20 Eylül 2010 Pazartesi



Dün seninle yol boyu kağıttan uçak yapıp arabanın camından uçurduk...
Yollarda küçücük beyaz,kağıt uçaklar görürseniz onlar bizim..
Çevreye verdiğimiz kirlilikten dolayı özür dileriz..
Ama oğlum öyle mutlu oldu ki zaten uçaklarda uçtuuu gittti...

Sonra el kızartmaca oynadık.Seni oyalamak için birden aklıma geldi bu oyun..Eskiden annemde bizle oynardı sanki aklımın bir ucunda öyle kalmış...Bu kadar mutlu olacağını bilseydim daha önce oynardım...Oysa ikimizin elide kıpkırmızı oldu :))) canımız çok yanmadı ama eller kızardı :))) Ve senin şen kahkahaların doldurdu her yanı...


Şimdi okuldasın küçücük kalbinle kocaman bir adamsın...
Ben yine yanında yokum ama biliyorum sen bununda üstesinden geleceksin.
Tüm çalışan annelerin çocuklarının yaptığı gibi...
Aklım hep sende, yüreğimde ama bedenim çalışmaya çalışıyor.

Not: Görsel netten alıntıdır.





Sevgiler
nehircce

13 Eylül 2010 Pazartesi

Efe ne demiş...


Anne biliyor musun seni babamdan daha çok seviyorum...


Ama babamı da senden daha çok seviyorum...

***
Anne siz beni iyi ki doğurmuşsunuz :)) evet iyi ki...


Anne oğluna kitap okur,kitapda gördüğü yusufcuğun ismini hatırlamaya çalışırken,


küçük bey atlar,anneee bu yusufçuk değil mi ...Hııı şeyyy sen nerden biliyorsun bunu, Kayuu gösterdi :)))


Yine farklı bir akşam uykudan önce kitap okuyoruz,kahramanımız bu sefer Balcan,annesinin kurabiye kavanozunu kıran Balcanın hikayesi,kavanoz kırılır kurabiyeler yere saçılır;oğluş ''yaaa anne oldu mu şimdi bak canım kuyabiye çektii'' ...


Ertesi gün onun için pişen kurabiyeleri iştahla midesine indirdi..


İyi ki varsın oğluşş...


Dün çok güzel bir gün geçirdim..Tüm Bloglar toplantık bir sürü yeni yüz, yeni hikaye ..Hepsi ayrı ayrı çok tatlı insanlar..Çok memnun ayrıldım oradan..İyi ki gitmişim...Zeynep ve Burcu çok iyi bir organizasyon yaptınız, tekrar tebrikler...


Şimdilik benden bu kadar, öpüyorum sizi...


Sevgiler


nehircce

Kaldığın yerden..


Hayat devam ediyor...

Üzüntüler de sevinçlerde geride kalıyor.

Zaman akarken Nehir gibi,geride bıraktıklarıyla avutuyor bizi...


Sizler nasılsınız ??? Sonbahar ruhunuzu nasıl etkiliyor..

Ben mi iyiyim,daha iyiyim...

Yeni bir haftaya başlarken,umutluyum herkes adına..



Bu bayram oğlumun daha çok büyüdüğünü gördüm mesela.O yüzden mutluyum..

Kendi başına birşeyler yapmaya çalıştığını,özgüveninin daha çok geliştiğini.

Saçlarının daha fazla uzadığını,gözlerinin daha fazla güldüğünü..gördüm.

Anne oğul dolu dolu bir bayram geçirdik çünkü...


Bugünü kurtarıyor bu sebep...

Yarına yeni umutlar var elbet..

Yeni bir ekmek mayalayacak kadar heyecanım var.


Hiççç bitmesin dilerim..


İyi Haftalar hepimize.

sevgiler.

nehircce
fot.netten alıntıdır.

6 Eylül 2010 Pazartesi

Güle güle nehircim...

Bugün keyifsiz bir güne merhaba demişken,bir umutla Nehir in sayfasına gittim.Her sabah olduğu gibi..Bu haftasonu uğrayamamanın verdiği üzüntüyle...
Öyle kalakaldım...O gitmiş...Çok uzaklara.
Benim her gün umutla sarıldığım Nehir gitmiş...
Son 15-20 gündür çok fazla yorulmuştu bedeni...Yoruldu uyumak istedi annesini,babasını,güzel ablasını daha fazla üzmek istemedi sanki..Her gün çaresizce ona bakan ailesini...
Ama ne zormuş,hiç tanımadan onu sevmiş biriyken bile bu kadar çok üzülmüşken,ailesi olmak ne zor...
Sabır sabır sabır...
Annesine babasına ablasına güç diliyorum..
Nur içinde uyu güzel melek...
Ara sıra rüyalarıma gel olur mu..
Ben seni tüm ablaların ağbilerin gibi çok sevmiştim...Sevicem de...
nehircce...

1 Eylül 2010 Çarşamba

İyi ki geldin Eylül...

Merhaba,

Ofisdeki küçük, dağınık ama şirin odamda,alt katta ısıtılan yemek kokularıyla,açlığımla boğuşurken dedim ki iyi kiii geldin sonbahar...
İyi ki serinlettin bedenlerimizi,kolaylaştırdın işimizi...
Böyle kapalı havalarda, evimde olma özlemiyle tutuşurum hep,gözümü kapatıp o anın hayalini kurarım...Oğlum odasında oyuncaklarıyla oynarken ben mutfakta havuşlu kek yaparım mesela...Yanına da bir demlik çay bir de hoş sohbet bir dost...O kendini biliyor :)
Son günlerde bir durgunluk var üzerimde, yüzüm gibi bedenimde mahsun,sakin ama etrafımdaki insanlara kırgın...Unutulmak zorunda olanlar unuttuldu da öyle ulu orta gezenler sürekli kendini hatırlatıyorlar...
Neyse ben kaçayım, yapılması gereken bir sürü iş ve onları yaptırtan huysuz bir patronum var...
Sevgiler
nehircce

27 Ağustos 2010 Cuma

Ter kokusuz toplu taşımalar çoğalsın !

Şöye bir düşündüm de işe gitmek için,alışveriş yapabilmek için,hastaneye,postaneye vs... yollarda ne kadar çok zaman kaybediyoruz.
Büyük şehirde oturuyorum dersen, ceremesini de çekeceksin ! dediğinizi duyar gibiyim.

