16 Mart 2009 Pazartesi
Mutluluk Mim'i :)
Hep merak etmiştim bu mim olayını bana da nasip oldu :)))
Beni mutlu eden şeyleri yazmam istenmiş yazayım o halde :)
Öncelikle ; Sağlığımla ilgili ciddi problemlerim olmadığı için mutluyum
Sonra oğlumun ve ailemin varlığı beni çok mutlu ediyor
Yakın çevremin sağlıklı olması da mutluluk verici başka birşey tabii.
İyi bir dost sahibi olmak ...
Babamın varlığı ...
Oğluşumun sevinç kahkahalarını duymak...
Oğluşumu ne kadar büyüsede kucağımda uyutmak öyle uzun bir süre kalmak..
Flame nin dediği gibi bazen bir film,bazen de sevdiklerimle içtiğim bir Türk Kahvesi...
Bu aralar da baharın gelişi :)
Bir de bu bloğa sahip olmak tabiii.
....
Sonra küçücük bir şey bir kalem,bir kitap, boya malzemeleri,eski bir fotoğraf vs...
Kısıtlıda olsa fotoğraf çekmek.
Ne kadar çok şey varmış yazınca ,bana hatırlattığı için flameye çok teşekkür ederim.Sevgiler
Bende bu mim i sevgili mintaya (http://mintagunlugu.blogspot.com/ ) ve fikir işçisi ne gönderiyorum.http://umitburcu.blogspot.com
13 Mart 2009 Cuma
Güneşi gördüm ...
Mayınların arasında kalmış küçücük bir köy...Okula gitmek için 40 km yol tepmeleri gereken, bu yüzden okuyamayan çocuklar...
Sadece hayvanlıcıkla geçinen, sütlerini, peynirlerini satmak için çıktıkları dağ yollarında terörist sanılarak ateş altında kalan insanlar...
ve daha bir sürü olumsuz şartlar...Sonrasında göç etmek zorunda kalan iki aile ve onların savruluş hikayesi...
Lütfen izleyin...
Yeni gösterime giren bu filmi, eşim görmeyi çok istemişti.T.annem de oğluşumuza bakmayı kabul edince saat 19:00 seyansında, Kozyatağı Palladıum sinemalarında izleme fırsatı bulduk.Küçük bir baş ağrısıyla gitmiştim maalesef ,genelde yanımda taşıdığım kolonyam yine benleydi. Ağlamaya başladıkca hafifletti biraz beni .. Bir ara acaba eşimde de ağlama belirtileri var mı diye baktığımda onunda gözlerinin çoktan kızarmış olduğunu gördüm.Uzanıp elini tuttum, ikimizde orda yaşanan tüm olaylara ama özellikle çocuklarla ilgili olan sahnelerde ortak fikirdeydik bunu çok iyi biliyordum..Eve gelince oğlumuza sıkıca sarıldık.Sonra ben deli gibi artan beni çıldırtan baş ağrımla ve filmin etkileyici sahneleriyle baş başa kalıp derin bir uykuya daldım...
Herkes düşünce yapısına göre farklı sonuçlar çıkarabilir bu filmden.Ama bence iyi bir özeleştiri olmuş. Gidin, görün, ağlayın, düşünün derim...
Sevgiler,
12 Mart 2009 Perşembe
Kapalıçarşı :)
Bugün size, tam iki yıl önce çektiğim bir fotoğrafımı yayınlıyorum.Ben çok severek çekmiştim.Yer Kapalıçarşı o kalabalığın içinde epey bir deneme yapmıştım bunu yakalamak için.Çünkü malum kapalıçarşı dediniz mi akla ilk gelen insan keşmekeşidir.
Aradığınız bir çok şeyi bulursunuz orda hele de sessiz , dar arka sokaklarında :)) Özellikle restorasyon çalışmalarımız sırasında gezinip araştırırken ne bilinmeyenler bulmuştuk :)) mesleğin en keyifli yanıda bu zaten keşfetmek...
Bu fotoda benim için özel, o günleri anımsattığı için, bana sevdiğim işi unutturmadığı için...Birde canım sewoşumun, bana bunu iki sene sonra hala sakladığı yerden çıkartmasıda hoştu tabii.Onun sayesinde hemen yayınlayabiliyorum.Yoksa evdeki arşivden bulmam zaman alabilirdi.
Umarım beğenmişsinizdir.Bu arada fotoğraflarımı beğenen boncuk dosttum, aynur a. ya da çok teşekkür ederim :)))
Sevgiler :)
11 Mart 2009 Çarşamba
Dostlara !!
