
İyi ki varsınız..Gerçekten iyi ki varsınız ...

Süreyyapaşa Çocuk Göğüs Hastalıları Hast.muayenemizden sonra, oğluşun her yıl tekrarlayan bu rahatsızlığı Astım başlangıcı sayılabileceği için,önce ciğer filmi sonra yapılan alerji testi sonrası, bir sonraki kontrole kadar sürekli kullanması gereken bir fısfıs ve öksürükleri geçene kadar kullanması gereken bir fısfıs daha verildi.İsimlerini bilerek yazmıyorum ki yanıltıcı bir bilgi olmasın diye.

Sonra bu fısfısların takılıp, düzenli olarak nefesin açılabilmesi için yukarıdaki mekanizmayı ayrıca medicalciden aldım.Bunların sahteleri olabiliyormuş düşünsenize, ne kadar ilginç ve çocuğunuzun astımının ilerlemesini sağlıyormuş...Sağlıkla bile dalga geçer olmuşuz pesss...İhtiyacınız olduğunda ki dilerim olmaz özellikle doktorunuzun yazdığı ismi arayın ve anabayiilerinden soruşturun..Her hangi bir sağlık ürünü de olsa..

Neyse çok şükür şuan herşey daha yolunda ,oğluş bu fısfısın kullanılma şekline ilk gün alışamadı;ama şimdi oturttuk..Periyodik bir sıralamayla sıkılması gerekiyor artık kendisi sayar oldu..Ama ona o tedaviyi uygularken yine de ben bir anne olarak üzülüyorum...Ama ilerlemeden atlatacağız inş.buna inanıyorum..O yüzden ihmal etmeden bu tedavinin düzenli yapılması şart...

Maske işte böyle kullanılıyor.Zaten aramızda bilen arkadaşlar vardır belkide ama yine de bir göstermek istedim.Biz sabah akşam bunu uyguluyoruz..
Geçecek inşallahhhh....
İyi ki tam uzman hastanesine gitmişiz,özel doktorumuza ve ismini vermek istemediğim Devlet Hast.Dr una kalsaydı kendi kendine geçecekti ama ne zamannnn ????

***
Sizi çok seviyorum...
Öyle yazayım dedim içimden geldi :)))

Sevgiler
nehircce

30 Eylül 2010 Perşembe

Oğluş hasta..


Oğluş hasta :(

Geçen sene yaşadığımız yalancı kuşpalazı denen hastalığın tekrarı (Krup) diye de biliniyormuş.

Nefes alamama,aniden ortaya çıkan; kuru köpek havlaması gibi kötü bir öksürükle küt diye, başlayan bir hastalalık..Geçe yattığında hiç bir belirti yokken sabaha karşı birden bu öksürükle uyanabilirsiniz :((

Nefes boruları dar olan çocuklarda, gelişimleri tamamlanana kadar yaklaşık 6 yaşa kadar devam eden,özellikle mevsim geçişlerinde görülen bir hastalık.

Tam tedavisi maalesef yok.Soğuk buhar, temiz hava bilinenler..

Acil durumlarda, ki geçen sene bizim yaşadığımız dudak ve tırnaklarda görülen morarmalar gözlenirse çocuk acile gitmeli ve oksijen verilmeli..

İki gündür,çok az uyuyoruz sürekli tedirginiz.

Oğluş sürekli bana ne oluyor neden nefes alamıyorum diyor,içim acıyor :(

Yarın Süreyyapaşa Çocuk Göğüs hastalıkları böl.randevu aldık.

Aslında dün gittiği doktor gerek görmemiş ama daha detaylı bir göğüs hast.uzmanının görmesi içimizi rahatlatacak.İleride daha farklı hastalıklara çevirmesinden ürküyorum..

Bu konuda tecrübeleri olanlar varsa lütfen paylaşın,biz acemi annelere yardımcı olun :)

İnşallah çabuk atlatırız.Ama kış geldimi hastalıklar başlıyor yaaa, sinir oluyorum sinir...

Yine de şükür elbette, Allah beterinden korusun...


Sevgiler
nehircce

29 Eylül 2010 Çarşamba

...