Ömür öyle kısa ki oysa, sıkışık bir trafiğin içinde ter içinde beklerken bir öndeki arabanın hareketini, ne kadarda sıkılıyor insan hele 90sn süren kırmızı ışıkta.O kadar uzun ışık mı olur be kardeşim :))

İstanbul trafiğinin temelinde biraz bencillik yatıyor sanki ne dersiniz ? Arabasını alan atıyor kendini yola.Otobüsün,servisin içindekinden kimeneee,araç sayısını artıyormuşum,koca arabanın içinde tek başımaymışım kimene !!!!Araba kullanmayı bilen, bilmeyen, az bilen yollarda hergün.Trafik ışıklarında durup kalkamayandan tutun da Tem yolunda sol şeritte 50-60 km hızla gidene mi kızarsınız bilmiyorum.

Ama bildiğim sürekli kızacak, sinirlenecek birilerinin o keşmekeşin içinde olduğu.Daha sevdiğiniz bir dostunuzla buluşmaya gitmeden ya da bir iş görüşmesi de olabilir, yorgun düşüyorsunuz ki kaldı ki o günün sonu gelsinnn allah gelsin...

Daha bu sabah köprü trafiğinin kısa bir kısmına dahil olan yolumuzda, işe geç kalma telaşında ben ve iş arkadaşlarım, bizden önce ofise gelmiş bizi elinde sopasıyla bekleyen patronumuza karşı mahçup mahçup girdik ofise...Niyeee şöför uyuya kalmış niye İstanbul trafiği olayı daha da zorlaştırmış..

Şöyle bir bisikletim olsa dedim,ama evimdeee işime en fazla 2-3 km uzaklıkta ...Ohhh hem spor, hem stressiz bir hayat...Işıklarda takıldın mı yanından geçip gitsin koca arabalar boşversene...
Ya da ayakların mı yoruldu çek sağa, az dinlen devam et yoluna...

Vee ne diyoruz; ter kokususuz toplu taşıma araçları çoğalsın,insanlarda toplu taşıma araçlarını kullanmak için bahanelerini ortadan kaldırsınnn :)))

****

Akşama kardeşimde iftardayız,güzel mamalar var şimdiden hayırlı iftarlar hepimize,ayrıca güzel bir haftasonu olur umarım.
Sevgiler
nehircce

24 Ağustos 2010 Salı

İyi ki Doğdun Küçük Adam...

Bugün bu küçüğün doğum günü...
24.08.2006 da büyük bir heves ve heyecanla almıştım onu kucağıma, bedenimdeki tüm ağrıları yok etmişti bu güzel surat...Öpüp koklaşmıştık önce,tarifsiz bir andı..

Bugün dördüncü yaşını kutlayacağız paşamızın,günlerdir ben ne zaman doğum günü çocuğu olacağım diye soruyor ..Nerden öğrendiyse doğum günü çocuğu olmak ne demek ,Kaaayu'nun işidir oda kesin :))

Canım oğlum iyi ki doğdun,iyi ki benimsin...
Allah sağlıklı,mutlu,başarılı bir ömür versin çok uzun yaşa inşallahhhh hep gül olur mu..

Seni seviyorum...
annen...

20 Ağustos 2010 Cuma

Bu kadar da kalabalık uyunmaz ki canım :)

Merhaba,

Azıcık oğluştan bahsetmek istiyorum bugün..

Doğum gününe şunun şurası 4 gün kalmışken tam da 4 olacakken.

Günlerdir hevesle beklemekte doğum gününü, alacağı hediyelerin listesini yapıyor sürekli sesli olarak...Çünkü 1 yıl boyunca istediği her bütçeyi aşan oyuncak için, doğum gününü bekleyebilir misin dediğimizde, hiç itirazsız beklerim ama unutmayın tamam mı cümlesiyle karşılaştı,karşılaştık...


Ve nihayet o gün yaklaştı...Oyuncaklarıyla arasında hep duygusal bir bağ oldu bizimkinin...Tek çocuk ve tek torun olduğu için de okul haricinde genelde yalnız, ananeyle vakit geçirdiğinden ,onlarla oyun kurup onlarla kavga etti zaman zaman..Küstüğü bile oluyordu,cezalandırıp sebetinden çıkarmadıkları :)))


Şuaralarda yine hassas bu konuda.


1 haftadır kendi başına uyuyor alıştırmaya çalışıyoruz.Daha önce ben yanında onunla uyur öyle yatağıma geçerdim.Şimdi okuduğum masaldan sonra ve ettiği dua dan sonra tek başına, gece lambası yanık birşekilde uyuyor şükür ki...Hatırlayanlar olabilir korkuları vardı oğluşun,2 yıl öncesinden kalan korkuları inş.aşıyoruz yavaş yavaş.


Dün gece de mızmızlanarak,illa bir çadır yapmamı istedi yatmadan önce...Yatağın üzerindeki beyaz çarşaf oyuncaklarıyla onu örten çadırımız...Baya büyük oldu ama fot.net değil..Yatağının bir yanı malum oyuncakları,onlar olunca korkmuyormuş :)) İyi de canım hepsiyle de yatılmaz ki ,bu kadar da kalabalık uyunmaz ki...


O uyuyunca alıyoruz çoğunu yanından rahat yatsın diye...Sabah ananesine çıkarken kucağımda gözleri kapalı hemen onları istiyor.Özellikle Caillou ,en yenisi o şuan sanırım ondan..Bir de en iyi oyun arkadaşı kendileri...


Genel bir alınganlık hali var buaralar..

Kendini yetersiz hissetme durumu sözkonusu.Geçen gün ben çok başarıksız bir çocuğum bak yapamadım dedi...Çok üzüldüm hemen durumu toparlayıp tam tersini anlattım ona biraz kendine güveni geldi..Dönemsel olduğunu düşünüyorum...


Birde sevgili Beyzacığımdan bizi bu konuda bilgilendirmesini isteyeceğim..4 yaş çocuklarda bu tarz duygusal yoğunluklar normal mi ayrıca oyuncaklarına olan bağlılıkları ne zamana kadar sürer..Bizimkinin özellikle bir iki tanesini çok sevmesi ve yanından ayırmaması hali mesela ...


