18 Mart 2014 Salı

Bahar evleri...


Uzun süredir yazmak gelmiyordu içimden...
Malum yaşananlar...
Bugün güzel bir güne uyanınca, biraz ses vermek istedim.
Güzel bir bahar sabahı, hem de çok anlamlı bir gün 18 Mart...

****
Beğendiğim güzel detaylar var bu evlerde.
Belki sizde seversiniz.





Bu çalışma bölümü bir harika !!!





Güneş alan evleri çok severim,kendi evimde böyle çok şükür.

Sizlere de bol güneşli,neşeli bir gün dilerim.

sevgiler
nehircce

20 Şubat 2014 Perşembe

Çocuk yaşadığını yansıtır...

Eğer Bir Çocuk:

Sürekli eleştirilmişse; Kınama ve ayıplamayı öğrenir.

Kin ortamında büyümüşse; Kavga etmeyi öğrenir.

Alay edilip, aşağılanmışsa; Sıkılıp utanmayı öğrenir.

Devamlı utandırılarak terbiye edilmişse; Kendini suçlamayı öğrenir.

Hoş görü ile yetiştirilmişse; Sabırlı olmayı öğrenir.

Desteklenip, yüreklendirilmişse; Kendine güven duymayı öğrenir.

Övülmüş ve beğenilmişse; Takdir etmeyi öğrenir.

Haklarına saygı duyularak büyütülmüşse; Adil olmayı öğrenir.

Güven ortamı içerisinde yetişmişse; İnançlı olmayı öğrenir.

Kabul ve onay görmüşse; Kendini ve insanları sevmeyi öğrenir.

Aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse; Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.

Dorothy Nolte


Eminim sosyal medya paylaşımlarında bir çoğunuz okumuştur bu yazıyı... Belki okumamış olanlarımız varsa diye yazmak, kendimce çıkardığım notlar için kalıcı olsun, yazılı bir yerde kalsın istedim.


Sevgiler
nehircce 

16 Şubat 2014 Pazar

Klasik bir pazar yorgunluğu...

Koca bir pazar günü, yaptığım ev temizliği beni bir hayli yordu :( 
Artık finale geldiğimde, ben küçük bir hediyeyi hak ediyorum dedim ve bu küçücük tahinli, kekcikleri yaptım.Yarın bücürün de beslenmesine girecek bazıları :) 

Yanında ada çayı içiyorum,sakinleşiyorum... birazdan güzel bir film seçip izleyeceğim. 

Size de kalan Pazar saatleri için güzel dinlenmeler dilerim.
sevgiler
nehircce

12 Şubat 2014 Çarşamba

Tombul Kızım


Bu hanım kızımızı dikiş dikerken, iğnelerimi üzerine batırmak için almıştım :))
Ama öyle sevimli ki kıyamadım iğne-danlık olarak kullanmaya, salonumun en güzel köşesine koydum.
Tombul tombul bakıyor bana, ara sıra cilveleşiyor ev sahibesiyle... Oğlum ya da eşim biraz yerini değiştirseler kızıyorum illa gözümün önünde olacak deli miyim neyim...

O kadar sevmişim ki bu post-a konu etmişim anlayın yani.

Beğendiyseniz English Home da bulabilirsiniz.

Sevgiler
nehircce

7 Şubat 2014 Cuma

Bugün biz evdeydik..

Bu blog sahibesi bugün izinliydi...
Bünye alışkın değil böyle hafta içi izin kullanmaya :) planlar havada uçuştu ne yapacağımızı şaşırıp, vaktimizin çoğunu evde geçirdik oğluşla...

O ödevlerini yaparken ben, geçen hafta aldığım; ama poşetini bile açmadığım evim dergisini inceledim.
Bu dergiyi hemen hemen her ay alıyorum bilenler bilir.. Hem hesaplı,  hem renkli, okunası sayfalar, uygulanabilir fikirler beni cezbediyor. 