İçim böyle gece,
ruhumda bedenimde acıyor.
Bugüne not düşmek, iş olsun işte..
Bil ki,
Hepsi senin için...

20 Eylül 2010 Pazartesi



Dün seninle yol boyu kağıttan uçak yapıp arabanın camından uçurduk...
Yollarda küçücük beyaz,kağıt uçaklar görürseniz onlar bizim..
Çevreye verdiğimiz kirlilikten dolayı özür dileriz..
Ama oğlum öyle mutlu oldu ki zaten uçaklarda uçtuuu gittti...

Sonra el kızartmaca oynadık.Seni oyalamak için birden aklıma geldi bu oyun..Eskiden annemde bizle oynardı sanki aklımın bir ucunda öyle kalmış...Bu kadar mutlu olacağını bilseydim daha önce oynardım...Oysa ikimizin elide kıpkırmızı oldu :))) canımız çok yanmadı ama eller kızardı :))) Ve senin şen kahkahaların doldurdu her yanı...


Şimdi okuldasın küçücük kalbinle kocaman bir adamsın...
Ben yine yanında yokum ama biliyorum sen bununda üstesinden geleceksin.
Tüm çalışan annelerin çocuklarının yaptığı gibi...
Aklım hep sende, yüreğimde ama bedenim çalışmaya çalışıyor.

Not: Görsel netten alıntıdır.





Sevgiler
nehircce

13 Eylül 2010 Pazartesi

Efe ne demiş...


Anne biliyor musun seni babamdan daha çok seviyorum...


Ama babamı da senden daha çok seviyorum...

***
Anne siz beni iyi ki doğurmuşsunuz :)) evet iyi ki...


Anne oğluna kitap okur,kitapda gördüğü yusufcuğun ismini hatırlamaya çalışırken,


küçük bey atlar,anneee bu yusufçuk değil mi ...Hııı şeyyy sen nerden biliyorsun bunu, Kayuu gösterdi :)))


Yine farklı bir akşam uykudan önce kitap okuyoruz,kahramanımız bu sefer Balcan,annesinin kurabiye kavanozunu kıran Balcanın hikayesi,kavanoz kırılır kurabiyeler yere saçılır;oğluş ''yaaa anne oldu mu şimdi bak canım kuyabiye çektii'' ...


Ertesi gün onun için pişen kurabiyeleri iştahla midesine indirdi..


İyi ki varsın oğluşş...


Dün çok güzel bir gün geçirdim..Tüm Bloglar toplantık bir sürü yeni yüz, yeni hikaye ..Hepsi ayrı ayrı çok tatlı insanlar..Çok memnun ayrıldım oradan..İyi ki gitmişim...Zeynep ve Burcu çok iyi bir organizasyon yaptınız, tekrar tebrikler...


Şimdilik benden bu kadar, öpüyorum sizi...


Sevgiler


nehircce

Kaldığın yerden..


Hayat devam ediyor...

Üzüntüler de sevinçlerde geride kalıyor.

Zaman akarken Nehir gibi,geride bıraktıklarıyla avutuyor bizi...


Sizler nasılsınız ??? Sonbahar ruhunuzu nasıl etkiliyor..

Ben mi iyiyim,daha iyiyim...

Yeni bir haftaya başlarken,umutluyum herkes adına..



Bu bayram oğlumun daha çok büyüdüğünü gördüm mesela.O yüzden mutluyum..

Kendi başına birşeyler yapmaya çalıştığını,özgüveninin daha çok geliştiğini.

Saçlarının daha fazla uzadığını,gözlerinin daha fazla güldüğünü..gördüm.

Anne oğul dolu dolu bir bayram geçirdik çünkü...


Bugünü kurtarıyor bu sebep...

Yarına yeni umutlar var elbet..

Yeni bir ekmek mayalayacak kadar heyecanım var.


Hiççç bitmesin dilerim..


İyi Haftalar hepimize.

sevgiler.

nehircce
fot.netten alıntıdır.

6 Eylül 2010 Pazartesi

Güle güle nehircim...