Bahçede,parkta oyun oynarken gayet normal ilişkiler içinde gözlemlediğim kadarıyla çekingen bir çocuk pek sayılmaz..Endişem bu oyuncak arkadaşlığı onu olumsuz etkileyebilir mi??


Sizde tecrübelerinizi yazarsanızı sevinirim..Belki de kaygılanacak birşey yoktur.


iyi haftasonları,sevgiyle

nehircce

18 Ağustos 2010 Çarşamba

mesela şuan...



Bugün ucu tıkanmış musluk gibiyim,pek akasım bir avuç yeşili sulayasım yok...

Düşünüyorum da zaman zaman,mesela şuan... nasıl bir kargaşanın içindeyiz.


Zamanın elinde, pilli bir oyuncak gibi, o isteyince 24 saati istediği gibi oynar olmuşuz.
Kayıplarımıza arkamız dönük,önümüzdekilere hayrımız dokunmaz olmuş..


Bazen bir arka sayfa haberi kadar önemsiz..
Bazen bir renk cümbüşünde,manşet olmuşuz...


Durup düşünüyorum da zaman zaman,mesela şuan sadece bildiklerimizle yaşar olmuşuz..


nehircce
Tüm hakkı bana aittir.
Fot.netten alıntıdır.

11 Ağustos 2010 Çarşamba

Herkes anne olmasın...


Dün akşam iş çıkışı apartmanın bahçesinde,asmanın altına oturup biraz soluklanmak istedim...
Komşular sohbette çaylar içilmişti..Kısa bir hal hatır sorma sonrası biraz dinlenip eve çıkma arzusundaydım...Öylece izledim onları bir gözüm de bisikletiyle dolaşan oğluşta...

Sonra güzel lüks bir araba durdu bahçenin önünde...Malum karşı komşumun torunu, benim çocukluk arkadaşım X kişi...Aynı yaştayız kendine ait bir işi,bir evi ,bir yazlığı ve bir de luks arabaları var...
Her gördüğümde içimden geçen hep aynı şeyler.Yine engel olamıyorum kendime; çalışmaksa daha fazla çalıştım,okumaksa oda öyle,ama gelgör ki durum ortada ...Nasıl ??

Bu arkadaş 5-6 ay kadar önce anne oldu,çocuğun babası çok yakın arkadaşı(imiş) evli 2 çocuk sahibi birisi,adam bir daha görünmedi...

Sonra anne olan bu arkadaş, doğumdan sonra çocuğunu kendi annesine bırakıp hayatına kaldığı yerden devam etti,ediyor... (Hiç emzirmeden)


Dün annesi ve çocuğunu almaya gelmiş belli ki,kucağında çocukla indi anane apartmandan...
Arabaya yaklaştı,bu arkadaş arabanın kapısını bile açmadan oturduğu yerden kalkmadan ve arkasında ki çocuk koltuğuna yerleştirilen kızına bir merhaba demeden çalıştırdı arabasını ve gittiii...

Sadece özel şöför gibi...
Bir gün boyunca görmediği kızını görmezden gelerek...

Öyle içim acıdı ki,o kız çocuğu için ve gelecekteki mutsuzluğu için üzüldüm...
Oysa ben sadece bir yabancıydım artık...

Niye doğurdun o çocuğu,kendini sağlama almak için mi yoksa sadece egonu tatmin etmek için mi...

Ya da ben anneyim,çocuğum da var kariyerimde haaa bir de lüks arabalarım...
var demek için mi ??

Keşke azıcıkta anne şevkatin,sevgin olsaydı be kızım...Biliyor musun onu hissederek yaşasan gerisi ne kadar da anlamsız...Ahh bir anlasan...

****
Dayanamadım son aylarda bu manzaraya birkaç kez şahit olmaya;bu kızın çocuğunu bırakıp bırakıp gitmesini bir kez bile emzirmemesini, bildikçe yazmadan duramadım...
Ne olur herkes anne olmasın...

Sevgiler
nehircce


Vee tabikii...
Hayırlı Ramazanlar ,bereketli huzurlu bir ay olsun hepimiz için...

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Bugün fotoğraf yook...

Merhaba,

Güzel bir haftasonundan sonra buruk bir güne başlamak biraz zormuş ...
Ezginin günlüğü dinliyorum,ne zaman içimdekileri tarif edemesem kendime ya da yanımdakine hep onu ya da Yeni Türküyü dinliyorum..

Beni gülümseten ise yine oğluş ;

dün dediki;

Anne bayıysaklayım acıyor,
hıhhh,
bayıysak mııı
nasıl yani efoş nasıl oluyor ?
Tüküyüğümü yutuyoyum yaaa, içte ozaman bayıysaklarım acıyor ...
Boğazını gösteriyor :))
Bademcik annecim onlar bademcik :))))
hıı bademcikleyim acıyo o zaman :))

***

Akşam apartmanımızın bahçesinde küçük bir nişan merasimi vardı,
Efoş hadi bizde gidelim dedim,
Tamam,ama napıcaz orda ??
oynarız bizde,dedim :))) Çiftetelli eşliğinde insanlar müthiş eğleniyorlar,ama o durumu algılayamadı...
Efeden gelen cevap şuuu, tamam o zaman bende tombalamı alıym bizde onu oynarız :))))

Bunları hatırlayınca yüzüm gülüyor..

İşim çok stresli songünlerde,kendim de huzursuzum biraz, geçer ama inanıyorum...

Herkese iyi haftalar.
Sevgiler
nehircce

4 Ağustos 2010 Çarşamba

SAFRANBOLU...

Selam,
tatil bitti bitmesine ama nehircce tembellikten birazda işteki yoğunluktan ekleyemedi fotoğraflarını...
Neyse hadi başlayalım,




Biz bu şehirde önce birbirimize,sonra sana aşık olduk ...



Aslında gezimiz önce,Düzce Akçakocadan başladı..Orda kısacıkta olsa denize girdik.Çok hoş bir kasabaymış ben oldukça beğendim..Yalnız denizi çok dalgalıydı..

Sonra sırasıyla Alaplı,Ereğli,Zonguldak şehir merkezi, sonra Gökgöl Mağarası...
Çaycuma da 1 gece konaklama..

Ertesi gün muhteşem doğasıyla Bartın İnkumu ve Amasra bu iki yere tek kelimeyle bayıldımmmm.... İnkumunda denize girmek Amasrada balıkçıları izlemek muhteşemdi...
Gezimiz Safranbolu Yorgancılar konağında son buldu...

