29 Nisan 2014 Salı

Biz çocukken ,çocuklar öldürülmüyordu...

Biz çocukken diye başlayıp sayfalarca yazmak istiyorum.

80 'lerde çocuk olmak, sokakta oynarken korkmamak demekti...
80'lerde çocuk olmak, sabah kahvaltısıyla sokağa çıkıp sadece yemek ve su molaları için eve girmek demekti.
80 'lerde çocuk olmak, ekmek arası domates peynir,dilimlenmiş karpuz yemek demekti...
80'lerde çocuk olmak, akşam ezanıyla eve girmek demekti...
Kararan havada saklambaç oynamak gibisi var mıydı ?
80 'lerde çocuk olmak,yan mahallede hiç tanımadığın çocuklarla arkadaş olup,saatlerce top oynamak demekti.
80'lerde çocuk olmak, bilyeli arabalarla mahallenin en dik yokuşundan sevinç çığlıklarıyla kaymak demekti.

***
90 'larda büyüdü kardeşlerim, yine aynı  korkusuzlukla, aynı coşkuyla...

Şimdi ise en zoru ne biliyor musunuz 2000 'lerde anne olmak...

Lütfen,  devletimiz daha kararlı kesin adımlarla yeni kanunlarla , bu çocuk kaçırmalarına, tacizlere, çocuk ölümlerine bir dur desin ne olur !!!


nehircce...



22 Nisan 2014 Salı

Keşke Gerçek Olsa -Beyaz Gemi

Merhaba,

Kitap okumak,  canımın sıkkın olduğu anlarda,bana hep iyi gelmiştir.

Öyle susar, günlerce okurum...Kimse karışmasın kimse ses etmesin isterim.

Son okuduğum bu iki kitaptan sizlere kısaca bahsetmek istedim.


Marc Levy nin Keşke Gerçek Olsa kitabını sevgili Seyhan ın kitapları arasında görmüş ve uzun süre önce listeme eklemiştim. Yalnız almak için epey ertelemişim. Kesinlikle çok beğenerek okuyup kısa sürede bitirdim.(Zaten çok kalın bir kitap da değil )  Marc Levy ile ilk tanışmam; ama diğer kitaplarını da listeme aldım.  Bu kitapta anlatılan olaylar öyle içine alıyor ki sizi,bir ara kendimle konuşuyordum :) Sanki evde biri varmış gibi :) Bu kitap filme de çevrilmiş, henüz izlemedim ancak, ilk fırsatta filmi de görmek istiyorum ... Ben kitap tavsiyelerim de pek konuya girmem, yine öyle yapıp alın okuyun diyorum sadece :)

Yalnız kitaptan aklıma kazınan bir sözü, buraya da en çok oğlum için yazmak istiyorum :

Ölen bir anne,yanan bir kitaplıktır !  


Bu söz öyle etkiledi ki beni, kelimelerle anlatamam bende ki derinliği...

**
İkinci kitabım ise Cengiz Aytmatov Beyaz Gemi.


Yine gecikmiş bir yazar ve kitap... Kendime çok kızdım, onca vakit alıcı, edebi olmayan kitabı okuyorsun da neden Cengiz Aytmatov 'u bu kadar erteledin dedim :(  Hatta utandım...

Bu kitabı okuyun arkadaşlar, benim gibi şüphe ile yaklaşmayın ...
Kahraman bir çocuk aslında ; ama ben Mümin Dede'ye hayran oldum ..Hayatımda büyük izler bırakan birine, o kadar çok benzettim ki , kitaptaki küçük çocuk oldum çıktım.. Kitap bitince sanki her şey benim başımdan geçmiş gibiydi...

Bu kitapta alınıp okunmalı, kitaplığınızda önemli bir yere konmalı diyorum başka da bir şey demiyorum :)

sevgiyle 
nehircce

9 Nisan 2014 Çarşamba

İçimi dökmek olsaydı keşke bunun adı...


Zaman zaman kendimi öyle yalnız hissediyorum ki ...
Sanki iki laf edecek insan yok öyle yalnız, kimsesiz...
O zaman uzakları uzaktakileri daha çok özlüyorum...

neyse bu da geçer...
neler neler geçmedi ki...

nehircce

7 Nisan 2014 Pazartesi

Mandıra Filozofu ve bizim aldığımız mesaj :))


Biz bu filmi ailece merakla bekledik. Severiz doğal yaşamla ilgili filmleri hele de komediyse...