Aslında ne çok şey vardır paylaşılacak.
Şen kahkalar atmak,sarılmak,dertleşmek,ağlamak,gezmek görmek istersiniz birlikte..Sadece düşündüğünüzle kalırsınız.Hep özlersiniz hep uzaktan bakarsınız.
Kimi çok yakındır size, kimiyle aranızda yollar,dağlar,denizler vardır.Olsun değişen birşey yoktur aslında ,hatta yakın olan uzak olandan daha az görülür.Mesafe değildir aradaki şey başka birşey adı olmayan birşey...
Zaman mıdır araya giren, yaşanmışlıklar mıdır kim bilir.
Sizinde varsa böyle dostlarınız, bir adım atalım derim birlikte...
Bu yazımı bugün, öyle dostlara armağan ediyorum,
Sevgiler ....
9 Mart 2009 Pazartesi
Hoş bir haftasonu :)

6 Mart 2009 Cuma
Yağmur yağıyor seller akıyor :))

3 Mart 2009 Salı
Kandilli..
Merhaba,
Size Kandilli den küçük bir boğaz fotoğrafı yeni çekilmiş dumanı üstünde :)
Türk Kahvesi keyfime de diyecek yok sanırım :) Sewoş haftasonu yapmadın bir kahve içemedik :))) bak ben boğaza karşı içiyorum sana nispet yaparak :)))) Canım arkadaşım seni de beklerim .. Bu fotolar da senin için olsun :)))
Bu sabah yine küçük bir baş ağrısıyla uyandım.Ama işe gelince yukardaki manzara ve kahvaltı sonrası içtiğim kahve kendime getirdi beni :) Aslında kafama takılan çözmem gereken sıkıntılarım var ama buna da şükür diyiyorum geçecek elbet hepsi :) Baharın geliyor olması da beni çok sevindiriyor bugünlerde ;sanırım hepimizi.Sabah uyandığımda gri bulut kitlelerini görmeyi sevmiyorum ben, ışıl ışıl bir sabaha uyanmak en büyük neşem :) Yakında ağaçlarımızda çiçek açmaya başlar ne harika olur değil mi.. Şimdiden heyecan verici doğrusu..
Çok pozitif bir yazı olmuş galiba :))) herkese pozitif bir gün dileyeyim öyleyse ...
Sevgiler,
2 Mart 2009 Pazartesi
karakedi
Herkese iyi haftalar , sabahtan beri bir türlü fırsat bulup yazamadım.Yoğun bir gün geçirdim ama bugun işten erken çıkıcam :)) oleyyy
Malum kriz sebebiyle eşim yaklaşık üç aydır belirli periyodlarla ücretsiz izin kullanmak zorunda kalıyor.Sabah oğlumu ve onu uyurken bırakıp işe geldim ve inanılmaz imrendim onlara :) Mecburi bir durum tabii ama ben yine de kıskandım onları :))
Bugun öğlen civarı eşim bir heyecanla aradı ofisi .. Sana yılın espirisini söyleyeyim mi diye :) Olay aynen şöyle gelişmiş :
Eşim mutfakta oğlum ve kendine kahvaltı hazırlıyormuş.Meraklı oğlum içeri süzülmüş :)
oğlum : - Baba ne yapıyorsun
eşim : -Yumurta
oğlum: - kime yapıyorsun
eşim : - sana bana
oğlum heyecanla soruyor :
- peki Karakediyee eeee :))))
sevgilerrrr :))))
26 Şubat 2009 Perşembe
Çocuğunuzla yapacağınız kolay bir tarif :)
25 Şubat 2009 Çarşamba
Dün akşam eşimle,malum istanbul trafiğinde eve her zamankinden daha geç gidebildik.Oysa oğlum son telefon görüşmemizde anneee çabuk gel demişti bana :) Tüm günde ananesine ben anneme gidicem onu çok özledim demiş :)))
Benim eve gidip pasta yapma heyecanıma engel oldukları için tüm Tepeüstü civarında arabalarını uygunsuz park eden,ışık kurallarına uymayan herkesi kınıyorum. Kavşak kenarlarına da park yapılmazki yada bekleme, ne tuhaf milletiz anlam veremiyorum. Arkada acelesi olan(benim gibi) ,hastası olan vs... bir sürü insan birinin keyfi gelsin de yol açılsın diye saatlerce bekleyebiliyor.