Safranbolu, benim eşimle tanıştığım,aşık olduğum,birlikte okuduğumuz,gezdiğimiz,gördüğümüz küçük şehir...Oğlumuza oraları gezdirmek ayrı bir güzel ve manalıydı..

O yüzden post sırasında ki öncelik ona :)) Safranbolu'ya...



Burası Arasta Çarşısı,el emeği göz nuru ne varsa bulabilirsiniz burada,fiyatları da öyle çok yüksek değil bilesiniz.Çocuklarınız için nostaljik tahta oyuncaklar alabilirsiniz,sevdiklerinize iğne oyalarıyla süslenmiş örtüler,kaşıklıklar vs...

Anne oğul gözümüz yolda,dağda taşta,yeşilde,suda..

Küçük Gezgin elinde dürbünüyle, yıllar önce sınıf arkadaşlarımızla çıktığımız Safranbolu nun en yüksek dağına bakıyor...O bakıyor biz derinlere dalıyoruz...


Safranbolu Bulak Mağarasına çıkmak için oldukça uzun bir merdiven tırmanışı yapmak zorundasınız bu yarısı...Oğlum hiç mızmızlanmadı afferin ona...

Veee mağara,çekim yasak ben dayanamayıp birkaç poz çekiyorum..Özürrr özürrr ...

Mağaranın girişine geldiğinizde dışarının sıcak havasını geride bırakıp, yüzünüze usul usul değen soğuğu içeriye süzüldükçe daha yoğum hissediyor.Sonra üşüyorsunuz...Ama açılan nefesinizle,gördüğünüz güzellikler büyülüyor sizi...

Burası İncekaya Su Kemeri...Safranbolu da heryerden su akıyor.Kışın coşkuyla, yazın hüzünle ama yılmıyor akıyor...


Ve kaldığımız konaktan nostaljik bir lamba örneği...

Beğendiniz mi ?


Sevgiler
nehircce








29 Temmuz 2010 Perşembe

Kısa bir tatil..


Ben yarın sabah, 3 günlük bir tatile gidiyorum.Yollara düşüyoruz, elimizde harita,fot.makinesiii :)

Eşim seyehat için gidiyordu ben de izin alıp peşine takılıyorum.

Akçakoca,Zonguldak,Bartın,Amasra,Safranbolu uğrak yerlerimiz şimdilik.

Dilerim güzel geçer.


Detayları gelince aktarırım.

Beni merak etmeyin :)))


sevgiler

nehircce

27 Temmuz 2010 Salı

Oğluş bu sıra...



Bu ara sana bir haller oldu,biliyorsun dimiii..


Sürekli ellerimi yıkayacağım bahanesiyle banyoya gidip artık çok rahatlıkla açtığın musluğu kaldırıp,sözde el yüz yıkıyor,saçlarını ıslatıp,bir koşu bizim yatak odasında buluyorsun kendini...


Sonra mı sonrası şu,


kapının kenarından seni gizlice izleyen anneni farketmeden,


kendi kendine konuşarak saçlarını yukarı doğru (o benim için hala minik ellerinle) kaldırıyorsun..Aynada.


Ne dediğini henüz anlayamadım ama belli ki çok ciddisin.Aynaya uzun uzun bakıp tam önünden çekilirken de bıyık altı bir gülümsemen var ki..Ayy bir güzelsin,bir komiksin ki, görsen bir kendini..


Sonra tam odadan çıkacakken geri dönüp,artık buraya da boyun yetiyorya, babanın parfüm şişesine uzanıp babandan gördüğün gibi bileğinin içine doğru sıkıyorsun parfümü :)))boynuna sürüyorsun sonra :)))


Birde ben tüm bu olanlardan habersizmişim gibi yanıma gelip kolunu koklatıyorsun bana..Bende ısırıyorum seni mıncık mıncık yapıyorum :)))


Ne çabuk büyüdün...

Annen...





Not : Canım arkadaşım Kırmızı Uçan Balon un, yani Beyzoşun dört gözle beklediği güzel kızı Pazartesi günü doğdu...Öyle merak ediyorum ki onları ama taaa Amerikalarda olmaları sebebiyle heyecanımı İstanbul a dönüşlerine saklıyorum.Beyzoş belki de bir fot.koyarsın bloğuna ne dersin :)) öpüyorummm sizi...

Bu sabah...


Sabahın körü,oğluş ağlayarak uyandı kaynım ağyıyor diye,

çişi de gelmiş elbett.Alıp bir koşu götürdüm WC ye..Oturttum klozete,sağolsun ayarlayamadı yine,daha gözlerimi açamamışken çişe bulandı her bir yanım..Ohhh yüzümü yıkamış kadar oldum serin serin.Sağol Efe dedim...Bizim ki zaten ağrılı bir de ben kızınca iyice alındı daha çok ağlamaya başladı.Apar topar üstünü değiştirip yatırdım yatağına..Ben mi ? sanki hala sidik kokuyorum :)) Elimde vileda, baya hoştum yani sabah sabah... Bunların hepsini gözlerim kapalı yaptım afferinn bana :)


Sabah servisteki arkadaşlar erkenden işe gelme kararı aldıklarından,ben de doğru otobüs durağına yollandım.Ara sıra böyle halka karışmak iyi oluyor..Nasıl sıkıntılı o otobüsün içinde insanlar, halime şükür için bir sebebim daha oluyor böylece..Geçmişteki eziyetlerimi düşününce..Mecbur kalıp binen herkese sabırlar diliyorum..

Işıklarda duruyoruz,minibüsün camına resmen yapışmış, 9-10 yaşlarında bir erkek çocuğu dikkatimi çekiyor.Elinde belli ki annesinin hazırladığı bir tost,ya da yarım ekmek arası domates peynir...Alelade bir poşete sarılmış eline tutuşturulmuş..Karnı aç besbelli çünkü gözü sürekli onda,kalabalıkta itiş kakışın içinde elinden düşürmemeye de gayret ediyor belki de..

Tam da sanayi sitesinin önünden geçiyoruz.Belli ki oralarda bir yerlerde çalışıyor.

Ya okumadığı için ailesi vermiş bir tamirciye çırak, ya da yaz döneminde eve para götürme,okul harçlığını çıkarma telaşına düşmüş şimdiden...