Bugün keyifsiz bir güne merhaba demişken,bir umutla Nehir in sayfasına gittim.Her sabah olduğu gibi..Bu haftasonu uğrayamamanın verdiği üzüntüyle...
Öyle kalakaldım...O gitmiş...Çok uzaklara.
Benim her gün umutla sarıldığım Nehir gitmiş...
Son 15-20 gündür çok fazla yorulmuştu bedeni...Yoruldu uyumak istedi annesini,babasını,güzel ablasını daha fazla üzmek istemedi sanki..Her gün çaresizce ona bakan ailesini...
Ama ne zormuş,hiç tanımadan onu sevmiş biriyken bile bu kadar çok üzülmüşken,ailesi olmak ne zor...
Sabır sabır sabır...
Annesine babasına ablasına güç diliyorum..
Nur içinde uyu güzel melek...
Ara sıra rüyalarıma gel olur mu..
Ben seni tüm ablaların ağbilerin gibi çok sevmiştim...Sevicem de...
nehircce...

1 Eylül 2010 Çarşamba

İyi ki geldin Eylül...

Merhaba,

Ofisdeki küçük, dağınık ama şirin odamda,alt katta ısıtılan yemek kokularıyla,açlığımla boğuşurken dedim ki iyi kiii geldin sonbahar...
İyi ki serinlettin bedenlerimizi,kolaylaştırdın işimizi...
Böyle kapalı havalarda, evimde olma özlemiyle tutuşurum hep,gözümü kapatıp o anın hayalini kurarım...Oğlum odasında oyuncaklarıyla oynarken ben mutfakta havuşlu kek yaparım mesela...Yanına da bir demlik çay bir de hoş sohbet bir dost...O kendini biliyor :)
Son günlerde bir durgunluk var üzerimde, yüzüm gibi bedenimde mahsun,sakin ama etrafımdaki insanlara kırgın...Unutulmak zorunda olanlar unuttuldu da öyle ulu orta gezenler sürekli kendini hatırlatıyorlar...
Neyse ben kaçayım, yapılması gereken bir sürü iş ve onları yaptırtan huysuz bir patronum var...
Sevgiler
nehircce

27 Ağustos 2010 Cuma

Ter kokusuz toplu taşımalar çoğalsın !

Şöye bir düşündüm de işe gitmek için,alışveriş yapabilmek için,hastaneye,postaneye vs... yollarda ne kadar çok zaman kaybediyoruz.
Büyük şehirde oturuyorum dersen, ceremesini de çekeceksin ! dediğinizi duyar gibiyim.

Ömür öyle kısa ki oysa, sıkışık bir trafiğin içinde ter içinde beklerken bir öndeki arabanın hareketini, ne kadarda sıkılıyor insan hele 90sn süren kırmızı ışıkta.O kadar uzun ışık mı olur be kardeşim :))

İstanbul trafiğinin temelinde biraz bencillik yatıyor sanki ne dersiniz ? Arabasını alan atıyor kendini yola.Otobüsün,servisin içindekinden kimeneee,araç sayısını artıyormuşum,koca arabanın içinde tek başımaymışım kimene !!!!Araba kullanmayı bilen, bilmeyen, az bilen yollarda hergün.Trafik ışıklarında durup kalkamayandan tutun da Tem yolunda sol şeritte 50-60 km hızla gidene mi kızarsınız bilmiyorum.

Ama bildiğim sürekli kızacak, sinirlenecek birilerinin o keşmekeşin içinde olduğu.Daha sevdiğiniz bir dostunuzla buluşmaya gitmeden ya da bir iş görüşmesi de olabilir, yorgun düşüyorsunuz ki kaldı ki o günün sonu gelsinnn allah gelsin...

Daha bu sabah köprü trafiğinin kısa bir kısmına dahil olan yolumuzda, işe geç kalma telaşında ben ve iş arkadaşlarım, bizden önce ofise gelmiş bizi elinde sopasıyla bekleyen patronumuza karşı mahçup mahçup girdik ofise...Niyeee şöför uyuya kalmış niye İstanbul trafiği olayı daha da zorlaştırmış..

Şöyle bir bisikletim olsa dedim,ama evimdeee işime en fazla 2-3 km uzaklıkta ...Ohhh hem spor, hem stressiz bir hayat...Işıklarda takıldın mı yanından geçip gitsin koca arabalar boşversene...
Ya da ayakların mı yoruldu çek sağa, az dinlen devam et yoluna...