Apartmanın önüne arabamızı park ettiğimizde oğluşumuz da camda bizi bekliyordu ananesiyle, ellerini kocaman açmış el sallıyordu bize :) Hemencik girdik apartmana bir telaş önce kim alacak oğlumuzu diye :) O ise kapıda, tüm apartmana geldiğimizi duyurur vaziyette anneeee, babaaaaa geldiniz mi :)))))) sonra kucaklaşmalar öpüşmeler,her akşam olduğu gibi..
Üstümü bile çıkartmadan hemen işe koyuldum.İlk önce yemek işini halledip hemen pastaya giriştim.Önce üstünü süsleyecek malzememiz olmadığı için üzüldüm; ama dondurucuda ki yazın Samsun da babamın köyüne yaptığım geziden, topladığım kızılcıklar geldi aklıma :))) İnanılmaz sevinerek aldım elime birde ne göreyim yazın topladığımda ve dolaba koyduğumda henüz sarımtrak ve küçük olan kızılcıklar resmen büyümüşler . Şaşkınlıktan bakakaldım.Hala normal mi bilmiyorum. Neyse süsleme kısmında oğlumdan yardım aldım.Birlikte birşeyler yaptığımızda daha iştahlı yiyor yoksa pek yemek yemeyi seven bir çocuğum yok maalesef ama buda bir metod oldu benim için, iyi geldi bize tavsiye ederim.
Sonra oğlumu salona gönderdim ve sana birazdan süpriz yapıcam dedim :) Kıpır kıpır ne yapacağını bilemez bir tavırla koştu içeri :) Ve sonra süprizzzzz :) Eğlenceli bir akşam oldu birlikte iştahla yedik uyduruk ama manası güzel pastayı :)Artık oğluma yaşını sorduğumuzda da iki buccuk üç diyor :))))))
Bugunlük de noktayı koysam iyi olacak sevgiler,
Hepinizi öpüyorum
24 Şubat 2009 Salı
Ordan Burdan Serisi


16 Şubat 2009 Pazartesi
Ordan Burdan serisi...

Merhaba,
İyi haftalar, umarım herkes güne iyi başlamıştır.Ben sabahtan beri süren yan dairedeki tadilat yüzünden sinir krizleri geçiriyorum :) sürekli beynimle temas halindeyim nolur ağrıma ama nolur diye :) Sanırım dairedeki tüm kolonlar kirişler balyozla indirildi , yoksa saatlerdir ne kırıyor olabilirler küçücük evde :)
.......
aaaaa :)
Size güzel bir haberim var geçen cuma günü bir hikayeye başladım.Malum başlamak bitirmenin yarısı inşallah bende ağır ağır bitiricem :) Hemen de paylaşıcam sizle ,İstanbul Londra ile karışık bir hava halindeyken bu günleri verimli geçirmeliyim.Bahar gelirse yazamam sanırım :) İçim kıpır kıpır aklım hep dışarda mümkün değil...
......
Öncelikle yukarıda iki yeni kitabım, tavsiye listesine alabilirsiniz. Ama Yalnız Yürümek daha çok genç ruhlara hitap aden bir gerçek öykü , Lise yıllarında yaşanmış bir hikaye...O dönemlerini özleyenler içinde hoş olur tabii. (Zeynocum sana saklıyorum bu kitabı)
Diğeri Anne Soprani'nin Sürükleyici bir sürgün hikayesi diyebilirim. Kenize Murad'ın Saraydan Sürgüne kitabını okuyanlar bu tarzdan zevk alabilirler.
......
14 Şubat herkes için bir şey ifade edebilir bir tarih, benim ve eşim için birşey ifade etmiyor tabii :) evlilikte 5 yılı devirince toplam 9 yıllık bir ilişki içinde artık evlilik yıldönümü bile sıradan birgün olabiliyor.Tabii olmasa keşke ama oluyor ne yazıkkı :) Biz ogün tamamen tesadüf, Haldun Taner Tiyatrosunda,Sait Faik 'in hayatını anlatan '' Öylesine Bir Hikaye''isimli oyunu izledik. Fırsat bulursanız izlemelisiniz. Naşit Özcan,Savaş Dinçer den çok iyi devralmış bu rolü.Eşim biraz sıkılsada ben aradaki Akordiyon ve Klarnet sesiyle mest oldum. Tiyatro en sevdiğim sosyal aktivite, bu hafta sonuda üç kız kardeş olarak üç kız kardeş oyununa gidicez saat üç de :) bu kadar rakam tutturmak hüner ister herhalde :) Başımıza birşey gelmez inşallah kızlar :)
......