Düşünüyorum da her ikisi de kötü ve her ikisi için de çok ama çok küçük...


nehircce
fot.netten alıntıdır.

26 Temmuz 2010 Pazartesi

Geç kalınmış bir post...

Merhabaa,
Bu postu paylaşmak için,çok geç kaldım biliyorum.
Tatil sonrası fırsat bulamamıştım fotoğrafları düzenlemek için.
İşte bizim tatilimizden kısa kısa görüntüler..

Jumboyu hatırlarsınız belki,oğluşun en has, oyuncağı yol boyu sarmaş dolaştılar.Kışlık yeleğini çıkarmadı hayvancağızın :)) komik çocuk..


Uyandığında bu lokumlardan yedi sürekli,tatlı başlasın tatili diye sanırım...

Vee nihayet, şehir merkezi tabelamızı görüyoruz..Ben doğma büyüme İstanbulluyum,ama annem babam ve tamamen tesadüf eşimde Samsunlu,haliyle çocukluğumdan beri her sene gittiğimiz memleketimize ilk giriş de hep yüreğim pırpır atar..
Yazlık evmiz,bahçemiz merdivenlerdeki güzel çiçeklerimiz ...
Havanın kapalı olduğu bir gün denizi,kumu bırakıp bu doğal güzelliklerin olduğu yerleri gezmeye karar verdik..Yer Bafra Kolay ilçesi Kolay Barajı kıyısı...Tam üstteki fotoğrafta MÖ 300 yıllarda yapılmış bir kral mezarlığını görüyorsunuz ..Her yer yemyeşil..

O günümüzü hatırlayınca çok mutlu oluyorum.Tüm aile çok iyi vakit geçirdik.Çoğu doğma büyüme oralı olmasına rağmen bu güzellikleri ilk kez keşfettiler ben ve eşimle..

Yolun sonuna yaklaşırken bir mola veriyoruz karnımız açıktı tabii..
Baraj kenarındaki alabalık tesisine yerleşiyoruz...Tam bir yerleşme yalnız toplam 20 kişiyiz çünkü :)) Sabırsızlıkla balıklarımızı beklerken; yapılan şakalara gülüyor,sayısız fotoğraf çekiyoruz.Hep güzel anmak,iyi hatırlamak arzusuyla tüm insanları..

İşte beklediğimize değen anın fotoğrafı :)))
Umarım beğenip,merak etmişsinizdir.İnşallah birgün sizin de yolunuz oralara düşer..
Ayrıca hepimizin Kandili mübarek olsun..
İyi Haftalar.
nehircce

23 Temmuz 2010 Cuma

İyi haftasonları..

Şurda sevdiğim bir dostumla oturup sohbet etmek vardı şimdi..
Boş masada,iki finçan çay yada kahve.Birer dilim de kek hiç fena olmazdı ne dersiniz..
Haaa bir de ortada küçük bir vazo içinde renk renk kır çiçekleri..
İçilenin yenenin tadı damakta,edilen sohbetin güzelliği yürekte kalmalıydı.

Neyse biz olanlarla idare edelim.
Bu akşam oldukça kalabalık bir ortamda bulunacağım.Tabu oynacağız becerebilirsek,gülüp söyleyeceğiz belki de..Yarına daha güzel bir hayalim var.Belki fotoğraflayabileceğim,kimbilir neler göreceğim..

Çok ama çok güzel bir haftasonu diliyorum size.

sevgiler.
nehircce

20 Temmuz 2010 Salı

Sütlük :))

Merhaba,

Kızlarrrrr :))

Ben bu sütlüğü çok beğendim,gördünüz mü bir yerlerde ..
Bu fotoğrafı yurtdışı kaynaklı bir sitede buldum.Çok beğendim ama araştıramadım.
Belki görmüşsünüzdür diye size bir sorayım dedim...

Nehircce...

18 Temmuz 2010 Pazar

Alışverişten...

İşte yeni ciclerim...
İstanbullular uzun zamandır okumak isteyip bir türlü fırsat bulamadığım bir kitaptı.Cep kitap halini görünce de dayanamadım.Hem daha hesaplı oluyor cep kitaplar, hem daha sevimliler sanki :))
Bu taçları ve aksesuarlarıda tanesi 1TL den aldım..Kadıköy Bahariye Yapıkredi Bankası karşısından..


Çantamı 25 TL ye Bahariyede küçük bir çantacıdan, pantolonlarımı da Mangodan ortalama
10-15 TL civarında rakamlara aldım..İşte böyleee güle güle kullanayım :değil mi :))

Oğluşun gelmesine yaklaşık 1 saat kaldı heyecan dorukta :) Yemekler ocakta...
Size iyi pazarlar..
Hadi bana da kolay gelsin..
sevgiler,
Nehircce

17 Temmuz 2010 Cumartesi

Bugün ben...

Bugün ben...
Erkenden uyandım dün bahsettiğim üzre,doğruuu Kadıköy'e.
Önce Nazım da hoş bir kahvaltı gölgede içilen çay,rüzgara inat okunan kitap :)
Sonra alışveriş, uzun süredir istediğim bir çanta ve Mango da indirime girmiş cici pantolonlar benim oldular.
Birkaç aksesuar ve tabii bir kitap daha, tüm bunları ilk fırsatta yayınlamaya çalışıcam merak ettiyseniz tabii, pek alışveriş fot.eklemem aslında biliyorsunuz;ama bu sefer olabilir :))

Neyse benden kısacık bir ceee olsun,şimdi evde işler beni bekler..
Malum yarına kociş ve oğluşş geliyorlar.

Sevgiler..
nehircce

16 Temmuz 2010 Cuma

Kavuşmaya 2 gün kala...

Öylesine sakin bir gün,
sıcak mı,evet o bunaltıyor.
Klima çalışıyor.
Candan söylüyor güzel sesiyle.
İçimde bir kıpırtı,bu akşam hava kararmadan gireyim eve istiyorum ..
Coşan fesleğenlerimi sulayayım.
Balkonumu yıkayayım az oturayım istiyorum...

Efe miii ???
Beyimiz pazara yanımda,koynumda inşallahhh...
Çok özledim çokkkk...
Fiiitbol :)) oynuyormuş babasıyla.