Yalnız bu film bir komedi filmi değil bence, öyle çok güldüğüm bir sahne hatırlamıyorum. Film başladıktan sonra acaba izlemesek de  olur muydu bile dedim. Fakat film ilerledikçe gülümserken düşünmeye de başladığımı fark ettim.

Ayrıca verdiği mesajlarla birlikte, çok iştah açıcı bir film :) doğal hayatla ilgili öyle güzel bir anlatımı var ki ,taze tere-yağında kızarmış yumurtalar ,köy peynirleri,dalından koparılan domatesler,salatalar  derken.... Eve geldiğimde çoktan gözüm dönmüş bir şekilde acele acele sofra hazırlarken buldum kendimi :))) Filmdeki bazlama ekmeklerden de yaptım... Oğlum ve eşimi sofraya çağırdığımda ikisi de gözleri dönmüş bir şekilde hemen daldılar sofraya :))) Onlar da filmin etkisindelerdi hala :) İştahla yedik ve daha uzun yıllar bu şehirde esir olarak çalışmaya devam etmemiz gerektiği kanısıyla kalktık sofradan...



Bu filmde belki Çok gülemeyeceksiniz;  ama çok düşünüp çokkk  acıkacaksınız buna hiç şüphem yok...

sevgiler
nehircce


2 Nisan 2014 Çarşamba

Yatak odaları vs.

Merhaba,
Ara sıra dekorasyon yazıları yazmayı seviyorum.
Bir dönem iç mimarlık üzerine de çalıştığım için ayrıca ilgimi çekiyor . Değişik kanallardan yeni fikirler almak hoşuma gidiyor. Mesleğimi yaparken sık sık fuarlara katılırdık.ofise yeni kataloglarla dönmek ,yeni projeler olduğunda açıp onlardan faydalanmak, uygun alanlara seçtiğin eşyaları ya da banyo wc detaylarını yerleştirmek inanılmaz keyifli gelirdi.. 

Şimdilerde sadece kendi evim için, ışık oluyor bana bu baktıklarım :) 

Bugün yatak odalarına takıldım,bu karyola başlıklarını çok sevdim,özellikle beyaz olanı :))

sevgiler 
nehircce










Not :Fot. pinterest kanalıyla farklı panolardan seçilmiştir. Teşekkürler :)

24 Mart 2014 Pazartesi

Bir Pazarda böyle geçti...


Pazar sabahı mis gibi ekmek kokusuyla erkenden uyandım...Oysa zamanlama ekmeğin henüz pişmediğini gösteriyordu . Eve yayılan ilk koku bile benim gözlerimi açmama yetmişti. Çok fena bu ekmek işi çokkk...

Bizimkiler akşamdan tembihlediler beni, '' sakın erkenden uyanıp, ses yapma bir pazar da erken kalkmayalım nolurrr '' ee peki...

Sessiz sessiz geçtim salona, aldım elime kitabımı daldım okumaya,sonra bizimkiler uyandılar ...Alışkınlardır normalde, kahvaltı sofrası hazır olur onlar uyandıklarında ama kitabıma öyle bir dalmışım ki zamanı fark etmemişim...

Gün böyle sakin başladı,yorucu devam etti ...Ben ev işlerine daldım ,eşim çiçeklerimizi bahara hazırladı. Yeni topraklarına ,yeni saksılarına aldı hepsini can sularını verdi ... Bücür ise ödevlerine daldı,arkadaşına gitti oyun oynadılar.

Akşam olduğunda herkeste tatlı bir yorgunluk vardı. Köşesine çekilen dinlenmek için kendince yollar seçti. Ben kitabımla mutlu oldum,eşim haberleri izleyerek, oğlum ise resim yarışması için hazırlıklarına devam ederek...

Gün geçti ,akşam oldu,akşam bitti gece...

Yine bir pazartesi günü, şükür o da sakin atlatıldı.