Bir bardak kahve eşliğinde yarım saatte bitti kendisi ... Şubat ayını biraz zayıf buldum itiraf edeyim.Yine de keyif aldım tabii.
Derslerini bitirip yanıma gelen bücür, Bilim Çocuk dergisinden çıkan küçük tatil kitapçığını inceledi,resimlerini yaptı kes yapıştır bölümünü merakla bitirdi... Elimde kitap varsa yanıma kitapla,dergi varsa kendi dergisiyle gelip milyon tane soru sormasını sever oldum.

Bugün hava çok güzeldi malum,öğleden sonra  biraz yürüyüş yapıp,kırtasiye ,market vs... alışverişlerinden sonra eve döndük.Birer bardak çay içip,ısındık..Tv deki yemek programlarından birini izledik birlikte. Sonra ben yumak sepetime daldım oda kendi oyuncaklarına.. Birlikte sakin huzurlu bir gün geçirdik, ve bugüne şükrettik.

Sevgiler
nehircce

15 Ocak 2014 Çarşamba

Motiflere devam, bu sefer kocaman bir battaniye olacak...

Merhaba,
Geçtiğimiz günlerde biten bebek battaniyesinden sonra ev ahalisinden siparişler alıyorum...

Baktılar beceriyorum, biranda herkes üşümeye başladı :) Önce oğlum, sanırım birazda doğacak kuzene yaptığım hazırlığı kıskandığından, ilk bana yap anne dedi.. Hal böyle olunca renkleri bile bir heves kendi seçti. Anne olarak mecbur aldım elime tekrar ipleri... Yalan yok, ben de bu motifi çok sevdim, öyle her akşam elime alamıyorum ama, günde bir tane bitirirsem yüzümde güller açıyor.

Daha önce de söyledim mi  bilmiyorum ama, örgü kesinlikle bir terapi yöntemi... 

Yalnız, bu battaniye bizim sıpaya olacağı için, boyut çok daha büyük malum, bu kış sonu bitmiş halini yayımlarsam rekor kırmış olurum sanırım, ne dersiniz :)))


Aslınca yazmam gereken bir Ankara yazım var ama, onun için biraz emek verip cümleleri toparlamam lazım...

Fotoğrafta görünen palyaço, motiflerle ne uyumlu olmuş değil mi ? O da bizim bücüre Ankara hediyem...

Sevgiler,
nehircce


24 Aralık 2013 Salı

Küçüksu Kasrı Kafe...

Fot : nehircce


Güne güzel bir kahvaltıyla başlamak...
Hem de yıllar sonra ve hafta içi bir gün,  imkansız gibiydi ama oldu.. Tüm sınıfın aynı gün okulu kırması gibi ,tüm ofis iki saatliğine işi kırıp :) kaçtık.

Küçüksu Kasrı nın Kafesinde; hem fiyatı makul,hem de temiz doyurucu bir kahvaltı yaptık.. Biz memnun ayrıldık,hele boğaz manzarası görülmeye değerdi... 

Tavsiye edilir...

sevgiler
nehircce
Bu fot.netten alıntıdır.

19 Aralık 2013 Perşembe

English Vinglish /Güzel bir film...


English Vinglish  :)
Yanılmıyorsam İngilizce Mingilizce gibi bir şey :)) 
Benim gibi uzun süredir İngilizce ile boğuşan sonunda ay benim dil öğrenmeye yeteneğim yok deyip, işin içinden çıkan tembel teneke, biri için oldukça güzel bir filmdi...
Film 2012 Hindistan yapımı .Hindistan da yaşayan bir aile, evin içinde kendini sadece ailesine adayan bir kadın...Ama tüm fedakarlıklarını görmezden gelen bir eş ve bir kız çocuğu... İngilizce eğitim alan kızının alaycı bakışları altında ingilizce öğrenmeyi kafasına koyan azimli bir kadın...Gerisini anlatmayayım izleyin.