Yazlığın bahçesindeki misafir tavukları kovalıyor,onları yıkayıp yıkayıp yem veriyormuş...Dünde üst kata çıkarmış onları zavallı tavuklar bir eziyettelermiş ki sormayın :)))

Yarın şöyle bir Kadıköy yapasım var,sakin sakin hazır herşey indirime girmişken bir dolanayım istiyorum...Şöyle sabahın erken saatinde kalkıp, insanlar caddeleri doldurmadan atasım var kendimi dışarı...Dönüşünde bir pazar alışverişi sonra ev temizliği...Pazara hoş yemekler,oğluşun sevdiği herşeyi pişiresim var..

İyi haftasonları..
Bol moralli,güzel iki gün geçiririz umarım.
sevgiler.
nehircce

15 Temmuz 2010 Perşembe

Eski bir dost için...

Uzaklarda biri var,
Yüzümdeki tüm çizgileri ezberlemiş,
Saçımın her telini sevmiş,üşenmemiş örmüş
Bildiğim tüm şarkıları o ezberletmiş.

Ama araya giren zaman herşeyi yok etmiş,
Silik bir iz bırakmış yüreklerde
Her bahar havalandırılan yatak,yorgan gibi ,

Her bahar,cam önlerinde şenlenen fesleğenler gibi,
Coşar olmuş hasreti,

Dün gece yine rüyamdaydın...
Umarım iyisidir.



Eski bir dost'a
nehircce

14 Temmuz 2010 Çarşamba


Bu kitabı geçenlerde,kardeşimden arakladım..Okuyup geri vereceğim tabii..O da benim Elif Şafak AŞK ımı aldı vermedi :))) onu verene kadar rehin mi tutsam acaba :))) Benim kitaplarım çok değerli biliyorsunuz dimi :) paylaşamam öyle herkeslerle :) Hepsi jelatinle kaplıdır falan, deliyim dimi..Ama ne yapayım başka türlüsü içime sinmiyor çok seviyorum ben onları ...
Buna rağmen verip de geri alamadığım sayısız kitabım vardır.Kapaklarına ismimi yazarım ki geri gelsin unutulmasın diye..Ama herkes aynı hassasiyette olmuyor maalesef..Bu konuyu bir açıklığa kavuştursak ne dersiniz.Niye böyle olur alırız bizde kalır iade etmeyiz falan...Kitapların kaderidir.İlk sahibinde durmaz..Aslında tabii kitap paylaşılmalı okunup iade etmek şartıyla.Geri gelmeyen kitaplar yüzünden, sanırım ketum biri oldum şahsen bu konuda..

Neyse kitabın konusu;


Evli bir çift,monoton bir hayat,iki çocuğun sorumluluğu ve eviyle uğraşırken, aldatılan bir eş ...

Bunlardan habersiz adamdan etkilenen tonton,kendimi beğenmeyen bir kızın hikayesi..

Biraz pembe dizi formunda açıkcası, izliyor gibi okuyorum.

Bu tarzdan hoşlananlara iyi bir alternatif olabilir..

Ben daha çok tarihle örtüşen kitaplar okumaktan zevk alıyorum galiba..

bir yerinde eski bir şehri anlatmalı mesela,ya da eski mahalle hikayeleri akmalı,giysilerin tasfirinden sokağa kadar herşeyi hayal edebilmeliyim...

Neyse okuyanlar varsa yorumlarınızı bekliyorum.

Bir ceee deyip kaçacağım bu günlerde,tatil dönüşü masam evraklarla dans eder halde ...

Öpüyorum herkesi,

sevgiler

nehircce

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Geldim...


Geldim geldim ...

ooo neler oldu son 10 günde,

Yorucu ama güzel bir tatil yaptım.Uzaklardaki sevdiklerimi gördüm.Denize girdim,bu sene daha iyi yüzebildiğimi farkettim mutlu oldum :))
Sabahları geç kalkmaya alışamadığım için erkenden uyanıp yürüyüşler yaptım..Kumsalda oturdum, denize henüz kimse girmemişken uzun uzun onun sakinliğini seyrettim...

Oğlumla kumsalda çubuktan ağaçlar dikip onları suladım :) Her dalgada bozulsalarda o ısrarla ağaçlarını dikip sulamaya devam etti..
Sonra onu ve eşimi bırakıp İstanbula döndüm çünkü eşimin izni 15 gün benim maalesef sadece 1 haftaydı.. Şimdi Efoşu nasıl özledim bilemezsiniz..

Sabah telefonda sesi çok mutlu geliyordu,''anne telefonu kapatmam geyekiyoy biss denise gidicess ''dedi o halinden memnun yani anlayacağınız..Ama annesi özlem içinde...

Tatil sonrası ilk iş günü çok zor geçiyor.Alışacağım tabii,önümde onlarsız geçireceğim de kocaman bir hafta var.Biraz yalnız kalmak iyi olabilir belki de kim bilir..

Ben yokkennn...

Sevgili Banu geri gelmiş nasıl sevindim bilemezsiniz..

Sonra canım arkadaşım Sibel in büyük bir kaybı olmuş ona da öyle üzüldüm ki..Biran önce toparlanırsın umarım Sibelcim..

Sevgili Rümeysa yeni bir hayata başlayacakmış ailesiyle, o da zor bir dönemden geçiyor.. Diledikleri gibi olsun herşey, bir daha tekrarlanmasın kötülükler...

Hayat nasıl da farklı seyrediyor değil mi...Her çatı altında farklı bir hikaye var..
Yarına bizlere neler getireceğini bilmeden ama büyük bir umutla sarılmak zorundayız ona..

Sevgiler
nehircce

28 Haziran 2010 Pazartesi

öylesine bir yazı..




Yine sizi okumaya daldım saat kaç olmuş,bak hala elde avuçta birşey yok..

Günler sanki bir yarış içinde kovalayıp duruyorlar birbirlerini..Bu ofiste mi zaman hızla akıyor yoksa ben de mi birşey var bilmiyorum..

Bu Cuma, yine geçen seneki tatil mekanımıza gidiyoruz kısmetse..Karadenizde hoş bir kasabaya ,aile yazlığına ritüel oldu her sene her sene ...Bazen farklı yerlerde görmek istiyorum elbette,yazlık mevzuu biraz sıkıcı olabiliyormuş ne yalan söyleyeyim..Ama yine de bildiğin tanıdığın bir yerde tatilini tamamlamak da, diğer yandan hoş gerçekten..