Vee ne diyoruz; ter kokususuz toplu taşıma araçları çoğalsın,insanlarda toplu taşıma araçlarını kullanmak için bahanelerini ortadan kaldırsınnn :)))

****

Akşama kardeşimde iftardayız,güzel mamalar var şimdiden hayırlı iftarlar hepimize,ayrıca güzel bir haftasonu olur umarım.
Sevgiler
nehircce

24 Ağustos 2010 Salı

İyi ki Doğdun Küçük Adam...

Bugün bu küçüğün doğum günü...
24.08.2006 da büyük bir heves ve heyecanla almıştım onu kucağıma, bedenimdeki tüm ağrıları yok etmişti bu güzel surat...Öpüp koklaşmıştık önce,tarifsiz bir andı..

Bugün dördüncü yaşını kutlayacağız paşamızın,günlerdir ben ne zaman doğum günü çocuğu olacağım diye soruyor ..Nerden öğrendiyse doğum günü çocuğu olmak ne demek ,Kaaayu'nun işidir oda kesin :))

Canım oğlum iyi ki doğdun,iyi ki benimsin...
Allah sağlıklı,mutlu,başarılı bir ömür versin çok uzun yaşa inşallahhhh hep gül olur mu..

Seni seviyorum...
annen...

20 Ağustos 2010 Cuma

Bu kadar da kalabalık uyunmaz ki canım :)

Merhaba,

Azıcık oğluştan bahsetmek istiyorum bugün..

Doğum gününe şunun şurası 4 gün kalmışken tam da 4 olacakken.

Günlerdir hevesle beklemekte doğum gününü, alacağı hediyelerin listesini yapıyor sürekli sesli olarak...Çünkü 1 yıl boyunca istediği her bütçeyi aşan oyuncak için, doğum gününü bekleyebilir misin dediğimizde, hiç itirazsız beklerim ama unutmayın tamam mı cümlesiyle karşılaştı,karşılaştık...


Ve nihayet o gün yaklaştı...Oyuncaklarıyla arasında hep duygusal bir bağ oldu bizimkinin...Tek çocuk ve tek torun olduğu için de okul haricinde genelde yalnız, ananeyle vakit geçirdiğinden ,onlarla oyun kurup onlarla kavga etti zaman zaman..Küstüğü bile oluyordu,cezalandırıp sebetinden çıkarmadıkları :)))


Şuaralarda yine hassas bu konuda.


1 haftadır kendi başına uyuyor alıştırmaya çalışıyoruz.Daha önce ben yanında onunla uyur öyle yatağıma geçerdim.Şimdi okuduğum masaldan sonra ve ettiği dua dan sonra tek başına, gece lambası yanık birşekilde uyuyor şükür ki...Hatırlayanlar olabilir korkuları vardı oğluşun,2 yıl öncesinden kalan korkuları inş.aşıyoruz yavaş yavaş.


Dün gece de mızmızlanarak,illa bir çadır yapmamı istedi yatmadan önce...Yatağın üzerindeki beyaz çarşaf oyuncaklarıyla onu örten çadırımız...Baya büyük oldu ama fot.net değil..Yatağının bir yanı malum oyuncakları,onlar olunca korkmuyormuş :)) İyi de canım hepsiyle de yatılmaz ki ,bu kadar da kalabalık uyunmaz ki...


O uyuyunca alıyoruz çoğunu yanından rahat yatsın diye...Sabah ananesine çıkarken kucağımda gözleri kapalı hemen onları istiyor.Özellikle Caillou ,en yenisi o şuan sanırım ondan..Bir de en iyi oyun arkadaşı kendileri...


Genel bir alınganlık hali var buaralar..

Kendini yetersiz hissetme durumu sözkonusu.Geçen gün ben çok başarıksız bir çocuğum bak yapamadım dedi...Çok üzüldüm hemen durumu toparlayıp tam tersini anlattım ona biraz kendine güveni geldi..Dönemsel olduğunu düşünüyorum...