Eğlenceli,romantik zaman zaman komik bir film.

Tavsiye ederim...

sevgiler 
nehircce



Görseller netten alıntıdır.

16 Aralık 2013 Pazartesi

Bu kış neler okuyorum...

Merhaba Arkadaşlar,
Bu kış da daha önce ki kışlar gibi okumaya programladım kendimi...
İş ,ev ,çocuk derken pek fırsat bulamasam da gayret ediyorum, o da bana yetiyor. Genellikle yatmadan önce uykum gelene kadar, sayfa sayısı bu durumda değişkenlik gösteriyor :) okuyorum. Sabahları ise serviste iki tombul arkadaşımın ortasında kollarımı kıpırdatmadan okumaya çalışıyorum :)) Virajlarda inanılmaz zor oluyor ikisi arasında sıkışıp, elimdeki kitabı düşürmemeye çalışmak... Okumak için şartları zorluyorum anlayacağız...Pek elimde kahvem ya da çayım kitap başına geçemiyorum ama elden gelen budur sağlık olsun :))


Genellikle kış başında, bir de yaz başında elimdeki kitap listemi günceller ve toplu sipariş vermeye çalışırım .Alırken çeşitli kampanyalardan da faydalanmış oluyorum bu durumda. Genel de kitapyurdu nu kullanıyorum ama son siparişimde epey bir üzdüler beni...Yeni sipariş için biraz düşüneceğim !!

Sarah Jio ile tanışmak blog dostlarım sayesinde oldu. İyi ki de tanışmışız...
İlk kitabı Mart Menekşelerini elimden düşürmeden okudum diye bilirim, kış başında... Yağmur Sonrası ise yine çok güzel bir hikaye ile beni içine aldı . Olayın anlatıldığı zamana çekebildi.
Son kitap Böğürtlen Kışı ise henüz başlamama rağmen heyecan ve merakla okutuyor kendisini... Yalnız bu kitap ile ilgili bazı şüphelerim var kitap bitmeden anlayamayacağım için, yorumlamak sizleri etkilemek istemiyorum.


Bu kitaplardan ise; Kardeşimin Hikayesi ve Melekler Korusun-u okudum. 
Kardeşimin Hikayesi ; güzel ve ters köşe bir Zülfü Livaneli eseri olmuş.Başlarda biraz sıkılmış olsam da sonlara doğru ilgiyle okudum.
Melekler Korusun a gelince ; bir çok okur için çerez bir kitap  olduğunu düşünüyorum.Yeni başlayanlar için bir sürükleyici bir film edasıyla okunabilir :) 

Diğerleri de Böğürtlen Kışının bitmesini bekliyor,kitaplığımdan göz kırpıyorlar bana... 


İyi haftalar dilerim.
sevgiler
nehircce


9 Aralık 2013 Pazartesi

Poyraz 'ın battaniyesi...

Merhaba,

Daha önce burada  başladığım battaniyemi nihayet bitirdim,yapım aşamasındayken bebişin cinsiyeti de belli oldu. Hatta ismi de :)) Poyraz Bey in battaniyesi hazır  ...Teyzesinin 2.kuzusu, aramıza gelmene 2 aydan biraz fazla zaman var.Seni hemen göremeyeceğiz aradaki mesafeden dolayı; ama Türkiye ye gelişini sabırsızlıkla bekleyeceğiz... 


Sağlıklı güzel günlerde kullanman dileğiyle;

Teyzen 
nehircce

29 Kasım 2013 Cuma

Cocuksu Cuma'lar vardı...


Cocuksu Cumalar …

Kaç yaşımızda olursak olalım zaman zaman dalarız çocukluğumuza değil mi? Kimimiz hoş hatıralar, kimimiz hüzünlü izler hatırlarız... Ama hafızalardaki çocuksu cumalar hep aynıdır. O sabah başka bir neşeyle açar gözlerini insan, hevesle hazırlanıp okula gider . Hele bir de son iki ders Beden Eğitimiyse yüreklerdeki sevinç daha da katlanırdı.

