6 Temmuz 2009 Pazartesi

Yorgunummm dostlarım yorgunum :)



Merhaba;

Artık ek gelir kaynakları arayışına başladım :)) Bu da benim gibi haftasonlarını temizlikle geçiren bayanlar için hiç fena bir fikir değil doğrusu :) Alıştım nasılsa bünyemde itiraz etmez heralde ..

İlerde belki de blog arkadaşlarımı da kandırıp bir şirket kurarım evler,ofisler itinazla temizlenir ,bir temizleten,bir temizletmeyen pişman olurrr nasıl ilannn başlığı ama;süper bence :)

Neysee bu haftaya böyle başlamamın sebebi innanılmaz bir yorgunluğun komik sitemleri işte..Kadın olmak zor zenahat bayanlar değil mi ? Çok yorgunum çokkk..Ailecek yorgunuz biz, ortanca kardeşimin 26 Temmuz daki düğünü için başlayan hazırlıklar telef etti bizi..Hayırlısıyla bir geçse şu yorgunluklar bir bitse ..

Cumartesi sabah,erkenden başladık güne, küçük kız kardeşim Zeyno,eşim ben ve evimizin neşeşi efoş çıktık yola.Düğün alışverişine çıktık sözde ilk aldığımız şey efoşun illede istiyorum diye tutturduğu turuncu parmak arası terlikleri oldu.. ''Ama ama ama anne yütfenn alalım Devyim canın da varr ondan bende istiyorum tamam mı :) '' Dayanamadım aldım zaten inanılmaz da ucuzlardı ..

Sonra Kadıköy Opera pasajının içindeki abiyeciler dolaşıldı birbir. Bazı mağazalar bilen bilir, inanılmaz yüksek fiyatlara satıyorlardı; girdik,çıktık, bakındık vs...Nihayet küçük sevimli bir dükkana girdik içerde de bizi çok güler yüzlü bir abla karşıladı..Satışda güler yüz çok önemlidir.İnanılmaz rahatlar karşı taraf ama sıcaksa içtense o gülüşler öyle değil mi..Bazı tezgahtarlar hem asık suratlı,hem de niye girdin ki canım sen şimdi bu dükkana der gibi, gözleriyle iterler seni dışarı bir anda kendini mağazanın kapısında bulursun..Ben Liseden sorna tezgahtarlıkta yaptığım için bu iki ayrımı artık çok iyi fark ediyorum.

Daha içeri adımımızı attık atmadık efoşş 'anneee çişim geldi benimmm' demesin mi? Yanımda şiş kabım var malum annesiniz çantanızda her türlü şey olmak zorunda çiş şişesi bile, cevat kelle gibi dolaşıyorum ben 3 yıldır..Ama mağazanın ortasında da işetilmez ki :))) Neyse çıktık bir panik mağazadan, sorduk wc yi,, 4.katta dediler neee 4 müü ?? biz 1. kattayız ve efoş un eli pipisinde :) yaptı yapacak :)) Asansör var dediler iyi hoş asansör geldi,, yukarı çıkmaz, kaldık içerde :) düğmesi bozulmuş meğerse,diğerine bindik ama efoş kızardı artık :) Eeee mübarek insanlar yaptınız madem son kata wc ne diye asansörü tamir etmezsiniz değil mi ...Nihayet koştur koştur yetiştik. Rahatladık :)) Efoş mutlu mesut indi tekrar mağazaya.

3-5 denemeden sonra 6-7 de olabilir :) Helenistik bir elbise modelinde kılınan karar,son anda sadece bir dene de bedenine bakalım denen mavi elbisede son buldu ve biz onu aldık çıktık :) Sonra altına uygun bir ayakkabı.Efoşa siyah önü satenli ,yelekli bir takım,rugan parlak siyah ayakkabılar..Babişkoya gömlek, gravat ,kemer derken biz saat 7 sularında evdeydik.Ayaklar davul,efoş uyku sersemii malum öğle uykusu arada kaynadı ve inanılmaz sinirli bizi haşlaya haşlaya geldik evimizeee...EEE biter mi bitmezz..

Ertesi günde yani dün, Kardeşimin evi temizlenecek biz maaaa aileee seferber :) Saat akşam 6 biz nihayet biten temizliğin ardından yorgun bitapp...Biter mi bitmezzzz kardeşimin çeyiz hurçları vs.. ki bu kısmında kendimde değildim annem halam zeyno ve gelin kız tam gaz devam ettiler :)) Saat gecenin 10:30 u bizimkiler yorgunluk çayı içiyorlar biz eşimle ütü yapıyoruzz veee nihayet yatağıma yattığımda bedenim acıyor sabah inanılmaz çabuk oluyorrr..

Şimdi işteyim ama sakinim çok şükür, herkes dışarda vee ben size yazabiliyorum :)) İşteee böyleee siz de eminim okurken yoruldunuz :)) Ne dersiniz bugün çabuk biterde ben eve gidip erkenden uyur muyum ?

Sevgiyleee herkese iyi haftalar dilerim :))

30 Haziran 2009 Salı

Efoş evden kaçtıııı :)


Merhaba ;
Dün inanılmaz bir sıcak vardı, malum çatı katında olan çalışma alanım yüzünden beynimde kaynayan su seslerini duydum diyebilirim..Birde üstüne klimam bozuldu. Ne yapacağımı bilemedim.Servisi çağırdım ama Arçelik klima servisi çok yoğunmuş malum sıcaklar bu havalara klimamı dayanır.Hala beklemekteyim.Çabuk gelinn nolurrr...
Dün akşam eve dönünce oğluş beni kapıda karşıladı, bu sefer kapıyı suratıma kapamadan içeri aldı beni..Genelde kızgın oluyor iş dönüşleri yada aklınca oyun yapmak istiyor evin kapısını bir açıyor bir kapatıyor ...İşe gitmemi pek sevmediği gibi dönüşünde de tepki gösteriyor bence ah bu çocuklar ..
Eve girdiğimde türlü türlü şebekliklerde yaptı tabii.Sırnaşık şırnaşık haller.Neyse olayın kokusu 5 dakika sonra eşimin o cezalı yemeğini yememiş bütün gün dışarıda çıkarmamış ananesi dedi :) Aklınca benden medet umuyor küçük solucan..Taviz yok tabiii, sofrayı hazırladım haftasonundan kalan dolmaların ucundan ucundan atıştırdı öylesine..Amaç bahçeye inebilmek için göz boyamak..Tabii yine yutturamadı bize..İzin istedi vermedik..Sıcakladığını söyledi üstündeki tişörtünü çıkardım atletiyle dolanmaya başladı evin içinde..Sonraaa paşam dediki bize; o zaman ben ananeme gideyim sıkıldımm .. Peki dedik hemen üst katta oturan ananesine gitmek üzere terliklerini giydi, baktık yukarı kata kadar çıktı kapadık bizde kapıyı...
Aradan 15 dakika geçti geçmedi,bizim apartmanımızın önünde kocaman bir asma vardır altında da oturaklarımız bunalan kaçar atar kendini bahçeye..Camdan bir bakayım dedim,bir de ne göreyim bizim böcekkk aşağıda sırtında atletiylee yakalamacılık oynuyorrrr..Ben bir çığlıkk atarım ve senin orda ne işin varrrr efoşşş ..Komşularımızda şaşırmış zaten annen seni böyle göndermez bir atletle,yooo demiş annem gönderdi beni :))) güler misin kızar mısınn...Neyapacağımı bilemedim.Sonuçta bizi kandırdı.Haaa biide utanmadan yalanda söylediii biz bu canavarla nasıl başa çıkıcaz acaba, daha 3 yaşını oldurmadı bilee.Şimdiden evden kaçarsa Allahhhhh zor bu iş çok zor :))))
Sevgilerr,,

29 Haziran 2009 Pazartesi

Nerdesiniz ??


Evetttt hadi bayanlar hadiiii 8. yorum geldii, daha 11 e ulaşamadık..Beğenmediniz mi yoksa tişörtü :))) farklı modellerde koyacağım ilerleyen zamanlarda bilginize :))
Bu arada haftasonu ; cumartesimi ev işleriyle geçirdikten sonra akşama da eşimin ağbisi ve yengemizi ağırlamak için bir sürü lezzetli yiyecekler yaptım söylemesi ayıp :) fotoğraf çekemedim ama hoş bir sofra kurdum..Balkona tabii:)) Gece bizde kaldılar.Sabaha erkenden kalkıp Şile Sahilköy'e gitmek üzere yola çıktık.Yarı yolda kahvaltılıkları unuttuğumu hatırladım baya bir dalga geçildi benle,uzun kıvrımlı köy yollarını geçip nihayet geldiğimizde denizin görüntüsü hepimizi çok mutlu etti.Giriş için ücret istendi neysee normal dedik,berbat araba yolundan ilerleyip arabamızı park ettiğimizde etrafta hiç bir düzenleme olmadığını gördük ve üzüldük..Alınan para ne için onu anlamış değilim.Eleştirimizi de tamamen kulak arkası edip çekildiler yanımızdan.. Biz vermeye alıştık bu memlekette onlarda parselleyerek almaya, çok acı...Her yer çocuk beziydi ayrıca ne pis anneler var dedirtti bana, insan çocuğunun bezini bir poşete koyup atmaz mı..

Oğluş 2 yaşına gelmeden, bezden kurtardı hem kendini hem bizi,ben o dönemlerde yanımda sürekli poşetlerle gezdiğimi çok iyi hatırlıyorum.Çantamın her köşesinden çıkabilecek çoğu market poşeti, çöp için yedekliydi bende,bazı kadınları anlamak mümkün değil..