Yarına Allah büyük....

sevgiyle...
nehircce


21 Mart 2014 Cuma

Önce/Sonra kutu kaplama :))

Merhaba ,
Uzun süredir takılarımı,odamdaki ıvır zıvır küçük şeyleri derli toplu tutmak için bir kutu düşünüyordum.
Bu eski parfüm kutusunu atmamış,saklamıştım gayet sağlam bir kutu olduğu için..
Ikea dan aldığım kumaş, yastıklarımı yaptıktan sonra biraz  artmıştı değerlendirmek için güzel bir uyum olduğunu düşündüm.
Önce kutumuzun eski hali :)
ve gerekli malzemeleri görebilirsiniz bu fotoğrafta.
İşte bu da bitmiş hali, epey uğraştım itiraf edeyim, kolay görünse de silikon tabancasının beni yarı yolda bırakması epey sıkıntı verdi  :((
Sonra oğlumun kağıt yapıştırıcısıyla devam etmek zorunda kaldım ama sonuç hiç fena olmadı ne dersiniz :))
Sizin de elinizde bu tip kutular varsa, ister benim gibi takılarınız için, isterseniz dekorasyon amaçlı kitaplıklarınızda vs.. değerlendirebilirsiniz.
Sevgiyle,
iyi hafta sonları :)

18 Mart 2014 Salı

Bahar evleri...


Uzun süredir yazmak gelmiyordu içimden...
Malum yaşananlar...
Bugün güzel bir güne uyanınca, biraz ses vermek istedim.
Güzel bir bahar sabahı, hem de çok anlamlı bir gün 18 Mart...

****
Beğendiğim güzel detaylar var bu evlerde.
Belki sizde seversiniz.





Bu çalışma bölümü bir harika !!!





Güneş alan evleri çok severim,kendi evimde böyle çok şükür.

Sizlere de bol güneşli,neşeli bir gün dilerim.

sevgiler
nehircce

20 Şubat 2014 Perşembe

Çocuk yaşadığını yansıtır...

Eğer Bir Çocuk:

Sürekli eleştirilmişse; Kınama ve ayıplamayı öğrenir.

Kin ortamında büyümüşse; Kavga etmeyi öğrenir.

Alay edilip, aşağılanmışsa; Sıkılıp utanmayı öğrenir.

Devamlı utandırılarak terbiye edilmişse; Kendini suçlamayı öğrenir.

Hoş görü ile yetiştirilmişse; Sabırlı olmayı öğrenir.

Desteklenip, yüreklendirilmişse; Kendine güven duymayı öğrenir.

Övülmüş ve beğenilmişse; Takdir etmeyi öğrenir.

Haklarına saygı duyularak büyütülmüşse; Adil olmayı öğrenir.

Güven ortamı içerisinde yetişmişse; İnançlı olmayı öğrenir.

Kabul ve onay görmüşse; Kendini ve insanları sevmeyi öğrenir.

Aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse; Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.

Dorothy Nolte


Eminim sosyal medya paylaşımlarında bir çoğunuz okumuştur bu yazıyı... Belki okumamış olanlarımız varsa diye yazmak, kendimce çıkardığım notlar için kalıcı olsun, yazılı bir yerde kalsın istedim.


Sevgiler
nehircce 

16 Şubat 2014 Pazar

Klasik bir pazar yorgunluğu...

Koca bir pazar günü, yaptığım ev temizliği beni bir hayli yordu :( 
Artık finale geldiğimde, ben küçük bir hediyeyi hak ediyorum dedim ve bu küçücük tahinli, kekcikleri yaptım.Yarın bücürün de beslenmesine girecek bazıları :) 

Yanında ada çayı içiyorum,sakinleşiyorum... birazdan güzel bir film seçip izleyeceğim. 

Size de kalan Pazar saatleri için güzel dinlenmeler dilerim.
sevgiler
nehircce

12 Şubat 2014 Çarşamba

Tombul Kızım


Bu hanım kızımızı dikiş dikerken, iğnelerimi üzerine batırmak için almıştım :))
Ama öyle sevimli ki kıyamadım iğne-danlık olarak kullanmaya, salonumun en güzel köşesine koydum.
Tombul tombul bakıyor bana, ara sıra cilveleşiyor ev sahibesiyle... Oğlum ya da eşim biraz yerini değiştirseler kızıyorum illa gözümün önünde olacak deli miyim neyim...

O kadar sevmişim ki bu post-a konu etmişim anlayın yani.

Beğendiyseniz English Home da bulabilirsiniz.

Sevgiler
nehircce

7 Şubat 2014 Cuma

Bugün biz evdeydik..

