9 Nisan 2013 Salı

Güzel Cumartesi ...


Ne güzeldin sen Cumartesi,ne iyi ettin sıcacık güneşle bütünleştin, kuş sesleriyle içimize neşe ve keyif verdin…

Biz oğlumla zamanın kollarından seni çekip aldık.Doya doya bir gün geçirdik. Kadıköy de önce sanat deyip bir tiyatro izledik .(Karagöz Tatlıcı)güldük, eğlendik, alkışladık şarkılar söyledik …Ağzımız kulaklarımızda tiyatrodan çıktık…Oyun  mu çok  komikti yoksa benim bücür mü  keyifliydi, ben ondan mı mutluydum bilmiyorum…
Tiyatro çıkışı ne yapmak istersin, diye sorduğumda denizi ve vapurları izlemek isterim dedi .Deniz kenarındaki o koca dürbünlerden birine yaklaştı anne bana 1 lira lütfen, yakından görmek istiyorum vapurları dedi. Bir müddet izledi sıkılmadan, süre dolunca ee hadi biraz daha gezelim dedi…

Önce Bahariye de yürümeye karar vermiştik.Ona  sade,bana çekirdekli simit alacaktık.Yolun karşısına geçmek için ışıkları beklerken arkadan Moda Tramvayının  geldiğini gördük.Şöyle bir göz göze gelip liseli aşıklar gibi,binelim mi ne dersin dedim,önce biraz tereddüt etti ama tamam cevabı da hemen peşine geldi…  Durağa kadar koştuk . İstanbul da doğmuş büyümüş iki insan;  ama henüz binmemişiz Moda tramvayına hadi onun yaşı küçükte benim de hiç fırsatım olmamış demek ki…Yıllar geçmiş ben bu günü beklemişim oğlumla olması gerekiyormuş meğer ….İçeri girdiğimizde o nostaljik görüntü çok hoşumuza gitti.Duraklara yaklaşırken yada karşımıza bir yaya çıktığında çalan uyarı zil sesi, içindeyken daha bir güzel geldi. Sevimli genç bir arkadaş bize yer verdi ,hala yanınızdaki çocuk yüzünden yer alabiliyor olmak fena bir duygu değilmiş…

Tramvaydan inme vakti geldiğinde oğlum halinden memnun, sanki yol daha uzun olsaydı, ifadesiyle iniverdi, biraz buruk.

Çay bahçelerine doğru yollandık.  Moda Çocuk Bahçesinin önünden geçerken oğlumun o parktaki küçüklük hallerini hayal ettim. Keyifle eşimle onun oyundan usanmasını beklediğimiz Pazarları düşünmek, sonra toz toprak içinde yanımıza gelip hadiii gidebiliyyiz dediği anları hatırlamak iyi geldi …

Hemen çay bahçesinin yanındaki simitçiden taze sade simit alıp,(çekirdekli olanlardan satmıyordu )tam da istediğimiz gibi denize  yakın, masalardan birinde yer bulup oturduğumuzda, bizimki memnun ,mutlu  gülümsedi bana…

Ben çay ,o su istedi. Aldığımız simit mis gibi kokuyordu.Paylaşalım mı dedim, hemen böldü uzattı . Biraz sonra  çayım da gelmişti.Ben bir yandan çayımı içip bir yandan simit yerken, anneee ben kalan çayını içebilir miyim dedi :) şekersiz çayıma kırmızı beyaz çay tabağında bekleyen, şekerleri atıp tatlı hale getirdi.İştahla içti,sonra pis pis sırıttı suratıma ‘’ee sen benim simidimden isterken iyiydi ‘’der gibi…

Bense, çayı da simidi de paylaşacak kadar büyümüş bir oğlum olduğu için, sırıttım o güzel gözlerin,içine içine…

Çay keyfi bitince hadi sahil boyu yürüyelim dedi bizim ki, koca adam gibi, ee hadi dedim biraz uzun sürecekti oysa… O kayalıklardan yürümek istedi, ben çimlere basmak…Biraz ondan biraz benden yine paylaştık uzun Moda sahilini, yolculuk bitip metroya binme vakti geldiğinde ikimizde çok mutluyduk…

Ne iyi ettin sen bize, güzel Cumartesi…

06.04.2013

Sevgiler
nehircce

4 yorum:

nohut oda dedi ki...

ne guzelmış gercekten ...bende ıstedım aynılarını yapmak okumak bıle ıyı geldı..ne guzelmıs cumartesi..

annesiningülü dedi ki...

bayıldım canım :)

Mine Gülden Çevik Oskay dedi ki...

ahh istanbul diyorum :) yürüyecek bir sahilimiz bile yok

Tibetin annesi dedi ki...

oooyyy! içim ısındı valla :)))