Neyseki denizin rengi,durgunluğu gerçekten güzeldi yalnız tek kötü yanı çok kayalık olmasıydı.İlk 1 metreden sonra sürekli kontrollu olmak zorundasınız.Ayağım da küçük küçük soyulmalar ezilmeler oldu maalesef :((

Öğle yemeği vakti geldiğinde evde unuttuğum içecekleri fark ederek ikinci şoku yaşattım bizimkilere :))) Ben çok alem bir kızım nolcak benim bu unutkan hallerim... Güzel bir günün ardından kızarmış canı yanan ben,arabada uyuya kalan oğluş ve yorgun diğerleri :) çokkk kalabalık bir trafiğin ortasında,attığımız stresi, fazlasıyla geri toplayarak döndük evimize...İşte böyleee

Sevgiyle sıcacık kucaklıyorum hepinizi :))

not: fotoğraftakiler eşim ve oğlum pek belli olmasalarda ama asıl konu deniz :))

25 Haziran 2009 Perşembe

Kandil hediyesi...


Merhaba;
Öncelikle herkeslere hayırlı kandiller dilerim...
Fotoğraftaki tişört için bir haftadır düşünüyordum napsam nasıl bir blog arkadaşıma hediye etsem diye acabalar vardı kafamda ayıp mı olur ? yanlış anlaşılırmıyım diye ?
Ama bundan bende bir tane daha var ne gerek var saklamaya değil mi ?
Nasıl bir yol bulsam diye düşünürken şimdi günün anlam ve önemine de uygun olarak, armağanlaşmak güzel birşey düşüncesiyle bu tişörtü sevgili Bilun un bloğunda yaptığı gibi ben de 11.yorum sahibine hediye edicem..Kandil hediyesi olsun adıda :))
Arkadaşım sewoşla düşünürken bir soru soralım cevabı bilene verelim vs.. gibi düşüncelerim vardı ama böylede hoş olacak sanki.. Amacım biraz da renk ve heyecan katmak bloğa...
11.yorum sahibini ben açıkladığımda mail adresimi verip adresini isteyeceğim kargoylada göndereceğim.
Bakalım kime kısmet olacak hadi hızlı olunn :)))
Sevgiler,


24 Haziran 2009 Çarşamba

Kedili kalemliğim ...


Merhaba :))

Öncelikle boncuk çerçevelerle ilgili bana güzel yorumlar yazan beğenen tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim.Çok mutlu oldum öpüyorum sizi kocamannn :)

Çerçeve için malzemem kalmadığından yeni ekleme yapamıyorum ama en kısa zamanda alışverişe çıkıcam..Hem çalıştığım ofis hem de oturduğum ev istanbul un çok merkezi olmayan semtlerinden olduğundan , boncuklar için bir Kadıköy yapmam lazım sanırım yada bu cumartesi kendi mahalle pazarımıza bakıcam umarım bulurum...

Şimdiiii, ekteki fotoğraf bugün taze taze çekildi ofiste,beğeninize sunulan şey ise kalemliğim :) Dün yemek yapmak için mutfağa girdiğimde (mutfak mı ne alaka demeyin) salçamın bitmek üzere olduğunu gördüm son kullanımı da yemek için yaptıktan sonra kalan teneke kabı güzelce yıkayıp ve kurutup yukardaki şirin kalemliğimi yaptımmm :))

Evde daha önceki koltuk örtülerimden kalan polarlarımdan mevcuttu,üzerindeki kedicik ise efoş un 2-3 aylıkken giydiği patiklerden kopan kedicik.Çok seviyordum o patikleri ve kedileri şimdi hep gözümün önünde olacak..Mutlu oldum ben bunu yaparken.Hem basit, hem sıcacık hoş oldu galiba :)) Pazartesi günü kırılan kocaman seramik kalemliğimin yerini de almış oldu..

Fotoğraftaki küçük radyo eşimin,üstündeki küçük araba ise oğluşun 3 ay önce anne al bunu işe götür ama sakla diyerek verdiği arabası :)) Şapkalı kız ise Kadıköy den aldığım mıknatıslı şirin biblom.

İyi bir hafta dilemek için hernekadar geç kalsam da, sevgiyle güzel günlerr diliyorum hepimize..

18 Haziran 2009 Perşembe

doğa çerçeve...

Boncuk çerçevede çığır açmaya karar verdim :))))

Dün akşam oğluşla kavga ederek yaptık bunu,elinde boncuklar ben de yapıcam diye tutturdu kolumun altında,hiç sevmem bir şey yaparken birinin dibimde olmasını ama o söz konusu olunca akan sular duruyor.Efoş yanımda olduğundan çerçevede ona yapıldığından çocuksu bir şey çıktı ortaya...Tabii onun bildiği sevdiği varlıklar ; güneş ,bulut, ağaç ama ağaçlarda kirazlar :)) Birde pek belli olmayan iki köşede ki maytı kuşları :) Papatyalarıda kalan küpe malzemelerimden seçtim çekiçle ezdim düzledim :))

Beğeninize,

Sevgiler,





17 Haziran 2009 Çarşamba

Boncuk Çerçeve ..

Merhaba,bir kaç gündür eklemek isteyipte fırsat bulamadığım haftasonu çalışmasını yayınlıyorum nihayet :))

Cumartesi günü evin işlerini bitirir bitirmez daha önce bir yapı marketinden aldığım ve uzun süredir üzerinde düşündüğüm sıradan çerçevelere renk katma fikri kesinleşmişken oturdum balkona başladım yapmaya ...

Bozdum ,yaptım ,düşündüm ,uyguladım derken işte bu çerçeve çıktı ortaya..
İki yıl önce arkadaşım sewoşla başlayıp yarım bıraktığımız takı tasarımı aktivitesinden kalanları bir kutuda saklamıştım.Bu turuncu ve yeşil boncukları da severek aldığımı hatırlıyorum..Şimdi evime efoşuma renk kattılar.Bu fotoğrafta efoş 5,5 aylıktı.Bu pozu yakalamam da hiç kolay olmamıştı..Ayrıca Afuşun hediye ettiği inci kolyemi sürekli takamıyordum 5 sıralı bir inci kolyeyi bölüp kullanıyordum burda da birkaç tanesini kullanarak bence daha çok hatırası kalacak birşey yaptım ..Sevdiğim bir foto,severek alınan boncuklar,hatırası olan inciler hepsi bir arada acemi bir çerçeve yapımında birleştiler tamamen özel oldular bence...

Umarım beğenmişsinizdir.

Sevgiler :)

12 Haziran 2009 Cuma

Senin için...

Derin bir kuyunun içindesin, yukarı baktığında giderek ufalan bir ışık hüzmesi…
Ayakların yerde mi sen de mi belirsiz.
Kafanda bir sandık yük çoğu hiç açılmamış çeyizler…
Sen uzaksın o sana daha uzak sen yalnızsın o senden daha yalnız…
Yüreğinde bir acı, kelimeler yok olmuş.. Konuşacak sadece duvarlar kalmış
Sen uzaksın o daha yalnız…

O özlüyor seni,
içine düşüyorsun zaman zaman
Bazen uykudan önce bazen uyanınca silemediği migrenisin,
Ağrın uzun süre geçmiyor
Sen yalnızsın, o daha uzak…


Senin için,

Nehircce


.............

Bir çırpıda dökülü verdi bu satırlar,elimin erdiği dilimin dediğince uzun zaman olmuştu şiirsel bir anlatım yazmayalı beğeninize...Ben sevdim benim için de özel bu satırlar lütfen haber vermeden almayın olur mu ...

Sevgiler








9 Haziran 2009 Salı

Kitaplarım...


Cumartesi günü,oğluşla aldığımız iki kitap işte bunlar...
Elimiz yüzümüz, hatta üstümüz dondurma ve kahve lekesiyle içeri girince ortama pek uymadığımızdan biraz üzerimize toplandı tabii bakışlar ama kimin umurunda :)) Oğluşu bir sandalyeye oturtup eksik kalan Elif Şafak larımı alma kararıyla onun kitaplarına ayrılan rafa yürüdüm ve bir kararla aldım.Efoş o arada elindeki külahın dibine inen dondurmasını yalamakla meşguldu satış görevlisinin peçete ikramını geri çevirerek kaldığı yerden devam ederek beni bekledi usluca ...
Şuan elimde yeni bitirdiğim Aşk,bir önce okuduğum Baba ve Piç ve son aldığım Pinhan ve Bitpalas la birlikte dört Elif Şafak oldu..Siyah Sütü de alıp okuduktan sonra kaldığım diğer yazarların kitaplarını toplamaya devam edeceğim.Eşim salonumuza benim için,güzel bir kitaplık yaptıracak arkadaşına, ozaman sıkışmayacak kitaplarım ve sevgili kalemlerim :)) Yıllardır Aynur ablamın verdiği kitaplığı kullanıyorum efoşun odasında,ayrıca da iş görüyor tabii ama hayalimdeki kitaplığı dört gözle bekliyorum...Ama önce benim çizmem için kendimi konsatre etmem lazım..
....
Dün akşam havanın da güzelliğiyle akşam yemeğini balkona hazırladım.Menümüz çok basitti pazardan kalanlar :) Eşim malum göbeğini eritmek için spora başladı onun gelişini balkonda bekledik efoşla..Aç kurt gibi oturdu sofraya bi güzel şişti, azcık inen göbek :))) Çok enerji harcamız efendi ne yapsın...
Yemeğin tam ortalarında tam 2 yıldır beklediğim bir telefon aldım.Telefonu kapadığımda şaşkın,mutlu,dalgın bir halde kalakaldım.Henüz netleşmeyen durumlar olduğundan yazamıyorum ama 9 yıl sonra ilk kez mutluluktan ağladım diyeyim size..Benim için çok önemli bir adım yeni bir başlangıç olabilir, dilerim herşey yolunda giderde bende size burdan detayları veririm...
İşte böylee başınızı daha fazla şişirmeden kaçayım ben, bol yazılı bir hafta diliyorum kendime,, hııı bir de bol okumalı sevgiyle hepinizi öpüyorummm ....