Son ders zili büyük bir coşkuyla beklenir,içiniz kıpır kıpır oysa farklı bir şey yoktur eve gittiğinizde sizi bekleyen, olsun o gün çocuksu bir cuma günüdür. Cuma törenleri hep coşkulu geçer herkesin yüzü güler. İstiklal Marşımız biter bitmez ,kulakları dolduran çığlık büyür büyür, okul duvarlarının dışına taşardı. Sonra herkes bir tarafa savrulur, kimi başka bir sınıf sırasındaki kardeşini, kimi arkadaşını arama telaşına düşerdi. Sırtlardaki çantalar çarpışır birbirine, ellerdeki resim dosyaları düşer yere; ama kimse kızmazdı birbirine; çünkü o gün Cumaydı . En büyük keyifse eve dönüş yolunda arkadaşınla kol kola yürümek, sohbet etmek gülüşmekti.

Yürekler pırpır eve gelindiğinde, çantalar önlükler bırakılır bir köşeye.. Sonra TRT açılırdı hemen ,Susam Sokağı, hazırlanan ikindi kahvaltısıyla izlenirdi keyifle .Yine ne komikti Minik Kuş .Tahsin Amca ne de sevecendi...

Akşama ise tüm aileyi bir araya toplayan Süper Baba vardı. O gün hiç geçmesin istenirdi; çünkü o gün Cumaydı. Şimdi deliler gibi özlediğimiz çocuksu bir cuma günüydü...


                                                                                                      26 Aralık Cuma 2008
                                                                                                                                                   nehircce

Bu yazımı yıllar önce bloğumda paylaştığımda bu kadar okuyucum yoktu ...Geçmişe dönük yazıları gözden geçirince takıldım bu yazıma, gözlerim doldu.Bir kez de bu Cuma günü için yayınlayayım istedim...

Sevgiler...

26 Kasım 2013 Salı

Minik Mucizeler için...


Benim bir arkadaşım var,dost mu demeliydim öyle özel ,güzel,akıllı bir bayan kendisi...

Sevgim 13 yıl öncesine kadar uzanıyor ...Üniversite yıllarıma ,aynı sıraları paylaştığımız yıllar...
Sakinliği,usul usul ama ikna edici güzel konuşmalarını hatırlarım hep...
Yıllar geçti ama bizim birlikteliğimiz kısa kısa görüşmelerle, yılda bir iki kez buluşmalarla da olsa devam etti...
Ama hep uzun uzun telefon konuşmalarıyla destekledik besledik dostluğumuzu...
Kendisi uzun bir süre Amerika da yaşadı, güzel kızını orada dünya ya getirdi..Sonra gurbeti sevmedi döndü...Restorasyon eğitimini yurt dışında devam ettireceğini umuyordum; ama o psikoloji okumak istedi.. Çok da başarılı oldu.
Türkiye ye döndüğünde ,Amerika da aldığı eğitimle birlikte,orada gördüğü,okuduğu,araştırdığı  okul öncesi eğitimini önce kızı, sonra diğer minik mucizeler için uygulamak istedi...
Şimdilerde çok güzel bir başlangıcın içinde, http://minikmucizelerakademisi.blogspot.com Minik mucizeler Akademisini yine psikolog kardeşiyle birlikte kurdu.Sıcacık sevgi dolu bir yuva, her yanı emek kokuyor...

Kendi minikleriniz ya da çevrenizdeki diğer minikler için,farklı bir eğitim sistemi için, bu güzel yuvayı tanıtan bloğu incelemenizi tavsiye ederim.

Ayrıca Psikolojik Danışmanlık hizmeti de verilmektedir... 
Katılabileceğiniz çok faydalı ,ücretsiz eğitimlerini takip edebilirsiniz.