Bu blog sahibesi bugün izinliydi...
Bünye alışkın değil böyle hafta içi izin kullanmaya :) planlar havada uçuştu ne yapacağımızı şaşırıp, vaktimizin çoğunu evde geçirdik oğluşla...

O ödevlerini yaparken ben, geçen hafta aldığım; ama poşetini bile açmadığım evim dergisini inceledim.
Bu dergiyi hemen hemen her ay alıyorum bilenler bilir.. Hem hesaplı,  hem renkli, okunası sayfalar, uygulanabilir fikirler beni cezbediyor. 

Bir bardak kahve eşliğinde yarım saatte bitti kendisi ... Şubat ayını biraz zayıf buldum itiraf edeyim.Yine de keyif aldım tabii.
Derslerini bitirip yanıma gelen bücür, Bilim Çocuk dergisinden çıkan küçük tatil kitapçığını inceledi,resimlerini yaptı kes yapıştır bölümünü merakla bitirdi... Elimde kitap varsa yanıma kitapla,dergi varsa kendi dergisiyle gelip milyon tane soru sormasını sever oldum.

Bugün hava çok güzeldi malum,öğleden sonra  biraz yürüyüş yapıp,kırtasiye ,market vs... alışverişlerinden sonra eve döndük.Birer bardak çay içip,ısındık..Tv deki yemek programlarından birini izledik birlikte. Sonra ben yumak sepetime daldım oda kendi oyuncaklarına.. Birlikte sakin huzurlu bir gün geçirdik, ve bugüne şükrettik.

Sevgiler
nehircce

15 Ocak 2014 Çarşamba

Motiflere devam, bu sefer kocaman bir battaniye olacak...

Merhaba,
Geçtiğimiz günlerde biten bebek battaniyesinden sonra ev ahalisinden siparişler alıyorum...

Baktılar beceriyorum, biranda herkes üşümeye başladı :) Önce oğlum, sanırım birazda doğacak kuzene yaptığım hazırlığı kıskandığından, ilk bana yap anne dedi.. Hal böyle olunca renkleri bile bir heves kendi seçti. Anne olarak mecbur aldım elime tekrar ipleri... Yalan yok, ben de bu motifi çok sevdim, öyle her akşam elime alamıyorum ama, günde bir tane bitirirsem yüzümde güller açıyor.

Daha önce de söyledim mi  bilmiyorum ama, örgü kesinlikle bir terapi yöntemi... 

Yalnız, bu battaniye bizim sıpaya olacağı için, boyut çok daha büyük malum, bu kış sonu bitmiş halini yayımlarsam rekor kırmış olurum sanırım, ne dersiniz :)))


Aslınca yazmam gereken bir Ankara yazım var ama, onun için biraz emek verip cümleleri toparlamam lazım...

Fotoğrafta görünen palyaço, motiflerle ne uyumlu olmuş değil mi ? O da bizim bücüre Ankara hediyem...

Sevgiler,
nehircce


24 Aralık 2013 Salı

Küçüksu Kasrı Kafe...

Fot : nehircce


Güne güzel bir kahvaltıyla başlamak...
Hem de yıllar sonra ve hafta içi bir gün,  imkansız gibiydi ama oldu.. Tüm sınıfın aynı gün okulu kırması gibi ,tüm ofis iki saatliğine işi kırıp :) kaçtık.

Küçüksu Kasrı nın Kafesinde; hem fiyatı makul,hem de temiz doyurucu bir kahvaltı yaptık.. Biz memnun ayrıldık,hele boğaz manzarası görülmeye değerdi... 

Tavsiye edilir...

sevgiler
nehircce
Bu fot.netten alıntıdır.

19 Aralık 2013 Perşembe

English Vinglish /Güzel bir film...


English Vinglish  :)
Yanılmıyorsam İngilizce Mingilizce gibi bir şey :)) 
Benim gibi uzun süredir İngilizce ile boğuşan sonunda ay benim dil öğrenmeye yeteneğim yok deyip, işin içinden çıkan tembel teneke, biri için oldukça güzel bir filmdi...
Film 2012 Hindistan yapımı .Hindistan da yaşayan bir aile, evin içinde kendini sadece ailesine adayan bir kadın...Ama tüm fedakarlıklarını görmezden gelen bir eş ve bir kız çocuğu... İngilizce eğitim alan kızının alaycı bakışları altında ingilizce öğrenmeyi kafasına koyan azimli bir kadın...Gerisini anlatmayayım izleyin.