8 Haziran 2009 Pazartesi

Bir kase çilek bir tabak reçel :)



Merhaba herkese iyi haftalar, ben pek iyi başlayamadım ama umarım iyi devam eder bu hafta,



Haftasonum inanılmaz yorucu geçti.Ama kendimi mutlu edecek bir kaç birşeyde yapabildim doğrusu.Annemlerin geçen hafta Adapazarından topladıkları çilekler yumuşamışlardı ayrıca ne yalan söyleyeyim pek de tatları yoktu atmayada kıyamadım.Birden aklıma geldi reçel yapmak:)Oysa laf aramızda hiç denememiştim.Bir kase çilekten küçük bir kahvaltı tabağı reçel yapabildim.sonuç da hiç fena olmadı.Tatlandırsın diye birazda vanilya attım içine mis gibi de koktu :))

Birde oğluşumla Kadıköy e gittik babamız olmadan hemde otobüsle çok keyifliydi..Arabada sürekli denize gidelim taş atıcam, diyip durdu iner inmez de koştu ve yaptı dediğini :))) Vapurları izledi vapurların kalkış sirenlerine anne kornaları kulağımı acıttı dedi.Yine gelelim tamam mı sen beni hergün getir buraya dedi .Birde dondurma kaptı eline her yerimiz dondurma lekesi dolandık Kadıköyde.İki kısa arkadaş ziyareti sığdırdık güne iki de kitap haa bir de rimel :)))

Geri kalan zamanımın tümünü evimi ve halılarımı temizleyerek geçirdim.
Bir sonraki yazımda aldığım kitapları göstereceğim size keyifle başladım okumaya birini, umarım çabukkk biter.Elimde uzun süre kalan kitaplardan soğuyorum :(

Sevgilerrr,

4 Haziran 2009 Perşembe

Şeftalii kurabiyesi


Merhaba,

Yağmurlu bir gün bugün harikaa,, ben çok sıkılmıştım sıcaklardan ayrıca çatı katında olan odam yüzünden, öğleden sonraları tepeme yansıyan güneş beni delirtiyordu.Bugun çok mutluyum.İzolasyonun İİİ si yok bu binada, ne klima ne pervane nede açtığım kapı pencere fayda etmiyor ..Ve kimse benim derdime çare bulmuyor bu ofistee, sabrediyorum bakalım inşallah yaz bitmeden bulurlar bu derde bir devaa:))

Neyse haftasonumdan bahsetmiştim size, pazar günü arkadaşımın doğum gününde masadaki harika şeyin fotoğrafı geldi nihayet.Bende yayınlıyorum.Muhteşem dimi ben ilk kez gördüm bu tarifi oğluşun doğum gününde baş listede bu var..Şeftalilerr afiyetle yenecek :))
İşte tarifi ;
Malzemeler
  • 1 paket margarin
  • 3 su bardağı un
  • 5 çorba kaşığı pudra şekeri
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket çilekli ya da muzlu puding
  • Aktardan sarı ve kırmızı gıda boyası
  • 1su bardağı toz şeker.
  • Nane yaprakları

Yapılışı

Hamur için puding ve gıda boyaları hariç tüm malzemeyi karıştır yumuşak bir hamur elde et :)

Hamurları küçük mandalina büyüklüğünde yuvarla,Fırına ver üstleri çok kızarmayacak şekilde pişir fırından al ve soğut :)

Diğer taraftan hamur soğurken yani,1 paket puding i suyla yada sütle pişir ve soğut.

Gida boyalarını ayrı ayrı kaplarda sulandır.

Soğuyan hamuru bıçakla ikiye ayır içlerini oy, ve soğuyan pudingle içlerini doldur ve kapat.

Şimdiii önce sarı gıda boyasına, sonra kırmızıya batır en sonda şekere bula.

Hepsi bitince nane yapraklarını aralarına koyuyoruz.İşte süper görüntü ve lezzet.

Hacercim sağol, ayrıca Hülyacım tarifi yazdığın için teşekkürler..

Umarım sizde beğenmişsinizdir...

Afiyet olsunn.

1 Haziran 2009 Pazartesi

ben den bizden :)

Ben hala çalışıyorum,oğluşum evde makarna krizine girmiş (hayretler İçerisindeyim)yemek dedin mi biz de bir durulur da, hiç aramız yok nedense anlasam bilsem niye olduğunu, ağzına tıkıştırmaktan yorulduk.Kahvaltıya sabah 10 da başlıyor 12 de bitiriyoruz .Zaten 1 saat sonrada hiç itiraz etmeden yoğurdunu yiyor ve öğle uykusuna yatıyor.Birtek yoğurtla bıraksak duracak acıktım dediğini şu yaşa geldi 1 kere anca duydum.Çığlık atmıştım evin içinde sevinçten unutmuyorum :))

Bakalım eve kim bilir kaçta gidicem bu akşam,yemiş olacak mı makarnasını :)

Cumartesi günümü malum ev işleriyle birde tam apartmanımın önünde kurulan pazarda oğluşla alışveriş yaparak geçirdim.Pazarı dolaşırken gördüğümüz ayakları sakat ve yerde yatan dilenciyi görünce efoş baya şaşırdı pek görmesini istemedim ama olmadı meraklı bakışlarla döndü döndü baktı adamcağıza..Sonra bir sürü soru neden yerde ,neden yürüyemiyor vs.... Kesinlikle hafızasında yer etti çok üzüldüm bir ara keşke onu yanıma almasaydım dedim.

Pazarımıda bir nikah bir doğum günüyle tamamladım.Çok aktif bir haftasonu oldu doğrusu. Sewoşun doğum gününü kutladık bütün kızlar toplandık :) Güldük,hatta gülmekten koptuk :))) sohbet ettik dertleştik.İyi geldi.İyi ki doğmuş iyi ki varmış :)

Akşam eve döndüğümde efoşla ilgilendim,uyku saati geldiğinde birlikte uyuyalım nolurrrr dedi,masal istedi.Tam uzanmış kitabını alacaktım ki bana ;

Anne hani pazardaki adam varya,ben unutmuştum Cumartesi gördüğümüz engelli adamı,hani ayakları olmayan dedi (Biraz durdum içim ezildi) Evet noldu oğlum o adama diyince;
İşte o adama ayak alsana sen,babamın capon yapıştırıcısı varya onla yapıştırırız o da yürür...

Güzel oğlum merhametli oğlum fazla lafa gerek yok sen benim iyi kalpli biricik meleğimsin canımsın...

28 Mayıs 2009 Perşembe

uykusuz bir gece ..

Dün ofiste oldukca stresli ve yorucu bir gün geçirdim.Sevindirici olan herhangi bir baş ağrısı yaşamadan atlatmış olmam günü, şükür ki..

Patronumun bana hatırlatmamı istediği bir notu unuttuğum için verdiği tepki sonucu,biraz gerilmiş ve üzülmüştüm.Onunda stresiyle eve gittiğimde eşim ve oğlum evde yiyecek birşey kalmadığından alışverişe gitmek için beni bekliyorlardı.Saat 19:30 du alışveriş eve dönüş saat 21:00 ve evde bir parça yemek yoktu.Apar topar birşeyler hazırlayıp yedik neyseki. Ama sonra başka tatsız bir durum iyice canımı sıktı.Erkenden yatağıma gidip kitap okumaya başladım.Oğluş 10 dk sonra yanımda bitti.Anne sen neden tek başına burda titap okuyosun ki :( yanlızlığım onada tuhaf gelmişti anlaşılan. Hemen yatağa tırmandı ve bende titabımı okuycam filli olanı istiyouuum dedi.Biraz evirdi çevirdi kitabını, sonra bana okuttu ve uyuya kaldı ... Ne kadar çabuk uyudu diye düşünürken bende sızmışım.Eşim onu yatağına götürürken uyandım.Sonra kafamda binbir düşünce tekrar sızmışım.Veee gece tam 3 de gözlerim birden açılıverdi.Rüyamda gördüğüm ofis,karman çorman ilişkiler,bir koşturmaca evrak arama yarışı dosyalar vs... hatırladım canım iyice sıkıldı.Ne kadar sıkmışım kendimi rüyamda bile karışmış herşey birbirine :)

Sonra yataktan kalkıp bedenimi de rahatlatmak için kısa bir duş aldım.Yatağa tekrar yattığımda saati bilmiyordum ve uzunca bir süredir vakitsizlikten bir türlü bitiremediğim Elif Şafak AŞK ı aldım elime uzunca okudum, yine bitmedi ama baya az kaldı artık :)
Artık uyumalısın dedi bir ses içimden, ezanı duyduğumu hatırlıyorum.Benim bıcırık sabah 06:30 da açana kadar gözlerini uyumuş olmalıyım.Anneeeeee benim üstüm açılmış keşke açılmasaydı dimiii örtt örttt üşüdüm .... Ve bende ki yılmak bilmeyen uyku çabasıyla çalan alarmıma kadar yattım yatakta.

Sonrası malum sabah telaşı işte,yine ofisteyim.bakalım nasıl bir gün olacak...