Ayrıca internet sayfaları ; http://www.minikmucizelerakademisi.com/

Sevgiler
nehircce



11 Kasım 2013 Pazartesi

Pencere...


Ben, pencereleri çok severim.Fırsat buldukça, bana o an kendimi iyi hissettiren,içindeki aileyle ilgili merak uyduran pencereleri fotoğraflarım. Bu pencere Heybeliada da güzel şirin bir evin penceresi. Cam önü çiçekleri çok beğendim.Sonra içeride yaşayan insanların hayalini kurdum...

Kim bilir belki bir aile, oturmuş büyük bir masa etrafında, yemek yiyor...
Ya da yalnız, yaşlı bir kadın kendi halinde, düşüncelere dalmış pencere ardından dışarıyı izliyor...

Kim bilir...

sevgiler
nehircce


24 Ekim 2013 Perşembe

Ekmek denemelerine devam...


Merhaba,
Fırsat buldukça  ekmek yapma mak. ya da normal fırında ekmek denemelerime devam ediyorum. Bazen merak eden arkadaşlar oluyor tarif soruyorlar ama ben anne usulu genelde ölçeksiz yaptığım için,tarif vermekte biraz direniyorum :) Ya da korkuyorum diyelim...

En çok zevk aldığım şeylerden biri de ekmek tariflerinin anlatıldığı videoları izlemek... Böyle kitap okumak,film izlemek,müzik dinlemek gibi bir hobi benim için ..Farklı püf noktaları öğrenmek eğlenceli geliyor ...

Bu ekmeği görüpte yapmak isterseniz, kendimi biraz zorlayıp bir tarif uyduracağım şimdi :)))

Malzemeler ;

500 gr beyaz un (ya da 250 gr beyaz 250 gr tam bugday unu)
1 küçük paket kuru maya 
1 çay kaşığından biraz fazla tuz :))))
mayayı ıslamak için 1/2 çay kaşığı şeker ve bir çay bardağı ılık su.
2 yemek kaşığı zeytin yağ

Yapılışı;

Toz mayayı ve şekeri ılık su ile yaklaşık 20 dk kapalı cam bir kavanozda bekletiyorsunuz.Mayanız çözülünce, geniş bir kaba önce unu alıyorsunuz ve üzerine mayanızı döküyorusunuz...biraz karıştırdıktan sonra tuz ekliyorsunuz.
Ekmek hamurunun çok kuru olmaması gerekiyor,ılık su takviyesini göz kararı yapabilirsiniz,hamur  biraz elinize yapışmalı...

Hamurunuzu 2 yemek kaşığı zeytinyağ eklediğiniz geniş bir kapta yaklaşık 45 dk.dinlendiriyor ve iyice mayalanmasını sağlıyorsunuz. Bu süreçte hamura yağın yavaş yavaş işlemesi için 15 dk bir hamuru kapta nazikçe :) çeviriyorsunuz...

İyice mayalanan hamurunuzu son bir kez üzerine az az un serperek, yoğurup toparlanmasını sağlıyorsunuz,üzerine bıçak ya da çatal yardımıyla çizikler atıyoruz .Daha önce ısıtılmış 180 derecelik fırınınızda yaklaşık 1 saat pişiriyorsunuz. Fırınınızın özelliğine göre derecelendirme işlemini değiştirebilirsiniz.

Püf noktalardan biri de fırının içerisine, metal bir kapta kaynar su eklemeniz gerekiyor.Ekmek pişene kadar bu suyu fırından çıkarmamalısınız.Ekmeğinizin daha yumuşak olmasını sağlarsınız...

Umarım bir şey unutmamışımdır.
Daha önce tarif soran ve benim bir türlü cvp veremediğim arkadaşlar umarım beğenirsiniz...