Evde her yer giysi,havlu vs.. zaten küçük olan evim iyice kalk gidelim diyor bakalım gideceğiz hep birlikte,bir girsinler valize de hayırlısıyla :)

Efecik çok heyecanlı,denizin,kumun oyuncaklarının telaşında..Mayosu illa siyah beyaz olacakmış..Aradık haftasonu bulduklarımız beyimizin poposuna büyük geldi..

haaa birde,

Balkondaki fesleğenleri tazeledik,çileklerimizi ayırdık saksıları çoğalttık..Sonra oturduk çay içtik dün akşam eşimle,ben birkaç satır kitap okudum..Sonra bizimkine yakalandım anneeee benimde kitap okuyasım vayy bekle geliyoyummm..Eyvah kitap haram oldu bize dedim içimden,yine milyon tane soru peşpeşe,kapadım kitabı bekledim elinde küçücük kitabıyla gelişini...Hep okur, hep sever inş.benle vakit geçirmeyi :)
Bizde durumlar böyle ve buna benzer..

Sizde ne var ne yok :))

İyi haftalar dilerim hepimize

Sevgiyle

Nehircce

22 Haziran 2010 Salı

Teröre Lanet...

Son aylarda yaşadıklarımız hiç kolay şeyler değil.
Canı yanan bir sürü şehit ailemiz var.
İnsanların psikolojileri bozulmaya başladı.
Sabahki iki saldırı haberi beni yine allak bullak etti.
Asker olan,lojmanda kalan yakınlarım için endişelendim.Korktum.
Nereye gidiyoruz,nereye sürüklüyor bizi bu başkalarının aldığı kararlar.
Bu kadar çaresiz bir ülkemiyiz, bu yaşananlar karşısında.
Artık bir son olmalı, öyle böyle bir çözüm bulunmalı.
Nereye kadar gidecek,daha ne kadar masum insan ölecek.
O otobüste 17 yaşında gencecik bir kız öldü,ne günahı vardı.
Kim bilir yarına dair ne hayalleri vardı.
Biranda hiçe sayıldı yok edildi...
Ve diğerleri...

Diyorum ki, hepimiz bu hafta kınayalım bu lanet insanları, bloglarda yazalım biraz da olsa haykıralım...Yazmak istediğim içime sığdıramadığım, söze dökemediğim çok şey var..

Çok üzgünüm...

nehircce

18 Haziran 2010 Cuma

Mimlenmiş Efe Bey,


Beni iki güzel insan mimlemiş ;

Tibet'in annesi

Baharcım

Teşekkür ederim size, bir mim özürlü arkadaşınızı birkez daha mimle başbaşa bıraktığınız için :)))


Sorular, oğluşun özel hayatıyla ilgili daha çok :)))

Nasıl giydiriyorsunuz?


Genelde rahat giysiler haliyle,eşofman üstü bir tişört vs...Okula başladığından beri yardımcı ablalara kolaylık olsun diye (wc de sıkıntı olmasın diye :) ) haftaiçi sürekli beli lastikli altlar giydirdik.Alışkanlık oldu bizde de..
Haftasonları da kot şort,ya da ince kumaş pantolonlar giyiyor.
Ayakkabılarını Adidas ya da Flo nun diğer markalarından alıyoruz.Ortapedik ayakkabı olmasına dikkat ediyoruz.

Ve mümkün olduğunca uyumlu giydirmeye çalışırız.Renkleri öğrendiğinden beri artık çoraplarını kendi seçiyor beyimiz :) Tişörtüyle uyduruyor..Babasına çektiii ...


Marka mı? Pazar mı? Semt butiği mi? Nerelerden alışveriş yapıyorsunuz bebelere?

LCW,C&A ,ZEYLAND hem kesemize uygun ,hem de sürekli büyüyen bücürler için seçeneği en fazla mağazalar diyebilirim.Ama her hafta apartmanımızın tam önüne kurulan pazardan da alışveriş yapıyorum tabii seve seve..Günlük giysiler için parkta,toprakta oynarken özellikle onları giydiriyorum..

Haftada 3-5 defa makine döndüren çamaşır canavarlarının cicilerini ütülüyor musunuz?

Evet hala ütülüyorum,insan içine çıkıyor onlarda bücür mücürler ama,giysilerini en güzel şekilde taşımalılar bence,ayrıca sağlıkları için de ütüden yanayım elbette...

Terlik mi sandalet mi?

Sandalet daha pıratik geliyor bana,ayrıca terlikle çok takılıp düşüyor bizim ki..Terliği kumsalda oynarken giydiriyoruz ,ayağından bir çırpıda atıp denize koşmaya bayılıyor :)))

Şapka sorun mu? Nasıl çözüyorsunuz?

Hayır hiç sorun değil,seve seve takıyoruz.Bir sürü de çeşidimiz var :) önemli bir erkek aksesuarı gibi bizim için..Kışında zevkle takar Efe Bey..

Malum deniz mevsimi açıldı. Mayo kullanıyor musunuz? Öneriler?

Evet özellikle mayo giydiriyoruz,deniz şortları daha geç kuruyor vucutlarında, ben sakıncalı buluyorum...

İşte böyleee,


Bende beni izleyen, anne olan tüm dostlara göndersem kabul eder misiniz ?

aaaa,
Haftasonu için neler yapacaksınız ??
Bizim Pazar günü bir piknik organizasyonumuz var inş.güzel başlar ve güzel biter..

Sevgiler
İyi haftasonları...

Nehircce

15 Haziran 2010 Salı

Kuru çiçekler...

Siz de yapar mıydınız böyle,

ben çok yapardım,hala yapıyorum zaman zaman :) Sayısız kitabın,fot.albümümlerimin için de var bu çiçek kurularından...



Sayfaların altına da notlar düşmüşüm üşenmeden. Şu tarihte şurdan kopardım diye :))

Annem geçenlerde büyük bir kitabımı bulmuş,bekarlık kitaplığımda :)) nasıl da üşenmemişsin tek tek koymuşsun diyor.O zamanlar uğraşacak ne az şey varmış hayatta meğerse...



Birde renkli çikolata kağıtlarını siler temizler saklardım :)))) ne alemmişim yahuu...

Şimdi okumaya zor fırsat bulurken,o ana ait saklanmaya değer şeyleri,kimbilir nasıl görmezden geliyorum...