Sevgilerrrr

24 Mayıs 2009 Pazar

hoşgeldin zeyno :)


























Merhaba herkessslere iyi haftalar :))

Yoğun başlayan bir günde, ancak yazmaya fırsat oldu.Elimde taze çayım öğle yemeğinde yediğim mecburi salatamın üstüne keyif yapıyorum.Azcık diyet yapmam lazım malum yaz geldi çoktan.Kışın yedik yedik şimdi bir sıkıntı fazla 2-3 kg mı atmak.Yemiycem artık,kışın ben abur cubur.Uymayacağım koca göbek eşime nedir bu böyle canımm,oda şimdi spor merkezi arayışında.Boğazımız dert oldu başımıza :))

Öncelikle yukarıdaki fotoğraflarımın hakkını veren hüçük fot.makinema teşekkür etmek istiyorum.Küçük mücük ama beni çekmek istediğim pozlarda hiç üzmüyor.Ama ben yinede profesyonel bir makine için para biriktirmeye başladım.Annem duymasın önce bir ev alın kendinize diye başlar.Ama İstanbul da ev almak öyle zor ki benim için, en az beş yıl sonra ..off off o başka bir yaradır bende de neyse :) İnşallah o da olur değil mi? Allah herkesin gönlüne göre versin...

Cumartesi günü, yoğun bir ev temizliğinin ardından,yazlık kışlık kıyafetlerin ayarlanması fazlalıkların vakumlu hurçlara doldurulmasıyla iyice yorulduk.Bide peşine yetmezmiş gibi apartmanımızın bodrumundaki küçük deponun düzeltilme işine girişince olaya son noktayı koymuş olduk.Oldukca yorucu bir gün oldu doğrusu.
Pazar gününe ise güzel planlarımız vardı.Küçük kardeşim zeynonun Üniv.hayatı artık bittiğinden Sapancadaki yurdundan onu ve eşyalarını alıp, Sapancanın tadını çıkarıp gelecektik evimize.Ama sabah inanılmaz serin ve rüzgarlı bir güne açtık gözlerimizi.Moralimiz bozuldu tabii ister istemez.Ama Zeyno döneceği içinde çok mutluyduk.Yıllar ne çabuk geçmişti.Küçük kız okumuş, başarıyla okulunu bitirmişti, artık yeni bir hayat onu bekliyor.Başarılar Zeynocum Allah yolunu açık etsin.Dilerim gönlünce bir işe girersin.

İstanbuldan uzaklaşıp Sapancaya yaklaştıkca hava da güzelleşmeye başladı:) yüzler güldü.Önce kardeşimin yurdundan eşyalarını aldık,çok güzel bir çatı katında çok şirin bir odası vardı.Bu da ayrılığı zorlaştırıcı sebeplerden di sanırım :) Bol sümüklü salyalı bir vedalaşma sonucu ayrıldı arkadaşlarından.Hepimizi de ağlattılar tabii.Hepsine iyi dileklerimi bir kez daha burdan ileteyim.Çok cici kızlardı doğrusu...

Sonra Sapanca İl Ormanlarında yemyeşil bir doğanın içinde klasik haftasonu pikniğimizi yaptık.Çok keyifli bir gündü, geriye bu fotoğraflar kaldı.

Evine hoşgeldin Zeyno :))

sevgiler,

22 Mayıs 2009 Cuma

evlilik 2




Kitabımı okumaya devam ettikce yazarın, evlilikle ilgili verdiği sırlar ilgimi çekiyor.Ben baya ilerledim okurken ; ama size gerilerden bir kaç birşey daha yazacağım,dün kaldığımız yerden devam edelim isterseniz.


Aşkın tozunu almak demiş yazar; öncelikle yapılacak şeylerin başında geliyor.

Günlük koşuşturmalar;annelik veya babalığın yükümlülükleri,iş hayatı,zaman aşımı ve aşağıda belirtilen daha bir sürü sebepten ötürü aşkın üzeri biraz tozlanmış olabilir.İşte size aşkınızın'toz bezi !'

Bahaneleri unutun,


  • Zamanım yok

  • Bu ciddi/mantıkı değil.

  • Bunun bizimle bir ilgisi yok

  • Kesinlikle işe yaramaz

  • Benim için aşk bu demek değil

  • Sen önce kafandakileri bir düzene sok.

  • Bu konuda biraz konuşmamız lazım.

  • Kendini değiştirmekle işe başla,sonra ben de ne yapabileceğime bakarım.

Aşk parazitleri

Evliliğin ne sürekli 'ben' ne de sürekli 'sen'demek olmadığını unutmayın.Evliliğin konuşma dili 'biz'dir.

Parazitler;

  • Neredeyse bir ritüel haline gelmiş,televizyon izlenen geceler

  • İnternette gezmek

  • Ev dışında verilmiş süreklilik arzeden sözler

  • Mesleki stres

  • Yorgunluk

  • Zamansızlık

  • Vampir çocuklar

  • Tutkuyla sarıldığınız şeyler,zamanınızdan çalan gereksiz faaliyetler.

  • Giyim ve fiziğinize önem göstermemeniz.

  • Küçük kabalıklar

  • Önemli tarihlerin unutulmaması

  • Ortak projelerin olmaması

  • Kişisel sitemler

  • Suçluluk

  • Ardı arkası kesilmeyen şikayetler

  • Suskunluk

  • Diyalog eksikliği

  • Ötekini sıkma veya hayal kırıklığına uğratma korkusu

Bu maddeleri okuduğunuzda sizi ilgilendirmeyenlerin üzerini çizin.Ama sizi özellikle endişelenleri eşinizle,ayrı ayrı farklı renkde kalemlerle çizin.Ve bu maddeler üzerinde acil önlemler alın.Diğerleriyle ilgili çözümler arayın.

Örneğin;biraz daha fazla,biraz daha az yöntemini benimseyebilirsiniz.Biraz daha az tembellik,biraz daha fazla şevkat,akşamları eve daha erken gelme,başbaşa biraz daha fazla zaman...

Yine küçük küçük sırlarla size bilgi vericem,aile danışmanlığı yapar gibi oluyorum galiba ne haddime tabii ;ama hoşuma gidiyor paylaşmak.Umarım ilgilenenler oluyordur.

okuduğunuz için teşekkürler,

sevgiler:)



21 Mayıs 2009 Perşembe

evlilik üzerine ...

Uzun süre önce aldığım ara ara otobüste,parkta,yemek pişirken okuduğum küçük el kitabımdan bahsedeceğim bugün, hatta eğer isterseniz devamını da kısa kısa yayınlamayı düşünüyorum.Çünkü kitabın adı;ANNE,BABA VE ÇOCUK sorunsuz iletişim...Kamil Yılmaz ve eşinin hazırladığı bir kitabı, ben kendim ve ailem için faydalı olacağını düşünerek aldım.Her konunun içinde kendimden de birşeyler buluyorum.Umarım size de yardımcı olurum...

İlk konumuz;öncelikle kendimizi tanımamız,kendimizi sevmemiz ve sınırlarımızı belirlememiz bir evlilikte önce birey kendi istediklerini kendi standartlarını belirlemeli.Sonra bu izler doğrultusunda kendine yön vermeli..

Şimdi hepimiz zaman zaman dost sohbetlerinde,iş ortamlarında tartışırızya 'evlilik aşkı öldürüyor mu' diye işte tam da o konunun anlatıldığı bir bölümü kitaptan aynen aktarıcam ;

.....

Evlilikte Aşkın Katili
Her çiftin düşlerini sonsuza denk sürecek bir aşk süsler.Çoğumuz için aşk kalbimizle aklımızın birleşmesi,buna fiziksel çekiciliğin,eşimizin kişisel niteliklerinin katılması ve yaşamı paylaşma arzusudur.Aşkın içinde eşin sağlığına ve mutluluğuna katkıda bulunmanın yanı sıra çiftin birbirlerinin isteklerini ve gereksinimlerini yerine getirme isteği de vardır.

Herkes nikah memurunun sorusuna EVET dediğinde eşini seviyordur.Ve bu aşkı ölüm onları ayırana denk sürdürmeye söz verir.Çoğu çift aşıkken hissettikleri yoğun duyguları yitirdikleri bir noktaya gelir ve evlendikleri kişiyi hala sevip sevmediklerinden kuşku duyarlar.İşte bu aşamada evliliklerini yürütüp yürütemeyeceklerinin,her şartta birbirlerini isteyip istemeyeceklerinin ya da sadece bu ilişkinin olduğu gibi devam etmesine izin verip vermeyeceklerinin kararına varmaları gerekir.

Böyle bir noktaya gelmek evliliğin kesinlikle biteceği anlamına mı gelir? Elbetteki hayır.Yapılabilecek küçük değişikliklerle çok daha güzel bir ilişki yaşama olasılığı her zaman vardır. Yeter ki biraz çaba harcamaya ve sadece eşinizi değiştirme düşüncenize bir son verin.İlişkinin başlarında hissettikleri aşklarına ve duygusal bütünlüklerine karşın çiftler,gereksinimleri ve istekleri birbirinden farklı kişilerdir.Önemli olan birbirinizin farklılıklarına saygı gösterebilmenizdir.Eşinizin farklılıklarına saygı göstermek kendi kişiliğinizden taviz vermeniz gerektiği anlamına gelmez.Ortaklaşa çıktığınız bu yolda elele yürümeyi sürdürebilirsiniz.Aşkınız ateş hattında da olsa,nefret ve kızgınlık evliliğinizi rehin alsa bile umutsuzluğa kapılmayın.İlişkinizin başlarında hissettiğiniz duyguları yakalayabilir,aşk alevini canlandırabilirsiniz.Unutmayın ; ''Çözüme kavuşturulmamış kızgınlık aşkın katilidir''

Aşk hayatınıza yeni bir yön vermeye hazır mısınız?İlişkinizi gerçek bir keşif,şiir, buluşma ve eğitim mekanı haline getirmeye hazırmısınız ? Hazırızzzzzzz :)))))) (nehircce)

Saklamaya gerek yok aşk konusundaki kabiliyetinizi dolu dolu geliştirmek için gerekli olan ruhsal gücün sizde mevcut olduğundan eminiz.Eğer amacınız gerçekten buysa !

Nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız eğer; işte size küçük ama etkili ipuçları....

Diyeeee devam ediyor kitap, ben fırsat buldukca bu sırları sizle paylaşacağım.Çoğumuz evliyiz ve kusursuz evlilik maalesef yok belki birilerine katkı sağlarız birlikte diye düşündüm.Herkes kendinden birşeyler bulabilir.

Şimdilik bu kadar yarın görüşmek üzere :)

Sabah programı sunar gibi oldum bende ,birde esenkalın diyeyim de tam olsun :))))

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Öpücük :)

Öpüşmek :))

İki beden arasındaki en masumane eylem :)) Bazen sevginizi,kimi zaman heyecanınızı,kimi zaman sevincinizi paylaşma hissi..Küçücük bir öpücükle bir çok şeyi anlatabilirsiniz.

Nedense öpüşmek küçüklüğümüzden beri ayıp kalıplar arasındadır.Hep bir gizliliği,mahremi vardır.Avrupa da çok da hür insanlar bu konuda,doğru yanlış her zihin farklı da yorumlayabilir bu konuyu.Ama çok da gizli sandıklara konmamalı bence, değil mi?

Bazen sevdiğinizden özür dilerken,bazen bir armağan aldığınızda,bazen yüreğiniz pırpır attığında ilk aklınıza gelen küçük sıcak bir öpücüktür.Aslında bu küçücük şey ne kadar da önemlidir.Eğitimciler ve bazı pedagoglar özellikle çocuklarınızın yanında eşlerinize, sevginizi küçük öpücüklerle gösterin diyorlar.Öyle ki hem sevgiyle büyüdüğünü bilsin hem de çocukluk ve ergenlik döneminde bunun ne kadar sevgi dolu bir eylem olduğuna inansın ve oda büyüdüğünde sevdiklerine bunu gösterebilsin.Sevgi göstergesi olarak,bunu yabani bir eylem olarak algılamasın...

Şimdii nerden geldik bu konuya;

Oğluşum henüz 3 yaşına gelmedi biliyorsunuz onun için bazı şeyleri açıklarken zorlanabiliyoruz.Aslında inanın çok uyanık ve bilmiş bir çocuk ama yine de bazı kalıplarda sıkıştığımızı görüyorum bende :)) Bizim evdeki ilişkimiz şeffaftır aslında üçümüz sıksık sarılır,öpüşür,didişiriz de tabiii... Ananesi malum daha geleneksel bir yapıdadır..
Geçen akşam hep birlikte balkonda çay içiyoruz.Oğluşumda sanırım bir dizi yada reklamda iki çifti öpüşürken görmüş :)) Koşa koşa yanımıza geliyor ve;

''bakın bakınnn adam kadının dişini çekiyor'' :)))))

Hepimiz deli gibi gülüyoruz.Annem grurla afferin benim oğluma bak nasıl da terbiyeli :))) ayıp dimi oğlum ayııppp :))) cümle aynen annemin bize öğrettiği kalıp ...

Ayıp mı ? aslında değil... İki kuşak arasında kalan oğluşum bakalım büyüdüğünde bu durumu nasıl yorumlayacak...

Sevgiyle öptümmm:))))

15 Mayıs 2009 Cuma

Blog arkadaşlarıma :)


Oleyyy :)


10 izleyenim olmuş sonunda..Sabah sabah valla çok sevindim.Sağol Erdemcim :)

Blogları gezerken bi bakıyorum herkeslerin 80-90 izleyeni var kıskanıyorum valla.Ben çok küçüküm daha büyürüm belki de kim bilir...Ama çok önemli değil,tabii hepsi şaka bunların.Çünkü ben kendim için birşeyler yapmak adına,girdim bu işe sonra ilk bir kaç izleyende dedimki ortak,ilgi çekici,paylaşabileceğin şeyler de yaz fikir al fikir ver vs... Çoğaldıkca daha da mutlu olmaya başladığımı fark ettim.Sanki bu blog benim akvaryumum içindekilerde siz balıklarım :) Ben balıklarımı çok seviyorum :)))

Bloğumla ilgili yapmak istediğim çok şey var aklımda ama hayata geçiremiyor olmam üzüyor beni. Daha aktif daha paylaşımcı şeyler yapmak istiyorum.Zaman çok kısıtlı geliyor.Birazda şıpsevdi biri olunca daldan dala onu da mı yapsam bunu da mı yazsam derken bazen 1 hafta 10 gün yazamıyorum.Ama hep çok çok şey düşünmekten ileri geliyor bu.En iyisi bir sıralama yapmak galiba.
Okurken daha çok keyif almanız için elimden geleni yapıcam söz...
Hepinizi çok öpüyorumm..

13 Mayıs 2009 Çarşamba

pastel boya böyle yapılır...




Hazır fırsat bulmuşken,oğlumun pastel çalışmalarınıda sergileyeyim istedim :)))
İlerde açıp baktığında kimbilir belki de iyi bir ressam yada tasarımcı ya da mimar vs...olduğunda gülümsesin yüzü istedim. Sanırım artık resim defterini iyice büyütme zamanı geldi.Şuan yaptıkları pek anlamlı olmuyor açıkcası, yani ben bakınca anlayamıyorum ama o her yaptığı yuvarlağa güneş,her uzun çizgiye ağaç ve her eğri çizgiye aydede diyor.Ay dede oğlumun anne,baba, dede den sonra ilk öğrendiği kelimelerden :) Çizerkende çok eğleniyor aydedesini :)
Canım oğlum şu günlerde biraz hastasın keyfin yerine gelsin yine boyalarını vericem eline sen merak etme.Bu arada oğlumun diğer merakıda babası sayesinde balıklarımız.Akvaryumumuzu büyüttük her akşam elimizden yada boynumuzdan tutup çekiştirilerek bakıyoruz birlikte onlara.Tek başına değil illa birlikte bakılacak balıklara :)) komik çocuk.
Evimizin neşesi,seni çok seviyorum :))

sabah çiçekleri :)



Günaydın,

bu çiçekler ofisimizi, ziyarete gelen çok kibar bir tasarımcı bey tarafından getirildi.İlk ziyaretiydi bize,böyle bir incelik düşünmüş ofisteki tüm bayan arkadaşlar bayıldık bu çiçeklere ..Millet olarak genelde alışkanlığımızdır ilk gittiğimiz ,bir arkadaş evine yada iş yerine birşeyler alır gideriz muhakkak.Genelde bir demet çiçek,bir süs eşyası,taze bir pasta :)) ya da çikolata olabilir..Ama hepsi hemencik tükenir biter.Bu çiçekler çok mantıklı bence.Hem kendi saksısı orjinal, çok uzun yıllar saklanabilir.İçindeki çiçek zamanla ölse bile yerine başka birşey dikilebilir ve hatırası korunabilir.Bu fikir bana çok güzel geldi.Umarım sizde beğenmişsinizdir.

..........

Bu arada iki üç gündür Almanyadan iş için ziyarete gelen başka misafirlerin telaşı var bizim işyerinde.Bir çok şey aksadı; benim evden işe gidiş gelişlerimi bile değiştirdiler..İki Alman güzeli pes valla :))) Neyse ki bugun gidiyorlar.

Haftayı yarıladık sayılır çok mutluyum bu yüzden, cumartesi yine botanik bahçesine gitme niyetindeyiz.Bende sabırsızlıkla o günü bekliyorum.Oğlumun iştahla yemek yediği tek yer nasıl sevinmem değil mi?

......

Herşeyin gelen baharla birlikte,daha da güzelleşmesi dileğiyle, şimdilik hoşcakalın sevgiler :))

10 Mayıs 2009 Pazar

Benim günüm bugün...

Bu çiçekler benim anneler günü hediyem :)
Dün,Oğluşum,eşim ve annemle sabah erkenden Nevzat Gökyiğit Botanik Bahçesine gittik çok güzel bir kahvaltı yaptık.Eşim benim bir gün önceki migren krizimin geride bıraktıklarını silmek istiyordu kaptı bizi götürdü oraya.Biz çok severiz NGBB sini, sıksık da gideriz.Şiddetle tavsiye ederim.İnternetten araştırıp bulabilirsiniz detaylarını.Yarın fırsat bulursam diğer fotoğraflardan da yayınlamaya çalışıcam.
Papatyalar benim en sevdiğim çiçeklerdir.Oğlumda bilir bunu:) Dün anne sana çicek topluycam ben, diye koşarak gitti yanımdan.Sonra bu küçük papatya bahçesinde durakladı.Anneee bunları koparıymııı diye sordu ama biz kıyamadık bunlara, dedim ki koparma annecim fotoğrafını çekeyim böylece bir ömür boyu saklarım :) mutlu mutlu döndük çok şükür sonra evimize.Ananesinin hediyesini de aldık tabii, bu sabahta onun süpriz hediyesini verdik.
Tüm annelerin anneler gününü kutluyorum ve yukardaki bu papatyalarımı hepinizle paylaşıyorum..
Sevgilerrrr :)))

8 Mayıs 2009 Cuma

İçimden geldiği gibi ...