Birde sevgili Beyzacığımdan bizi bu konuda bilgilendirmesini isteyeceğim..4 yaş çocuklarda bu tarz duygusal yoğunluklar normal mi ayrıca oyuncaklarına olan bağlılıkları ne zamana kadar sürer..Bizimkinin özellikle bir iki tanesini çok sevmesi ve yanından ayırmaması hali mesela ...


Bahçede,parkta oyun oynarken gayet normal ilişkiler içinde gözlemlediğim kadarıyla çekingen bir çocuk pek sayılmaz..Endişem bu oyuncak arkadaşlığı onu olumsuz etkileyebilir mi??


Sizde tecrübelerinizi yazarsanızı sevinirim..Belki de kaygılanacak birşey yoktur.


iyi haftasonları,sevgiyle

nehircce

18 Ağustos 2010 Çarşamba

mesela şuan...



Bugün ucu tıkanmış musluk gibiyim,pek akasım bir avuç yeşili sulayasım yok...

Düşünüyorum da zaman zaman,mesela şuan... nasıl bir kargaşanın içindeyiz.


Zamanın elinde, pilli bir oyuncak gibi, o isteyince 24 saati istediği gibi oynar olmuşuz.
Kayıplarımıza arkamız dönük,önümüzdekilere hayrımız dokunmaz olmuş..


Bazen bir arka sayfa haberi kadar önemsiz..
Bazen bir renk cümbüşünde,manşet olmuşuz...


Durup düşünüyorum da zaman zaman,mesela şuan sadece bildiklerimizle yaşar olmuşuz..


nehircce
Tüm hakkı bana aittir.
Fot.netten alıntıdır.

11 Ağustos 2010 Çarşamba

Herkes anne olmasın...


Dün akşam iş çıkışı apartmanın bahçesinde,asmanın altına oturup biraz soluklanmak istedim...
Komşular sohbette çaylar içilmişti..Kısa bir hal hatır sorma sonrası biraz dinlenip eve çıkma arzusundaydım...Öylece izledim onları bir gözüm de bisikletiyle dolaşan oğluşta...

Sonra güzel lüks bir araba durdu bahçenin önünde...Malum karşı komşumun torunu, benim çocukluk arkadaşım X kişi...Aynı yaştayız kendine ait bir işi,bir evi ,bir yazlığı ve bir de luks arabaları var...
Her gördüğümde içimden geçen hep aynı şeyler.Yine engel olamıyorum kendime; çalışmaksa daha fazla çalıştım,okumaksa oda öyle,ama gelgör ki durum ortada ...Nasıl ??

Bu arkadaş 5-6 ay kadar önce anne oldu,çocuğun babası çok yakın arkadaşı(imiş) evli 2 çocuk sahibi birisi,adam bir daha görünmedi...

Sonra anne olan bu arkadaş, doğumdan sonra çocuğunu kendi annesine bırakıp hayatına kaldığı yerden devam etti,ediyor... (Hiç emzirmeden)


Dün annesi ve çocuğunu almaya gelmiş belli ki,kucağında çocukla indi anane apartmandan...
Arabaya yaklaştı,bu arkadaş arabanın kapısını bile açmadan oturduğu yerden kalkmadan ve arkasında ki çocuk koltuğuna yerleştirilen kızına bir merhaba demeden çalıştırdı arabasını ve gittiii...

Sadece özel şöför gibi...
Bir gün boyunca görmediği kızını görmezden gelerek...

Öyle içim acıdı ki,o kız çocuğu için ve gelecekteki mutsuzluğu için üzüldüm...
Oysa ben sadece bir yabancıydım artık...

Niye doğurdun o çocuğu,kendini sağlama almak için mi yoksa sadece egonu tatmin etmek için mi...

Ya da ben anneyim,çocuğum da var kariyerimde haaa bir de lüks arabalarım...
var demek için mi ??

Keşke azıcıkta anne şevkatin,sevgin olsaydı be kızım...Biliyor musun onu hissederek yaşasan gerisi ne kadar da anlamsız...Ahh bir anlasan...

****
Dayanamadım son aylarda bu manzaraya birkaç kez şahit olmaya;bu kızın çocuğunu bırakıp bırakıp gitmesini bir kez bile emzirmemesini, bildikçe yazmadan duramadım...
Ne olur herkes anne olmasın...