Zaman akıyorya ,bıraktıkları da az buz değil hani,ama geçmişe dönüp biraz kurcalamak mı gerekiyor ne..

Belki çok eski bir kitabı tekrar okumak,eski bir filmi tekrar izlemek,fotoğrafları kurcalamak giden onca zamanı geri getirmeye yetiyor belki de..Yaşamadan,anı anımsayarak...



Öylesine bir gündü bugün oysa,

artık değil,bana çok şey hatırlattı.

Dilerim sizin için de öyle olmuştur.



Sevgiler Nehircce



fot.netten alıntıdır...

Rehavettt..

Şu kanepe burda olsa şimdi nasıl hakkını veririm biliyor musunuz :)
Öyle uykum var ki..
Nasıl bir sıcak var bugün aman Allahım.

Benim küçücük bir odam var çatı katında ohh ne güzel diyorsunuz siz şimdi.Yok inanın öyle değil,yalıtım sıfır bu binada, kışın donuyorum yazın yanıyorum..Klima falan fayda etmiyor inanın..

Geçen gün arkadaşa yardım ediyorum..Klima uzun süre çalıştı haliyle, bizle beraber.Bir müddet sonra inanılmaz bir sesle irkildik..Koşş Bengi koşşş,dedim klima düşüyor galiba..Gittim yanına suratıma resmen buz parçaları fırlattı,gerçekten...
Gazını fazla vermişler klimanın meğerse, oda bu sıcaklara dayanamamış.Donmuş içindeki su..Fışkırtmış rahatlamış..Bende elimdeki buz parçalarıyla kala kaldım :))

Öyle sıcak yani bu ofis..Bakalım Temmuz Ağustos Allah büyük...

Yukarıdaki renk cümbüşüne bayıldım.Aslında çok sevmem bir çok renk bir arada; ama böyle içimi coşturdu görünce..Birde uzanıp,kapıyı pencereyi açıp,serin serin uyuma hissini doğurdu birden bire...

Benim bu günüm çok ağır akıyor,sizde durumlar nasıl ?

öpüyorum hepinizi,
Sevgiyle
nehircce

14 Haziran 2010 Pazartesi

:))


Offff ya çok kötüsünüz,

sizi okumaktan yazmaya fırsat bulamıyorum ki ben...

Hepinizin paylaşımları birbirinden güzel.

Kiminizle üzülüyorum,kiminizle gülüyorum,ufkum açılıyor,bazen de uykum :)),eğleniyorum vs........................


Burda kurulan bu bağ,her birinizi hergün acaba dün ne yapmıştır,bugün ne eklemiştir diye merak edip okumak çok keyifli biliyor musunuz :))


İyi ki varsınız gerçekteeennn...



Ben biraz yorgunum bu hafta başı,haftasonum biraz yorucu geçti..Keyifli yanları da vardı tabii.

Bir dost ziyareti, balkon sohbetleri gecenin sıcağında yenilen meyvelerle,dondurmalarla serinlemeye çalışan biz ... Oğluşun bıdı bıdıları,oyunları,sevgi dolu sarılışları haftaya anlam katan en önemli şeylerdi...


Hepimize iyi haftalar diliyorum.

sevgiler.

nehircce

Fot.netten alıntıdır.
Şu sıcakta en anlamlı fot.olsa gerek :))

12 Haziran 2010 Cumartesi

Bugün :)))

oğluş,
anne hadi gel oyun oynayalım.
tamam geldim ne oynayacağız.
Yanıma otur,
oturdum
elinde plastik bir kapak
tamam, anne nereye gidelim (ben otobüscülük oynadığımızı sanarak)
Ankara ya
oğluş,
yookkk bu sefer jupiteye gidelim ...

meğerse geçen gün okulda gezegenleri öğrenmişler :)))

Çocuklar uzaya gitme hayali kuruyor nehircce, sen ne Ankarasından bahsediyorsun :)))

az önce babasıyla kovdum onları evden,temizlik yapıcam ayağımın altında dolanıp duruyorlar.
Babası Beşiktaş formasını giydirmiş,malum ikiside deli Beşiktaşlılar..
Efeyi kızdırmak için cimbomun marşını söyledim bizim ki sinirlendi,beni babasına şikayet etti.Sonra Efeee biliyo musun cimbomun kupası daha fazlaymış Beşiktaş dannn,
yaaa baba yaaaa, anneme bişey söyleeee..
Babası hadi oğlum biz gidelim annene gelmişler yine :))))

Tam merdivenlerden iniyorlar
Efeee biliyo musun en büyük kim ???
O kim diyecek, ben cimbom diyeceğim söyde onu bekliyorum

O en büyük Allah, annne sen de bilmiyoy musun..
Ben mors bir ifadeyle :) bakarken onun yüzüne

eşim;al buda sana kapak olsun, hadi oğlum biz bisiklet kullanmaya gidelim..

:)))))

Ben de sözde temizlik için kovdum onları evden, bak neler yapıyorum yaaa :))))

İyi hafta sonları..
Sevgiler
nehircce

10 Haziran 2010 Perşembe

Ebru ...

Merhaba,
Haftasonu gezmemizden,
yakaladığım çok hoş bir anı sizlerle paylaşıyorum :)))
Kadıköy Sanat sokağında gezerken,küçücük bir dükkanda Ebru yapan çok hoş bir bayanla karşılaştım tam elinde fırça şuya şekil veriyordu..Durup, izin istedim onu çekmek için ve bunlar bana kalan fotoğraflardan bir kaçı..Dilerim beğenirsiniz..Ebru yapmanın ne kadar güzel bir elsanatı olduğunu bir kez daha imrenerek izledim...

Adım adım Ebru yapımını gözlemlemek kağıdı tekneye kapatıp Ebrunun çıkışını beklemek çok heyecan verirciydi..Bir gün yapabilmeyi çok arzuladım.Dilerim yapabilirim.



İşte sonuççç,ne kadar zarif değil mi ?

Fotoğraf konusunda, daha çokk fırın ekmek yemem lazım farkındayım;ama keşke daha fazla zamanım olabilse ..
Bu yıl sonuna doğru fotoğraf makinamdaki acemiliğimi atıp,ciddi bir eğitim almayı arzuluyorum.Sonra belki düşlerim gerçek olur kimbilir...
Sevgiler
nehircce