Yazsam iyi olacak galiba,

yoksa rahatlayamayacağım.Kimsenin okuyup okumaması umurumda değil.Yorum vsss.. gelmiş mi diyede bakmıycam, bu yazıdan sonra.Kendimi inanılmaz kötü ve yalnız hissediyorum bugun.Birde üstüne başım ağrıyor.

Yukarıda ki kız kadar küçüğüm bugun,onun kadar dertli,çaresiz ve yalnız...

Sebep aramak da istemiyorum.Nasılsa suçlu benindir.Hep böyle oldu zaten.
Hayata doğuştan 1-0 yenik başlarsanız genelde sonrasında eklenenlerde pek etkilemiyor galiba insanı. Ya niye ben biraz umursuz,daha katı güçlü olamıyorum ki .. Hep anlayışlı,sabırlı ben mi olmalıyım.Herşeyi iyi yapmaya çalışırken bir yerde tıkandığımda niye eksik oluyorum baştan sona...Ben herşeye herkese yetemiyorum...

Ben artık insanları anlamaya çalışmak değil, anlaşılmak istiyorum..

Sevalcim yaz dedin yazdım:))

5 Mayıs 2009 Salı

pencere...

Bu küçük pencere de Balat 'dan. Ben çok keyif almıştım fotoğrafını çekerken.Küçük çocuk çorapları ne kadar itinayla asılmış değil mi?İlginç olansa küçükten büyüğe doğru birde sıralanmış.Ne keyifli bir ev hanımıymış pencerenin sahibi :)) Ya da takıntılı :)))

Bu arada laf aramızda; benim de çamaşır asarken mandallardaki renk takıntım çok gülünçtür.İki mandal muhakkak aynı renk olmalı :))) zaman zaman yoğunluktan telaştan atlarım ama hep aklıma takılır :))))

Bu fotoğraf bana şunu düşündürdü,insan marifetli olunca,titiz temiz olunca, ortam ,şartlar hiç de önemli değil demek ki.Yeter ki içinizden gelsin.Çok bakımsız eski bir evdi burası da,ama kapısı penceresi,çamaşırları tertemizdi.Oysa kimbilir ne sıkıntılı,ne yoksul bir yaşamları vardı.Fakir olmak temiz olmayı engellemiyor demekki..


Her pencere gerisinde,küçük büyük muhakkak bir hikaye vardır...
Söyleyen : nehircce :)))

Sevgiler,,

3 Mayıs 2009 Pazar

Su çiçeği :)))

Merhaba,

İlk defa bir pazar günü fırsat bulup,yazıyorum.Eşim evlenecek kardeşime yardımcı olabilmek için mobilya bakmaya giti .Oğluşum öğle uykusunda.Ben de biraz bloglara bakındım.Birazdan kitap okumayı planlıyorum.Bugun şu saate kadar iş yaptım..Süpür,sil, toz al derken daha önce tutulan boynum iyice ağrımaya başladı.Dinlenmeyi hakettim sanırım birazcık:))
.........
Cuma akşamı oğlumun banyo günüydü,bir cümbüşdür girdi babasıyla banyoya, bende temiz çamaşırlarını götürmek için içeri girdiğimde sırtında ve karnında küçük ama ucu sulu izler gördüm.Ve o anlık tepkimle bir çığlık attım.
Ayyyy oğlum sen çiçek çıkarıyorsun diyeeee
tabii çocuk o çok sevdiği çiçeklerden hiç bu kadar ürkmemişti sanırım .Benim bağrışımla oda ağlamaya başladı yazıkk.. Ne yapacağımı bilemedim niye bu kadar heyecanlandım onu da bilmiyorum.Ama annelik böyle tuhaf ,ürkütücü bir şeymiş :)))

Oğlumu sakinleştirmekte bana düştü tabiii,şimdi diyaloğumuzu aynen aktarıyorum :)

Tamam annecim, sakin ol kötü birşey değil bu, ben çok sevindim de ondan bağırdım
oğlum: hııııı
Şimdiiiiiiiii (bu arada uyduracağım yalanı düşünüyorum) bak hani sen çiçekleri çok seviyorsunya
oğlum: he heee
Çiçekler bu yüzden senin karnına sırtına konmuşlar,burda açacaklarmış hani baharda geldiya...
(ayyy ben ne diyorumlar falan geçiyor kafamdan ;ama baktım inanır halde gözlerime bakıyor)
Sonra iyice abartıp hani bir de anneler günü geliyorya, hani sen bana çiçek alcaktın ,işte artık almana gerek yok bak açıyorlar burda... :)))))
oğlum : hııı tamam,
anneeeeeee ozaman ben çiçeklerimi çok seviyoourmmm
ohhhh beeeeeeee diyorum
aradan bir iki dakika geçti geçmedi, ben son cevabımı aldım diye düşünürken
efoş :
annneee peki bunları ne zaman kopayyıp suya koycazzz demesin mi :))))

gülmekten yaşaran gözlerimi silerken,bir yandan da doktoruna ulaşmaya çalıştım.Takip etmemizi söyledi bir iki uygun merhem adı aldım.Şuan oldukca iyi oğluşum.Vucudun da başka bir yerde yok o güzel çiçeklerinden.Sanırım aşılarının kalitesi yüzünden hafif atlattı.Ya da bu küçük ucu sulu şeyler çiçek değildi...

Annelik bilgilerinizi paylaşırsanız sevinirim.

İyi haftasonlarııı sevgiler :)))

30 Nisan 2009 Perşembe

Balat...
























Merhaba,

bunlar arşivimden çıkan yeni fotoğraflarım :) Eski bir cd çantamı kurcalarken buldum.Ve inanılmaz sevindim.Yıl 2007 yer Balat...

Bir rölöve(yani ölçü alma) için Balat da eski bir eve gitmiştik ogün. Arkadaşlarım Bilgin ve Pınarla,ev çok kötü durumdaydı,inanılmaz da pisti :( Yürürken alt kata düşmemek için epey zorlanmıştık onu hiç unutmuyorum.Taşıyıcı sistem çok zarar görmüştü.Ve daha korkuncu ogün pirelenmiştim.Gerçi bizim meslekte bu çok normaldir.Özlüyorum da doğrusu o günleri :(

Öğle arası verdiğimizde, elimizde yine ekmek arası peynirlerimizle,Evin cumbasından sokağı izlerken bir turist kafilesine takıldı gözlerimiz..Oldukca kalabalıklardı ve başlarında da Hayri Fehmi Yılmaz vardı çok iyi bir rehberdir kendisi.Dururmuyuz koştuk peşlerinden tiplerimiz zaten öğrenci kılığına çok uygundu.Bizi öğrenci sandılar ve izin verdiler tura katılmamıza :))) Balat ı birkez de onlarla gezdik o gizemli,renk cümbüşü içindeki,mis gibi yemek kokan sokakları doyumsuz yürüdük.İşte tam bu yürüyüş esnasında dar bir yoldan geçerken,birden durdum yoluda tıkadım tabii biraz :) herkes ilerlerken bir yandan bana ters ters bakıyorlardı :)ne gördü bu kız şimdi der gibi ne eski bir klise ne de bir yapı öylesine bir taşlıktı işte gördüğüm ..Ben o taşlıkta iki yapı arasında oynayan çocukları görmüş,çığlıklarını duymuştum.O mis gibi çamaşırladaki renk uyumuda bana kendi çocukluğumu hatırlatmıştı..Oyun arkadaşlarımı,kendi bahçemizi ....

Bol bol fotoğraf çektik o kısıtlı 1 saatte. Fehmi Bey in zevkli anlatım uslubuyla bilgi donandık,hoş hatıralarla dolduk ve geldik harap olmuş evimize :) ölçümüzü tamamladık evden birkaç eski parça aldık hatıra olsun diye (bu gelenektir bizde :) ) vee döndük evlerimize...

Her fotonun bir hikayesi muhakkak vardır yoksa anlamı da olmaz,yıllar sonra dönüp baktığınız da size birşey hatırlatmıyorsa saklamayın evlerinizde ki fotoğraf yığınlarını...

Sevgiler,

29 Nisan 2009 Çarşamba

TATLI KURABİYE :)))


Fotoğrafta gördüğünüz zavallı kurabiyelerimin hikayesi, haftasonu çok garip başladı....
Önce kek olsunlar istemiştim.Unu fazla katınca kurabiyeye dönüştüler.Sonra yenir halde ikram edildiler.Kurabiye kavanozuna girdiler...Dün bir baktım ki taş gibi olmuşlar hemen pratik bir çözüm buldum :) dedim ki bundan olsa olsa tatlı olur..Hemen bir şerbet yaptım döktüm üzerine.Eşimde Zonguldak seyahatinden gelmişti dün.Üzerini bir güzel süsledim hindistan cevizi ile.Önce pek anlamadı biraz inceledi.Ya özoş bunlar haftasonu yaptığın kekden bozma kurabiyeler değil mi dedi:))) kıskıs güldüm yok bunları senin için biraz önce yaptım dedim :)) inanmadı tabii ama iki tane yedirmeyi başardım :))) Ev hanımlığını da öğreniyoruz yavaş yavaş.Kalanları değerlendirme sanatı :) pilav kaldı kadınbudu yap :) Lokanta mı açsam ne:))))
Bu arada en büyük hayalerimden biridir, eski bir rum evini restore edip içine yerleşmek,alt katında ev yemekleri,kekler yapmak,küçük bir cafe gibi işletmek.Üst katında ise yaşamak :))) Ah hayallerde olmasa ... Hatta bir hikaye yazmaya başladım bu hayalimle ilgili de ama bir türlü bitiremiyorum :(( ilham perim kaçtı gitti. Arkadaşım Afuş dedi ki yazar(aslında o sanatcı dedide nerdeeee bende o yetenek) ara sıra, bazen uzun bir zaman kendini kaybeder(verimli olamaz) sabırlı olmam lazımmış:)) beni bu kritere soktuğu için teşekkür ederim. Küçük yazarım der bana ; ama ben daha o şerefe erecek pek birşey yapamadım.Bir gün inşallah oda olur...
öpüyorum sizi,
sevgiler :)))

24 Nisan 2009 Cuma

Ben geldim :)

Yine yazmayalı çok olmuş :( yazamadım, anlatamadım...Bu iş yoğunluğu gittikce de artacak gibi ...Ben herkesi çok özlüyorum hal böyle olunca.Gün geliyo hiç açamıyorum bloglarımı, kendi bloğumu :( ama iş olsun da çalışalım işsiz kalmayalım değil mi..Şükür işim var dışarda bir sürü işsiz insan var. Eşimin ücretsiz izinleri hala devam etmekte ,sabırla yazı bekliyoruz.Bir ihtimal bitecek bu izin meselesi.Sevineceğiz inşallah maaşını aylardır tam göremiyor bankamatik ekranında :) sabır...