Afiyet olsun :)

sevgiler
nehircce


21 Ekim 2013 Pazartesi

32 :)


Geçtiğimiz yıl buruk bir doğum günü geçirmiştim ...
Bu yıl her şey çok güzel, süprizli hoş bir doğum günü geçiriyorum...

32 oldum biraz buruk içim ama :) olsun ...
Her yaşın ayrı bir güzelliği var biliyorum...

sevgiler
nehircce


10 Ekim 2013 Perşembe

Yuppiii...




Şu sıralar int.aldığım görsellerden faydalanıyorum farkındaysanız :)
Böyle görsellerin altına bir iki cümle yazıyorlar da, her şeyi özetliyorlar ya sinir oluyorum... Siz zamanı değerlendiremediniz,fırsatları kaçırdınız ya, alın size kısa ama öz bir mesaj, ne çıkarırsanız yanınıza kar kalsın der gibi...

Ama teyzem ve amcam nasıl mutlular  değil mi :)) 
Kısacası hiç bir şey için geç değil ... Bu da benim kısa mesajım olsun :))

sevgiler
nehircce


7 Ekim 2013 Pazartesi

Emek...


Pek bir sevdim ben bu teyzeciği...Çok gerçek sanki...
Sonra yaşlanınca böyle olsam ne sevimli olurum dedim kendi kendime :)

Üretmek her yaşta güzel ve insana tarifsiz bir keyif veriyor ... Hele ilerleyen yaşlarda daha da kıymetli ortaya çıkan her iş...

Daha çok hobi edinmek ve ileride sevdiklerime daha çok hatıra bırakmak istiyorum şahsen...

Ama en çok kendimi iyi hissetmek için üretmeliyim...

Emek verilerek  yapılan her iş güzel,hele paylaşmak  daha da keyifli öyle değil mi ?


Sevgiler
nehircee

27 Eylül 2013 Cuma

Bebek Battaniyesi/ çok uzaklara...



Bilenler bilir, biz üç kız kardeşiz :)
Ne alaka bu yumaklarla şimdi demeyin :)

Geçtiğimiz yıl ilk kez teyze oldum, öyle özel ve güzel bir duyguymuş ki şükürler olsun...Tuna, hayatımıza iyi ki girdi ailemize o şen kahkahalarıyla neşe kattı...

Şimdi çok uzaklardaki küçük kardeşimin bebiş haberini aldık.Aslında epey oldu haber geleli ... Haftaya cinsiyetini öğreneceğiz kısmetse.. Haberi ilk aldığımdan beri acaba bu ufaklık için ne yapabilirim, benden bir hatıra bırakabilirim diye düşünürken, yukarıda renklerini ve ufak bir örneğini gördüğünüz battaniyeye başladım... Cinsiyeti ve ismi belli olmayan o küçük için ... Oldukça keyifli ilerliyor şuan, dilerim elimde çok sürüklenmeden bitirebilirim.

Motifin adı hanım dilendi bey beğendiymiş :)) çok güldüm bu örnek ismine... Örneğe karar verince,bebe yünleri aldım, cinsiyeti bilmediğimiz için belki ikinci bir bebek düşünürlerse her ikisi içinde kullanabilir diye böyle ortaya karışık renk kombinisi yaptım...(mavi,pembe,beyaz)

Ben şimdi bir bu battaniyeyle uğraşırken,bir de zaman buldukça Zülfu Livaneli Kardeşimin Hikayesini okuyorum. 

Bu kış böyle geçecek sanırım...

Sevgiler
nehircce

5 Eylül 2013 Perşembe

Çalışan anne ve 1 .sınıf cocuğu...


1.sınıf annesi olmak zor işti...Yordu zaman zaman,üzdü de sık sık...

Hem oğlumun üzüldüğü hem de benim çaresiz kaldığım anlar oldu :(
Çocuğumun yeni bir ortama uyumu, öğretmeni,arkadaşları öğrenilmesi gereken yeni kurallar vs... Onun üzerinde de stres oluşturdu elbette. 