Bu arada sanırım kimse kendine yeni bir uğraş bulamadı kimseden ses çıkmadı.Umarım zamanınızı iyi değerlendiriyorsunuzdur. Tabii vakit bulabilenler için bu sözüm, yoksa zaman öyle nankör ki bazen ....
Hepinizi öpüyorum eleştirilerinize açığım, sevgilerrr
5 Şubat 2009 Perşembe
BİR UĞRAŞ SEÇİN :)

30 Ocak 2009 Cuma

28 Ocak 2009 Çarşamba
Ordan Burdan 2


Tekrar merhaba,
Yine epey olmuş yazmayalı,hem evde oldukca yoğun geçiyor zaman hemde işte..
Bugunlerde oğlum çok düşkün bana,sürekli kucağımda yada pantolonumun ucunda nereye gitsem peşimde.Sürekli ''annecim seni çok özlüyorum'' diyor .Öyle üzülüyorum ki, o an herşeyi bırakıp tüm zamanımı onla geçirmek istiyorum.Ama yetiştirebildiğim kadar ilgilenebiliyorum işte.
Dün birlikte uyuduk onla, ikimizde kendi kitaplarımızı okuduk :) tabii o masalsı bir şekilde mırıldandı sayfaları çevirirken, okuyo gibi yaparken hiç zorlanmadı:) sonrada ''anne ben bitirdim hikaaayemii hadi yatalım dedi'' :) Sonra uyudukk güzel güzel ...
Hem anne olmak hem de çalışmak çok zor bence,ama şartlar maalesef buna zorluyor insanları bu şehirde.Helede böyle bir kriz döneminde çalışmamak lüks kalıyor artık kadın için.
.......
Geçen hafta bahsettiğim kitapları aldım.İlk okuduğum Luısıto oldu Susanna Tamaro yine çok akıcı anlatmış ve bir çırpıda bitirmiş; yaşlı ,yalnız bir kadının hayata tutunma hikayesini.Çok güzeldi ama sonu daha farklı bitmeliydi bence :)))
Diğeri Uçurtma Avcısı hala okumaktayım kesinlikle tavsiye ediyorum.Afganistan Kabil de başlayan çok çarpıcı bir hikaye çok da sürükleyici. Bu kitap tavsiyesi için de arkadaşım Afuş'e teşekkür ederim.
Bu arada eski iplerimi ortadan kaldırmak maksadıyla başladığım ilk süveterimi bitirdim giydim bile ;ama fotoğrafını çekemedim henüz. Acemice ama güzel oldu diyebilirim. Diğerine de başladım bitmek üzere ,çok vakit bulamadığımdan yavaş da ilerlese bu haftasonu bitirmeyi planlıyorum.
Şimdilik benden bu kadar..Hikaye yazmak için kendimi zorluyorum ama bu iş şarkı sözü yazmak gibi birşey sanırım, henüz ilham denen nazlı bey yada hanımefendi uğramadı bana :) En kısa zamanda inşallah çakışır yollarımız.
Sevgiler,
16 Ocak 2009 Cuma
Ordan Burdan...
Bir haftadır eve her geldiğimde hiç birşey yapmadan dinlenmek istiyorum ama olmuyor. Mutfaktan tüm işimi bitirip çıkmam zaten oldukca zaman alıyor.Salona adım atar atmazda oğluşumun ''anne hadii gel deys yapalım'' sesi kulaklarımı dolduruyor. Yorgunda olsam genelde kırmadan yanında kalıp onun ders olarak adlandırdığı resim yapma işine girişiyorum.Biraz ev biraz ağaç çizince rahatlıyorum :) Bide her sayfada olması gereken ay dede tabii ki.. Bu aralar birde çuholaka (çikolata) çizmemi istiyor oğlum .
Bu akşam eve dönüş yolunda, İmge Kitabevi'ne uğrayıp listeme aldığım birkaç kitabı alacağım. Hem biraz kafamı da dağıtmış olurum.Oranın havası çok iyi gelir bana, tam on yıl oldu orayla tanışalı.(Aynur Ablam sağolsun) Kendimi nezaman yalnız yada yorgun hissetsem orda bulurum kendimi.Dinlenirim kendimce, yalnızlığımı unuturum.
......
Dilerim işin son aşaması olan yarınki hesaplarıda problemsiz halleder ve bu işi sonlarız.
Daha güzel yazılar yazmayı umarak, şimdilik bu kadar ...Sevgiler,,,
7 Ocak 2009 Çarşamba
SAVAŞIN ORTASINDA BİR çocuk...

..........