Sevgiler
nehircce


Vee tabikii...
Hayırlı Ramazanlar ,bereketli huzurlu bir ay olsun hepimiz için...

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Bugün fotoğraf yook...

Merhaba,

Güzel bir haftasonundan sonra buruk bir güne başlamak biraz zormuş ...
Ezginin günlüğü dinliyorum,ne zaman içimdekileri tarif edemesem kendime ya da yanımdakine hep onu ya da Yeni Türküyü dinliyorum..

Beni gülümseten ise yine oğluş ;

dün dediki;

Anne bayıysaklayım acıyor,
hıhhh,
bayıysak mııı
nasıl yani efoş nasıl oluyor ?
Tüküyüğümü yutuyoyum yaaa, içte ozaman bayıysaklarım acıyor ...
Boğazını gösteriyor :))
Bademcik annecim onlar bademcik :))))
hıı bademcikleyim acıyo o zaman :))

***

Akşam apartmanımızın bahçesinde küçük bir nişan merasimi vardı,
Efoş hadi bizde gidelim dedim,
Tamam,ama napıcaz orda ??
oynarız bizde,dedim :))) Çiftetelli eşliğinde insanlar müthiş eğleniyorlar,ama o durumu algılayamadı...
Efeden gelen cevap şuuu, tamam o zaman bende tombalamı alıym bizde onu oynarız :))))

Bunları hatırlayınca yüzüm gülüyor..

İşim çok stresli songünlerde,kendim de huzursuzum biraz, geçer ama inanıyorum...

Herkese iyi haftalar.
Sevgiler
nehircce

4 Ağustos 2010 Çarşamba

SAFRANBOLU...

Selam,
tatil bitti bitmesine ama nehircce tembellikten birazda işteki yoğunluktan ekleyemedi fotoğraflarını...
Neyse hadi başlayalım,




Biz bu şehirde önce birbirimize,sonra sana aşık olduk ...



Aslında gezimiz önce,Düzce Akçakocadan başladı..Orda kısacıkta olsa denize girdik.Çok hoş bir kasabaymış ben oldukça beğendim..Yalnız denizi çok dalgalıydı..

Sonra sırasıyla Alaplı,Ereğli,Zonguldak şehir merkezi, sonra Gökgöl Mağarası...
Çaycuma da 1 gece konaklama..

Ertesi gün muhteşem doğasıyla Bartın İnkumu ve Amasra bu iki yere tek kelimeyle bayıldımmmm.... İnkumunda denize girmek Amasrada balıkçıları izlemek muhteşemdi...
Gezimiz Safranbolu Yorgancılar konağında son buldu...

Safranbolu, benim eşimle tanıştığım,aşık olduğum,birlikte okuduğumuz,gezdiğimiz,gördüğümüz küçük şehir...Oğlumuza oraları gezdirmek ayrı bir güzel ve manalıydı..

O yüzden post sırasında ki öncelik ona :)) Safranbolu'ya...



Burası Arasta Çarşısı,el emeği göz nuru ne varsa bulabilirsiniz burada,fiyatları da öyle çok yüksek değil bilesiniz.Çocuklarınız için nostaljik tahta oyuncaklar alabilirsiniz,sevdiklerinize iğne oyalarıyla süslenmiş örtüler,kaşıklıklar vs...

Anne oğul gözümüz yolda,dağda taşta,yeşilde,suda..

Küçük Gezgin elinde dürbünüyle, yıllar önce sınıf arkadaşlarımızla çıktığımız Safranbolu nun en yüksek dağına bakıyor...O bakıyor biz derinlere dalıyoruz...


Safranbolu Bulak Mağarasına çıkmak için oldukça uzun bir merdiven tırmanışı yapmak zorundasınız bu yarısı...Oğlum hiç mızmızlanmadı afferin ona...

Veee mağara,çekim yasak ben dayanamayıp birkaç poz çekiyorum..Özürrr özürrr ...