Onu anlayamadığım üzerine çok gittiğim zamanlar oldu... Sonra kendime kızdığım kendimi yediğim anlar... Üstüne gelen ödev stresi de cabasıydı... İşten geldiğimde onun beni ödev için bekliyor olması, sayfalarca yeni öğrenmeye çalıştığı el yazısıyla bitmesi gereken ödevler ikimizi de deli ediyordu... Sürekli başında beklemek zorunda kalmak benim ev için yapmam gereken diğer işleri bırakmam demekti...Öyle de oldu zaman zaman o işler oğlumun okuma yazma öğrenmesinden daha değerli olamazdı ...Yalnız hayatın akışını, düzenini etkileyen işlerdi.Haliyle benim daha da gergin olmama neden oluyordu :(

1.dönemin sonunda okumaya başlaması beni çok mutlu etmiş biraz da rahatlatmıştı. Ancak bu öğretmenimizi daha da hırslandırmış çocuklara daha fazla okuma ve yazma ödevleri vermesine sebep olmuştu...

Kendisinin de ailevi sebeplerle okula gelemediği günlerde ödev miktarları daha da artmaya başlamıştı ...

Çaresizce akışına bırakmıştık ikimizde bu yeni dönemi...

Elimizden de  bir şey gelmiyordu ,öğretmenimiz başta tepkisini koymuştu ''bana ödevle ilgili şikayette bulunmak için, sakın gelmeyin ''demişti !

eee mecbur sessizce ilerledik...

Bu stresin sebebi bendim nede olsa,çalışıyor olmamdı , onunla zamanımın kısıtlı olmasıydı...Eğer çalışmıyor olsaydım akşam üzeri eve geldiğinde onu sıcacık bir sütle karşılayıp biraz dinlendirip, hiç strese sokmadan yavaş yavaş yaptırabilirdim ödevleri değil mi... Hep bu suçluluk duygusuyla savaştım...


Şimdi geriye baktığımda o geçen zamana inanamıyorum...Her zaman olduğu gibi şükrediyorum yine, geldi geçti işte bunu da aştık diye seviniyorum.

Şimdilerde uzaktan  sessiz sessiz izliyorum onu, kendi kitabını kendi okuyor , tatil ödevlerini kendi başına yapmaya çalışıyor ya, ben mest oluyorum...

Özetlersek : Eğer 1.sınıfa yeni başayacaksa bu yıl çocuğunuz, daha anlayışlı daha fedakar bir anne olmalısınız... Ve sonsuz bir sabrınız olmalı :) 

Öğretmenimize gelince bu yıl her şeyin daha iyi olacağını düşünüyorum kendisi için, onun yeni hayatınında düzene girmiş olduğunu umut ediyorum.Daha iyi bir yıl olması için de kendimi motive edip mutlu oluyorum...

Oğluma gelince,onu bir kez de sizin önünüzde teprik etmek,bu deli annesiyle baş ederken, derslerindeki başarısını kutluyorum.

Bu yıl her şey daha da güzel olacak inanıyorum...

sevgiler
nehircce

29 Ağustos 2013 Perşembe

Bir kahve molası, bir kitap...(Aşk Tanrıçası'nın Yemek Okulu)


Dinlenmek istediğimde bu gördükleriniz benim için fazlasıyla yeterli oluyor...
Bir kitap, bir bardak çay yada kahve, hele varsa yanına birkaç kurabiye
(nefisss) ...

Yeni kitabım  ''Aşk Tanrıçasının Yemek Okulu'' sade dili ve anlatımıyla sizi pek yormayan bir kitap. Akıcı, ayrıca içindeki hikaye benim gibi mutfak meraklısı biri için oldukça güzel. Hayallerime ışık tuttu diyebilirim...

Bu kitaptan sonra daha fazla tarif denemek, daha çok ekmek pişirmek istiyorum :)

Sevgiler
nehircce