Yeni düzenlemeyi duymuşsunuzdur belki,aylık 300tl ye geçici işler sağlanacak işsiz insanlara, bir umut işte.Ben pek uygulanabileceğine inanmıyorum.Henüz netleşmedi zaten,meclise girmesi onaylanması bakanlıkla ilgili işlerin halledilmesi,Allah güç kuvvet versin onca işsize.Rakam da oldukca az ama idare etmiyormuyuz zaten yıllardır, yine idare edin diyorlar işte...

Dün 23 Nisan dı benim çalışma hayatım başladı başlayalı ilk 23 Nisan tatilimdi.Bütün gün TRT izledim diyebilirim.Acısını çıkardım yılların.Misafir ülkelerin çocuklarını, gösterilerini izledim.Duygulandım,heveslendim oğlum için :) En güzel anı ise programın; 1981 yılından itibaren ülkemize gelmiş çocukların şuan ki halleri,yapılan ropörtajları çok hoştu.1983 yılında büyük bir heyecan biraz korku ve merakla ülkemize gelen Bulgaristanlı küçük bir kızın şimdilerin öğretmeninin ülkemiz hakkındaki yorumları kaldığı ailenin ilgisi,misafir perverliğini anlatışı çok güzeldi.10 gün kaldığı ailenin küçük kızı Zeynep le kurduğu arkadaşlık yıllar sonra hala özlemle anlatıldı.Birbirlerinin şimdiki görüntüleri izletildiğinde gözyaşları aktı gitti.Benimde tabii.Öyle imrendim ki onlara :( İlk okul yıllarımda hep istemiştim o misafir arkadaşlardan bir tane :) ama evimiz, şartlarımız uygun değildi.Oğlum biraz büyüsün onun için kesinlikle başvurucam :))

Oğluşuma Türk Bayrağı giydirip ona Atatürk ü birkez daha anlattım dün.Düşmanlardan kurtardı bizi dediğimde düşmanlar bize ne yaptı diye sordu, kötü davrandılar annecim dedim babamada mı kötülük yaptılar dedi :) herkese dedim ..Babam Atatürk e yardım etmedi mi dedi :) Bütün gün düşmanlarla ilgili sorular sordu durdu bana...
..........
İşte böyle yazacak çok şey var,kırgınlıklarım başka sevinçlerim de var elbet.Lafı fazla uzatıp kimseyi sıkmak istemiyorum.Ama dün bir karar aldım; herkese hak ettiği kadar değer vericem bundan sonra kendimi hırpalayıp sonra hüsranla bakmıycam önüme ..Dertliyim de deşelemek istemiyorum.

Sevgiler,

10 Nisan 2009 Cuma

Bugünün yazısı :)








Hava bugün çok güzel,ayrıca birde günlerden cuma,
haa birde iş arkadaşlarımın erken çıkma planları var; hal böyle olunca mutluyum çünkü bende erken çıkıcam :))) tabii birde yarın sabah eşim dönüyor Samsundan :)) Oğlum bugun beni pek üzmedi,aradığımda da yemeğini yiyordu daha ne olsun ben bugün mutluyum galiba :)))
Tam size yazarken bir ukala iş arkadaşım canımı sıktı ama önemsememeye çalışıcam,beceririm inşallah.Her neyse yukarıda oğluşumun sondan bir önceki parmak boya çalışması var :))) çok eğleniyorum o resim yaparken her yerimiz kirleniyor ama olsun yeter ki yapsın mutlu olsun.Oğlumun olmadığı diğer resmi masaüstü yaptım çok hoş oldu isteyen kullanabilir :)))
Dün akşam sewoşla buluşup azda olsa konuşup dertleştik.İyi geldi doğrusu, eğer okumaya fırsat bulabilirse nehircce yi ,burdan tekrar hasta hasta benimle buluştuğu için teşekkür ederim.
Cumartesi günü eski iş arkadaşlarım buluşuyor, bende davetliyim ama umarım gidebilirim.
Herkese iyi haftasonları diliyorum,
Sevgiler,






9 Nisan 2009 Perşembe

Küçük ellerde küçük çiçekler...


Dün ki ruh halim malum,biraz kendimi kandırmak kafamı dağıtmak için,servisten markete yakın bir yerde indim.Nedense severim market gezmelerini :)) Biraz alışveriş yaptım.Oğlım ve kendim için.Bebişimin ağzında yeni fark ettiğim aftlara çok canım sıkılmıştı.Belki mikrop kapmıştır diye diş fırçasını yeniledim. Kendime çikolata aldım birde fındıklı nescafe :))) Biraz daha gülümseyerek çıktım marketten..
Eve yaklaştığımda, oğlumu aralı camdan sadece kafasını dışarı uzatmuş ve aşağıda kendinden yaşca çokk büyük ağbilerine ama isimleriyle bağırırken buldum.'' bayışşşş içeri girsenize hadi bırakın top oynamayın,neden eve gitmiyosunuzzzz''.Ananesi zaten eve zor sokmuş dün onu, birde balkondan onları görünce iyice sinirlenmiş ''ama onlar neden evlerine gitmiyolar'' ağlamaya bahane arıyor zaten, uzun süre ağladı pencerede.Beni görünce daha da içlendi hiç susmadı :((
Aparman merdivenlerini hızlıca çıkıp,ilk işim hemen onu alıp eve gitmek oldu.Eve girince elimden tutup yatak odasına götürdü beni sümüklü sümüklü ,aynamın önüne koyduğu yukarıda fotoğrafladığım çiçeklerini gösterdi.Bak anne bunlar senin, biri sen biri ben dedi :))) ve bütün can sıkıntımı aldı.
Benim oğlum çok duygusal, bir okadar da haylaz bir çocuk.Aslında çocuk gibi bir çocuk işte.Ama romantik biri olacak oda beni çok sevindiriyor.Valla gelinim çok şanslı olacak ondan eminim..
Çiçeklere olan ilgilimiz şöyle başladı :
Miniğim henüz 1 yaşına girmemişti yeni yeni yürüme denemeleri yapıyorduk.Bahçelerde yollarda vs.. Sanırım tarih de temmuz 2007 civarıydı.Baktım biraz daha iyi yürüyor.Yine bir iş dönüşü bahçedeydi kendisi.Tuttum elinden hadi oğlum çiçek toplamaya gidelim dedim ona.O tombuli suratının şekli bir değişti.Ama merak etti.Yürüdük epey ve ilk mor çiçeklerimizi ananesi için topladık.İşte ogün bu gündür oğlum ne zaman bahçede parkta bir çiçek görse küçük elleriyle koparır ve bana getirir.
Onun annesi olduğum için çok şanslıyım.İyi ki var hayatımda... Can rengim o benim.. çok seviyorum seni uğur böceğim ...
Annen


8 Nisan 2009 Çarşamba

..........

Bazen içinizdeki duyguların tarifini yapamazsınız.O hale gelmenize muhakkak bir şey, sebep olmuştur ;ama siz sebebi de netleştiremezsiniz zihninizde.Kimi zaman havalara kimi zaman kendinize bağlar çıkarsınız işin içinden.Ben bugun bir şeye bağlayamıyorum doğrusu...

Niye buraya yazdığımı da bilmiyorum ya neyse,

Kendimi inanılmaz yalnız ve çaresiz hissediyorum.Bir haftadır ağrımayan başım yine atağa geçti.Kendime öyle kızıyorum ki bugün...

Yine özlediğim şeyleri özlüyorum...