Eğlenceli,romantik zaman zaman komik bir film.

Tavsiye ederim...

sevgiler 
nehircce



Görseller netten alıntıdır.

16 Aralık 2013 Pazartesi

Bu kış neler okuyorum...

Merhaba Arkadaşlar,
Bu kış da daha önce ki kışlar gibi okumaya programladım kendimi...
İş ,ev ,çocuk derken pek fırsat bulamasam da gayret ediyorum, o da bana yetiyor. Genellikle yatmadan önce uykum gelene kadar, sayfa sayısı bu durumda değişkenlik gösteriyor :) okuyorum. Sabahları ise serviste iki tombul arkadaşımın ortasında kollarımı kıpırdatmadan okumaya çalışıyorum :)) Virajlarda inanılmaz zor oluyor ikisi arasında sıkışıp, elimdeki kitabı düşürmemeye çalışmak... Okumak için şartları zorluyorum anlayacağız...Pek elimde kahvem ya da çayım kitap başına geçemiyorum ama elden gelen budur sağlık olsun :))


Genellikle kış başında, bir de yaz başında elimdeki kitap listemi günceller ve toplu sipariş vermeye çalışırım .Alırken çeşitli kampanyalardan da faydalanmış oluyorum bu durumda. Genel de kitapyurdu nu kullanıyorum ama son siparişimde epey bir üzdüler beni...Yeni sipariş için biraz düşüneceğim !!

Sarah Jio ile tanışmak blog dostlarım sayesinde oldu. İyi ki de tanışmışız...
İlk kitabı Mart Menekşelerini elimden düşürmeden okudum diye bilirim, kış başında... Yağmur Sonrası ise yine çok güzel bir hikaye ile beni içine aldı . Olayın anlatıldığı zamana çekebildi.
Son kitap Böğürtlen Kışı ise henüz başlamama rağmen heyecan ve merakla okutuyor kendisini... Yalnız bu kitap ile ilgili bazı şüphelerim var kitap bitmeden anlayamayacağım için, yorumlamak sizleri etkilemek istemiyorum.


Bu kitaplardan ise; Kardeşimin Hikayesi ve Melekler Korusun-u okudum. 
Kardeşimin Hikayesi ; güzel ve ters köşe bir Zülfü Livaneli eseri olmuş.Başlarda biraz sıkılmış olsam da sonlara doğru ilgiyle okudum.
Melekler Korusun a gelince ; bir çok okur için çerez bir kitap  olduğunu düşünüyorum.Yeni başlayanlar için bir sürükleyici bir film edasıyla okunabilir :) 

Diğerleri de Böğürtlen Kışının bitmesini bekliyor,kitaplığımdan göz kırpıyorlar bana... 


İyi haftalar dilerim.
sevgiler
nehircce


9 Aralık 2013 Pazartesi

Poyraz 'ın battaniyesi...

Merhaba,

Daha önce burada  başladığım battaniyemi nihayet bitirdim,yapım aşamasındayken bebişin cinsiyeti de belli oldu. Hatta ismi de :)) Poyraz Bey in battaniyesi hazır  ...Teyzesinin 2.kuzusu, aramıza gelmene 2 aydan biraz fazla zaman var.Seni hemen göremeyeceğiz aradaki mesafeden dolayı; ama Türkiye ye gelişini sabırsızlıkla bekleyeceğiz... 


Sağlıklı güzel günlerde kullanman dileğiyle;

Teyzen 
nehircce

29 Kasım 2013 Cuma

Cocuksu Cuma'lar vardı...


Cocuksu Cumalar …

Kaç yaşımızda olursak olalım zaman zaman dalarız çocukluğumuza değil mi? Kimimiz hoş hatıralar, kimimiz hüzünlü izler hatırlarız... Ama hafızalardaki çocuksu cumalar hep aynıdır. O sabah başka bir neşeyle açar gözlerini insan, hevesle hazırlanıp okula gider . Hele bir de son iki ders Beden Eğitimiyse yüreklerdeki sevinç daha da katlanırdı.