Mağaranın girişine geldiğinizde dışarının sıcak havasını geride bırakıp, yüzünüze usul usul değen soğuğu içeriye süzüldükçe daha yoğum hissediyor.Sonra üşüyorsunuz...Ama açılan nefesinizle,gördüğünüz güzellikler büyülüyor sizi...

Burası İncekaya Su Kemeri...Safranbolu da heryerden su akıyor.Kışın coşkuyla, yazın hüzünle ama yılmıyor akıyor...


Ve kaldığımız konaktan nostaljik bir lamba örneği...

Beğendiniz mi ?


Sevgiler
nehircce








29 Temmuz 2010 Perşembe

Kısa bir tatil..


Ben yarın sabah, 3 günlük bir tatile gidiyorum.Yollara düşüyoruz, elimizde harita,fot.makinesiii :)

Eşim seyehat için gidiyordu ben de izin alıp peşine takılıyorum.

Akçakoca,Zonguldak,Bartın,Amasra,Safranbolu uğrak yerlerimiz şimdilik.

Dilerim güzel geçer.


Detayları gelince aktarırım.

Beni merak etmeyin :)))


sevgiler

nehircce

27 Temmuz 2010 Salı

Oğluş bu sıra...



Bu ara sana bir haller oldu,biliyorsun dimiii..


Sürekli ellerimi yıkayacağım bahanesiyle banyoya gidip artık çok rahatlıkla açtığın musluğu kaldırıp,sözde el yüz yıkıyor,saçlarını ıslatıp,bir koşu bizim yatak odasında buluyorsun kendini...


Sonra mı sonrası şu,


kapının kenarından seni gizlice izleyen anneni farketmeden,


kendi kendine konuşarak saçlarını yukarı doğru (o benim için hala minik ellerinle) kaldırıyorsun..Aynada.


Ne dediğini henüz anlayamadım ama belli ki çok ciddisin.Aynaya uzun uzun bakıp tam önünden çekilirken de bıyık altı bir gülümsemen var ki..Ayy bir güzelsin,bir komiksin ki, görsen bir kendini..


Sonra tam odadan çıkacakken geri dönüp,artık buraya da boyun yetiyorya, babanın parfüm şişesine uzanıp babandan gördüğün gibi bileğinin içine doğru sıkıyorsun parfümü :)))boynuna sürüyorsun sonra :)))


Birde ben tüm bu olanlardan habersizmişim gibi yanıma gelip kolunu koklatıyorsun bana..Bende ısırıyorum seni mıncık mıncık yapıyorum :)))


Ne çabuk büyüdün...

Annen...





Not : Canım arkadaşım Kırmızı Uçan Balon un, yani Beyzoşun dört gözle beklediği güzel kızı Pazartesi günü doğdu...Öyle merak ediyorum ki onları ama taaa Amerikalarda olmaları sebebiyle heyecanımı İstanbul a dönüşlerine saklıyorum.Beyzoş belki de bir fot.koyarsın bloğuna ne dersin :)) öpüyorummm sizi...

Bu sabah...


Sabahın körü,oğluş ağlayarak uyandı kaynım ağyıyor diye,

çişi de gelmiş elbett.Alıp bir koşu götürdüm WC ye..Oturttum klozete,sağolsun ayarlayamadı yine,daha gözlerimi açamamışken çişe bulandı her bir yanım..Ohhh yüzümü yıkamış kadar oldum serin serin.Sağol Efe dedim...Bizim ki zaten ağrılı bir de ben kızınca iyice alındı daha çok ağlamaya başladı.Apar topar üstünü değiştirip yatırdım yatağına..Ben mi ? sanki hala sidik kokuyorum :)) Elimde vileda, baya hoştum yani sabah sabah... Bunların hepsini gözlerim kapalı yaptım afferinn bana :)


Sabah servisteki arkadaşlar erkenden işe gelme kararı aldıklarından,ben de doğru otobüs durağına yollandım.Ara sıra böyle halka karışmak iyi oluyor..Nasıl sıkıntılı o otobüsün içinde insanlar, halime şükür için bir sebebim daha oluyor böylece..Geçmişteki eziyetlerimi düşününce..Mecbur kalıp binen herkese sabırlar diliyorum..