7 Nisan 2009 Salı

azıcık benden :)





Size yeni kitaplarımın hikayesini anlatayım azıcık :))
Fırsat bulup yazamadığım iki hafta boyunca,kendimle ilgili tek kaçamağım tabiki İmgeye gidip kitap alabilmek oldu. Öncelikle yok saten Elif Şafak Aşk'a ,İmge de ki son kitabı da ben alarak sahip oldum :))) Bakkala gidersiniz ahşap cam dolap içinde son bir ekmeği görür aceleyle içeri süzülürsünüz ya ona benzer bir durumdu benimki de .. Benim elimde kitabı gören bir bayan hemen aaa bende ondan istiyorum dedi :))) Kitapcı arkadaş; maalesef bugunun son kitabını bayan aldı dedi.Yüzündeki ifade öyle komikti ki dayanamayıp buyrun alın diycektim ama;içimdeki hınzır duygu yüzünden yapmadımmm :)))
Bu kitabı duymayan yoktur sanırım çok populer oldu son günlerde.Mevlana ile Şems in aşkı anlatılıyor.Doğrusu Elif Şafak şaşırttı beni...Bende tavsiye üzerine gittim almak için.Listemdeki ilk isim buydu.İmgeyi bilenler bilir :) Sıcak samimi bir havası vardır oranın, her ne kadar işletmecileri sıksık değişsede genelde bu hava korunmaya çalışılır.Ve gidenler bir müddet sonra tanırlar birbirlerini.Orda kitaplar az sayıda bulunur sonra temin edilir.Sipariş üzerine de çalışıyorlar.üst katında da ilk kez yaptıkları kelepir bölümü var şuanda.Çok uygun fiyatlara güncel konularda kitaplar bulabilirsiniz.Bilginiz olsun.Örneğin yukarıdaki kitaplar sudan ucuzdu doğrusu, etiketlerini bilerek çıkarmadım üzerlerinden.(2tl,3tl hatta 1tl) Anne çocuk evlilik vs.üzerine çok da bilgi dolu kitaplara sahip oldum :))
Birde eşimin merakını çeker de belki okur, içine bir okuma hevesi gelir diye;onun oraları anlatan Rumeli Rüzgarları nı aldım ama; bakalım ne zamana kısmet olup eline alacak..Ya bu erkeklerin çoğu niye böyle ? Kitap okumak onlar için vakit kaybı sanki.Komik yaratıklar bence.Otobüslerde elinde kitap kendilerini kaybetmişcesine okuyan az sayıdaki erkekleri görünce nesli tükenen Pandalar gibi bakıyorum onlara valla :))
Bu arada eşim olmadığı için,oğlumla tüm akşam onun hırçınlığı geçsin diye ne istese yaptığımı söyleyebilirim.Poliscilik,ambulanscılık :) vs..oyunlardan sonra nihayet benim en keyif aldığım resim yapma eylemiyle geceyi sonladık.Dün akşam pastel boyalarındaydı sıra,çalışmalarımızı vakit bulursam yarın iletirim size :))
aaa aklıma gelmişken blog arkadaşım flame için,oğluşla dün ki diyaloğumuz da şöyle ;
-Anne napıyosun ?
-süt hazırlıyorum sana
-hııııı pekiiii :)
-anneeee
-efendim oğlum,
-bana oğlum deme !
ben mutfakta şaşkın şaşkın acaba yine neye kızdı diye düşünürken,
panikle içeri girdim ve:
-peki ne diyeyim dedim
cevap : polis bey demen lazım :))))
Oyuna hazırlık öncesi rol çalışması yapıyodu anlaşılan..Komik adam seni çok seviyorum...
Herkesi öpüyorum sevgiler,,






6 Nisan 2009 Pazartesi

6 Nisan..

Merhaba çok uzun zamandır yazamadım.Ama genelde takip ettim blog arkadaşlarımı bugunde imrendim herkeslere fırsat yarat yaz birşeyler dedim kendime :))

Yaklaşık 2 haftadır işyerimdeki yoğunluk sebebiyle çok yorgunum.Ama düzene oturana kadar sabredeceğim. Bugun elimde bir yığın yapılacaklar listesi olmasına karşın ben yine de geçtim bu ekranın karşısına bloğumu bi başına çok beklettim artık yeter ..

Eşim 1 haftalığına Samsun a gitmek zorundaydı ve geçen cuma gitti.Oğlum bu yüzden iki üç gündür çok hırçın.Sürekli babasını soruyor.Sanırım birazda huyu değişti.Sabah işe gitmemem için resmen yapıştı bana ama çaresiz ayrıldık tabii. Bakalım ananesine neler yaptı akşama haberleri merakla bekliyorum:))

Dün oğlumla aramızda geçen bir diyalog beni çok güldürdü sizede yazayım:

İzlediğimiz bir dizi de geçen aşk sözcüklerinden esinlenmiş olacak

Oğlum : Anne babam senin neyin oluyor
Ben : Eşim
Oğlum: Hıııhhh ? (anlamadı yada istediği cevabı alamadı)
Ben : Yani kocam
Oğlum: Peki sen babamın nesi oluyosun
Ben : biraz önceki cevabı almamak için karısı dedim
Oğlum biraz sonra
Peki sen babama aşık mısın ?
Ben : hı hııı
Oğlum :Son günlerin en popüler cevabını yapıştırıyor bana - hadii canıııımmmmm :)))

Bu cümleyi nerden kaptı bilmiyorum.Ama hergün 3-5 kez yineliyor.Bizi de güldürüyor tabii.
Bu çocuklar bir alem doğrusu.Şimdilik yazımı burda sonlandırayım.İş yerindeki yapılacaklar listeme dönmem lazım.Beni merak eden arkadaşlarıma da iyi olduğumu belirteyim...

Herkese iyi haftalar ,sevgiler

23 Mart 2009 Pazartesi

Hafta Sonum :)

Merhaba ,
Öncelikle herkese iyi haftalar diliyorum;
Bu haftasonumu hava ve ruh halim sebebiyle evde geçirdim.Böylelikle sürekli ev işi,mutfak vs.. vakit geçirmek zorunda kaldım.Düşününce oldukca yorucuydu doğrusu.Sadece Cumartesi ve Pazar günü kısa yürüyüşler ve market alışverişi yapabildik. Oğlumla arabacılık (şöförcülük :) ) oynadık. Bazen diyorum kızım olsaydı daha mı eğlenceli olurdu diye :))) evcilik, bebek kıyafetleri vs.. sanki şöförcülükten daha zevkli gibi :)))) Kız anneleri daha şanslı sanırım.

Pazar günü eşimin ısrarıyla yukardaki fındıklı kurabişlerden yaptık oğlumla yine ;Her zaman ki gibi çalışan anneler için çok pratik bir tarif.

Malzemeler

* 1 Yumurta (Sarısı hamurun içine,akı fındıkların yapışması için üste)
* 1 Paket katı yağ
* Aldığı kadar un
* 1 Paket kabartma tozu
* 5 Yemek kaşığı şeker
* 1 Avuç kadar çekilmiş fındık

Yapılışı
* Yumurtanın sarısı ile şekeri ezerek yedirin, üzerine yumuşatılmış katı yağı ekleyin,en son un ve kabartma tozunu ilave edin.Şekil verin önce yumurta akına sonra fındığa batırın ve fırınlayın... Kolay gelsin ve afiyet olsun....

Sevgilerrrr :)))

16 Mart 2009 Pazartesi

Mutluluk Mim'i :)

Sevgili Flame beni mutluluk mimiyle mimlemiş :))
Hep merak etmiştim bu mim olayını bana da nasip oldu :)))
Beni mutlu eden şeyleri yazmam istenmiş yazayım o halde :)
Öncelikle ; Sağlığımla ilgili ciddi problemlerim olmadığı için mutluyum
Sonra oğlumun ve ailemin varlığı beni çok mutlu ediyor
Yakın çevremin sağlıklı olması da mutluluk verici başka birşey tabii.
İyi bir dost sahibi olmak ...
Babamın varlığı ...
Oğluşumun sevinç kahkahalarını duymak...
Oğluşumu ne kadar büyüsede kucağımda uyutmak öyle uzun bir süre kalmak..

Flame nin dediği gibi bazen bir film,bazen de sevdiklerimle içtiğim bir Türk Kahvesi...
Bu aralar da baharın gelişi :)
Bir de bu bloğa sahip olmak tabiii.
....
Sonra küçücük bir şey bir kalem,bir kitap, boya malzemeleri,eski bir fotoğraf vs...
Kısıtlıda olsa fotoğraf çekmek.

Ne kadar çok şey varmış yazınca ,bana hatırlattığı için flameye çok teşekkür ederim.Sevgiler


Bende bu mim i sevgili mintaya (http://mintagunlugu.blogspot.com/ ) ve fikir işçisi ne gönderiyorum.http://umitburcu.blogspot.com

13 Mart 2009 Cuma

Güneşi gördüm ...

Mayınların arasında kalmış küçücük bir köy...
Okula gitmek için 40 km yol tepmeleri gereken, bu yüzden okuyamayan çocuklar...
Sadece hayvanlıcıkla geçinen, sütlerini, peynirlerini satmak için çıktıkları dağ yollarında terörist sanılarak ateş altında kalan insanlar...

ve daha bir sürü olumsuz şartlar...Sonrasında göç etmek zorunda kalan iki aile ve onların savruluş hikayesi...

Lütfen izleyin...

Yeni gösterime giren bu filmi, eşim görmeyi çok istemişti.T.annem de oğluşumuza bakmayı kabul edince saat 19:00 seyansında, Kozyatağı Palladıum sinemalarında izleme fırsatı bulduk.Küçük bir baş ağrısıyla gitmiştim maalesef ,genelde yanımda taşıdığım kolonyam yine benleydi. Ağlamaya başladıkca hafifletti biraz beni .. Bir ara acaba eşimde de ağlama belirtileri var mı diye baktığımda onunda gözlerinin çoktan kızarmış olduğunu gördüm.Uzanıp elini tuttum, ikimizde orda yaşanan tüm olaylara ama özellikle çocuklarla ilgili olan sahnelerde ortak fikirdeydik bunu çok iyi biliyordum..Eve gelince oğlumuza sıkıca sarıldık.Sonra ben deli gibi artan beni çıldırtan baş ağrımla ve filmin etkileyici sahneleriyle baş başa kalıp derin bir uykuya daldım...

Herkes düşünce yapısına göre farklı sonuçlar çıkarabilir bu filmden.Ama bence iyi bir özeleştiri olmuş. Gidin, görün, ağlayın, düşünün derim...

Sevgiler,