Son ders zili büyük bir coşkuyla beklenir,içiniz kıpır kıpır oysa farklı bir şey yoktur eve gittiğinizde sizi bekleyen, olsun o gün çocuksu bir cuma günüdür. Cuma törenleri hep coşkulu geçer herkesin yüzü güler. İstiklal Marşımız biter bitmez ,kulakları dolduran çığlık büyür büyür, okul duvarlarının dışına taşardı. Sonra herkes bir tarafa savrulur, kimi başka bir sınıf sırasındaki kardeşini, kimi arkadaşını arama telaşına düşerdi. Sırtlardaki çantalar çarpışır birbirine, ellerdeki resim dosyaları düşer yere; ama kimse kızmazdı birbirine; çünkü o gün Cumaydı . En büyük keyifse eve dönüş yolunda arkadaşınla kol kola yürümek, sohbet etmek gülüşmekti.

Yürekler pırpır eve gelindiğinde, çantalar önlükler bırakılır bir köşeye.. Sonra TRT açılırdı hemen ,Susam Sokağı, hazırlanan ikindi kahvaltısıyla izlenirdi keyifle .Yine ne komikti Minik Kuş .Tahsin Amca ne de sevecendi...

Akşama ise tüm aileyi bir araya toplayan Süper Baba vardı. O gün hiç geçmesin istenirdi; çünkü o gün Cumaydı. Şimdi deliler gibi özlediğimiz çocuksu bir cuma günüydü...


                                                                                                      26 Aralık Cuma 2008
                                                                                                                                                   nehircce

Bu yazımı yıllar önce bloğumda paylaştığımda bu kadar okuyucum yoktu ...Geçmişe dönük yazıları gözden geçirince takıldım bu yazıma, gözlerim doldu.Bir kez de bu Cuma günü için yayınlayayım istedim...

Sevgiler...

26 Kasım 2013 Salı

Minik Mucizeler için...


Benim bir arkadaşım var,dost mu demeliydim öyle özel ,güzel,akıllı bir bayan kendisi...

Sevgim 13 yıl öncesine kadar uzanıyor ...Üniversite yıllarıma ,aynı sıraları paylaştığımız yıllar...
Sakinliği,usul usul ama ikna edici güzel konuşmalarını hatırlarım hep...
Yıllar geçti ama bizim birlikteliğimiz kısa kısa görüşmelerle, yılda bir iki kez buluşmalarla da olsa devam etti...
Ama hep uzun uzun telefon konuşmalarıyla destekledik besledik dostluğumuzu...
Kendisi uzun bir süre Amerika da yaşadı, güzel kızını orada dünya ya getirdi..Sonra gurbeti sevmedi döndü...Restorasyon eğitimini yurt dışında devam ettireceğini umuyordum; ama o psikoloji okumak istedi.. Çok da başarılı oldu.
Türkiye ye döndüğünde ,Amerika da aldığı eğitimle birlikte,orada gördüğü,okuduğu,araştırdığı  okul öncesi eğitimini önce kızı, sonra diğer minik mucizeler için uygulamak istedi...
Şimdilerde çok güzel bir başlangıcın içinde, http://minikmucizelerakademisi.blogspot.com Minik mucizeler Akademisini yine psikolog kardeşiyle birlikte kurdu.Sıcacık sevgi dolu bir yuva, her yanı emek kokuyor...

Kendi minikleriniz ya da çevrenizdeki diğer minikler için,farklı bir eğitim sistemi için, bu güzel yuvayı tanıtan bloğu incelemenizi tavsiye ederim.

Ayrıca Psikolojik Danışmanlık hizmeti de verilmektedir... 
Katılabileceğiniz çok faydalı ,ücretsiz eğitimlerini takip edebilirsiniz.

Ayrıca internet sayfaları ; http://www.minikmucizelerakademisi.com/

Sevgiler
nehircce



11 Kasım 2013 Pazartesi

Pencere...


Ben, pencereleri çok severim.Fırsat buldukça, bana o an kendimi iyi hissettiren,içindeki aileyle ilgili merak uyduran pencereleri fotoğraflarım. Bu pencere Heybeliada da güzel şirin bir evin penceresi. Cam önü çiçekleri çok beğendim.Sonra içeride yaşayan insanların hayalini kurdum...

Kim bilir belki bir aile, oturmuş büyük bir masa etrafında, yemek yiyor...
Ya da yalnız, yaşlı bir kadın kendi halinde, düşüncelere dalmış pencere ardından dışarıyı izliyor...

Kim bilir...

sevgiler
nehircce