Yüreğimde kan lekesi
Nefesimde barut kokusu
Gözlerimde donmuş kalmış gözyaşlarım
Ağlamama bile izin vermiyorlar
Soğuktan nasılda acıyor ellerim...
Kulaklarım duymuyor artık, annemin güzel sesini
Babam bir ekmek için çıktı evden
Günler oldu gideli
Döner mi ???
Anneeeeeeeeeeee ! yine bomba mı attılar ?
Hadi kapatalım gözlerimizi
Görmesinler bizi....
nehircce
Bugun gazeteleri okuduktan sonra kendimce bir şiir yazmak ve savaşın ortasında kalmış bir çocuğun duygularına hayalimden ortak olmak istedim.Eminim benim bu şiirde anlatmaya çalıştığımın, yüz kat daha acısını yaşıyor onlar. Binlerce çocuk ateş altında şuan.Ne gelecekten beklentileri kalmış,ne bugunden.Yarını görürlerse çok sevinecekler hepsi bu.
Kim bilir ne umutları vardı çocukca,şuan sadece kuru bir nefesten ibaret hepsi.Alabilenler hala çok şanslılar.
Herkes gibi öyle canım acıyor ki.. Oğlumu bir saniye düşünemiyorum o sisli,karanlık savaş kokan şehrin içinde.Ya ordaki Savaş anneleri ne yapsınlar. Bir tarafım çok şükür özgürüz derken bir tarafım isyan ediyor.
Nasıl da güzel bir duydu değil mi özgürlük.. Sabah istediğin saatte kalkmak,istediğin gibi giyinmek,istediğin yere istediğin zamanda gitmek.Canının çektiği bir çok şeyi yiyip içmek. Düşünsenize tüm bunları yaparken birden daracık bir sığınağın içinde kendinizi. Aç susuz kaldığınızı , dışarı çıkabilmek için,tepenizdeki bomba seslerinin bitmesini beklediğinizi.
Kendimiz için şükredip onlar için dua edelim...
Ve bilelim Atamızın birkez daha kıymetini ...
Sevgiler...
3 Ocak 2009 Cumartesi
MİGREN
İki gündür içinde bulunduğum ruh hali sebebiyle yazamadım. Birde üstüne migren illeti gelince iyice kötü etti beni. Çekenler bilir nasıl bir hastalık olduğunu, aslında tam olarak hastalık mı onu da bilmiyorum.Can sıkıcı, ruh daraltıcı , mide bulandırıcı çok ciddi baş ağrısı yapan bir durum. Işığa bakamazsınız, güçsüz bırakır sizi.İçinizden birşey yapmak gelmez.Tıpkı iki gündür bana yaptığı gibi.
Bu sabah gözlerimi açar açmaz başımın ağrıyor olduğunu hissedince,kendimi daha kötü hissettim.İçim karardı hava da karanlıktı zaten. Zor attım kendimi sokağa. Temiz hava iyi gelir dedim ama şu saat oldu hala geçmedi. İş çıkışı kendimi mutlu etmek için birkaç parça birşey alma hayalindeyim. İnşallah gücüm yeter kendimi sevindirmeye.
Şimdilik burda nokta koyuyorum.Dilerim hafta başına motive olur ve daha moral dolu birşeyler yazarım...
Sevgiler,
31 Aralık 2008 Çarşamba
DÜNYA VE İNSAN
"Adam yorgundu; Pazar günü evde oturup dinlenmek istiyordu.
Ama oğluna da söz vermişti; onu sinemaya götürecekti.
Bir bahane bulup evde kalmak istedi.
Gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve dedi ki:
"Bu haritayı düzeltebilirsen seni sinemaya götüreceğim."
Kolay mıydı o küçücük parçalara ayırdığı haritayı toparlamak!
Ama aradan 10 dakika geçmişti ki, oğlu düzelttiği haritayla babasının yanına koştu ve
"Artık gidebiliriz sinemaya" dedi.
Adam hayretler içindeydi; "Bunu nasıl yaptın?" diye sordu.
Çocuk, "Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan vardı.
İNSANI DÜZELTTİĞİM ZAMAN, DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELMİŞTİ" cevabını verdi."
Bu yazı bugun bana Afuş tarafından gönderilmiş paylaşmak istedim.Alınması gereken mesaj oldukça açık işlenmiş... (Teşekkürler afuşcumm)
Yeni yılda savaşlar hiç olmasın, çocuklar anasız babasız kalmasın yada onlarda yem olmasın bu düzene. 2009 hepimize tüm dünyaya huzur getirsin .Sevgiyleeee mutlu yıllar
30 Aralık 2008 Salı
HEDİYE ..