Işıklarda duruyoruz,minibüsün camına resmen yapışmış, 9-10 yaşlarında bir erkek çocuğu dikkatimi çekiyor.Elinde belli ki annesinin hazırladığı bir tost,ya da yarım ekmek arası domates peynir...Alelade bir poşete sarılmış eline tutuşturulmuş..Karnı aç besbelli çünkü gözü sürekli onda,kalabalıkta itiş kakışın içinde elinden düşürmemeye de gayret ediyor belki de..

Tam da sanayi sitesinin önünden geçiyoruz.Belli ki oralarda bir yerlerde çalışıyor.

Ya okumadığı için ailesi vermiş bir tamirciye çırak, ya da yaz döneminde eve para götürme,okul harçlığını çıkarma telaşına düşmüş şimdiden...

Düşünüyorum da her ikisi de kötü ve her ikisi için de çok ama çok küçük...


nehircce
fot.netten alıntıdır.

26 Temmuz 2010 Pazartesi

Geç kalınmış bir post...

Merhabaa,
Bu postu paylaşmak için,çok geç kaldım biliyorum.
Tatil sonrası fırsat bulamamıştım fotoğrafları düzenlemek için.
İşte bizim tatilimizden kısa kısa görüntüler..

Jumboyu hatırlarsınız belki,oğluşun en has, oyuncağı yol boyu sarmaş dolaştılar.Kışlık yeleğini çıkarmadı hayvancağızın :)) komik çocuk..


Uyandığında bu lokumlardan yedi sürekli,tatlı başlasın tatili diye sanırım...

Vee nihayet, şehir merkezi tabelamızı görüyoruz..Ben doğma büyüme İstanbulluyum,ama annem babam ve tamamen tesadüf eşimde Samsunlu,haliyle çocukluğumdan beri her sene gittiğimiz memleketimize ilk giriş de hep yüreğim pırpır atar..
Yazlık evmiz,bahçemiz merdivenlerdeki güzel çiçeklerimiz ...
Havanın kapalı olduğu bir gün denizi,kumu bırakıp bu doğal güzelliklerin olduğu yerleri gezmeye karar verdik..Yer Bafra Kolay ilçesi Kolay Barajı kıyısı...Tam üstteki fotoğrafta MÖ 300 yıllarda yapılmış bir kral mezarlığını görüyorsunuz ..Her yer yemyeşil..

O günümüzü hatırlayınca çok mutlu oluyorum.Tüm aile çok iyi vakit geçirdik.Çoğu doğma büyüme oralı olmasına rağmen bu güzellikleri ilk kez keşfettiler ben ve eşimle..

Yolun sonuna yaklaşırken bir mola veriyoruz karnımız açıktı tabii..
Baraj kenarındaki alabalık tesisine yerleşiyoruz...Tam bir yerleşme yalnız toplam 20 kişiyiz çünkü :)) Sabırsızlıkla balıklarımızı beklerken; yapılan şakalara gülüyor,sayısız fotoğraf çekiyoruz.Hep güzel anmak,iyi hatırlamak arzusuyla tüm insanları..

İşte beklediğimize değen anın fotoğrafı :)))
Umarım beğenip,merak etmişsinizdir.İnşallah birgün sizin de yolunuz oralara düşer..
Ayrıca hepimizin Kandili mübarek olsun..
İyi Haftalar.
nehircce

23 Temmuz 2010 Cuma

İyi haftasonları..

Şurda sevdiğim bir dostumla oturup sohbet etmek vardı şimdi..
Boş masada,iki finçan çay yada kahve.Birer dilim de kek hiç fena olmazdı ne dersiniz..
Haaa bir de ortada küçük bir vazo içinde renk renk kır çiçekleri..
İçilenin yenenin tadı damakta,edilen sohbetin güzelliği yürekte kalmalıydı.

Neyse biz olanlarla idare edelim.
Bu akşam oldukça kalabalık bir ortamda bulunacağım.Tabu oynacağız becerebilirsek,gülüp söyleyeceğiz belki de..Yarına daha güzel bir hayalim var.Belki fotoğraflayabileceğim,kimbilir neler göreceğim..

Çok ama çok güzel bir haftasonu diliyorum size.

sevgiler.
nehircce