
9 Mart 2009 Pazartesi
Hoş bir haftasonu :)

6 Mart 2009 Cuma
Yağmur yağıyor seller akıyor :))

3 Mart 2009 Salı
Kandilli..
Merhaba,
Size Kandilli den küçük bir boğaz fotoğrafı yeni çekilmiş dumanı üstünde :)
Türk Kahvesi keyfime de diyecek yok sanırım :) Sewoş haftasonu yapmadın bir kahve içemedik :))) bak ben boğaza karşı içiyorum sana nispet yaparak :)))) Canım arkadaşım seni de beklerim .. Bu fotolar da senin için olsun :)))
Bu sabah yine küçük bir baş ağrısıyla uyandım.Ama işe gelince yukardaki manzara ve kahvaltı sonrası içtiğim kahve kendime getirdi beni :) Aslında kafama takılan çözmem gereken sıkıntılarım var ama buna da şükür diyiyorum geçecek elbet hepsi :) Baharın geliyor olması da beni çok sevindiriyor bugünlerde ;sanırım hepimizi.Sabah uyandığımda gri bulut kitlelerini görmeyi sevmiyorum ben, ışıl ışıl bir sabaha uyanmak en büyük neşem :) Yakında ağaçlarımızda çiçek açmaya başlar ne harika olur değil mi.. Şimdiden heyecan verici doğrusu..
Çok pozitif bir yazı olmuş galiba :))) herkese pozitif bir gün dileyeyim öyleyse ...
Sevgiler,
2 Mart 2009 Pazartesi
karakedi
Herkese iyi haftalar , sabahtan beri bir türlü fırsat bulup yazamadım.Yoğun bir gün geçirdim ama bugun işten erken çıkıcam :)) oleyyy
Malum kriz sebebiyle eşim yaklaşık üç aydır belirli periyodlarla ücretsiz izin kullanmak zorunda kalıyor.Sabah oğlumu ve onu uyurken bırakıp işe geldim ve inanılmaz imrendim onlara :) Mecburi bir durum tabii ama ben yine de kıskandım onları :))
Bugun öğlen civarı eşim bir heyecanla aradı ofisi .. Sana yılın espirisini söyleyeyim mi diye :) Olay aynen şöyle gelişmiş :
Eşim mutfakta oğlum ve kendine kahvaltı hazırlıyormuş.Meraklı oğlum içeri süzülmüş :)
oğlum : - Baba ne yapıyorsun
eşim : -Yumurta
oğlum: - kime yapıyorsun
eşim : - sana bana
oğlum heyecanla soruyor :
- peki Karakediyee eeee :))))
sevgilerrrr :))))
26 Şubat 2009 Perşembe
Çocuğunuzla yapacağınız kolay bir tarif :)
25 Şubat 2009 Çarşamba
Dün akşam eşimle,malum istanbul trafiğinde eve her zamankinden daha geç gidebildik.Oysa oğlum son telefon görüşmemizde anneee çabuk gel demişti bana :) Tüm günde ananesine ben anneme gidicem onu çok özledim demiş :)))
Benim eve gidip pasta yapma heyecanıma engel oldukları için tüm Tepeüstü civarında arabalarını uygunsuz park eden,ışık kurallarına uymayan herkesi kınıyorum. Kavşak kenarlarına da park yapılmazki yada bekleme, ne tuhaf milletiz anlam veremiyorum. Arkada acelesi olan(benim gibi) ,hastası olan vs... bir sürü insan birinin keyfi gelsin de yol açılsın diye saatlerce bekleyebiliyor.
Apartmanın önüne arabamızı park ettiğimizde oğluşumuz da camda bizi bekliyordu ananesiyle, ellerini kocaman açmış el sallıyordu bize :) Hemencik girdik apartmana bir telaş önce kim alacak oğlumuzu diye :) O ise kapıda, tüm apartmana geldiğimizi duyurur vaziyette anneeee, babaaaaa geldiniz mi :)))))) sonra kucaklaşmalar öpüşmeler,her akşam olduğu gibi..
Üstümü bile çıkartmadan hemen işe koyuldum.İlk önce yemek işini halledip hemen pastaya giriştim.Önce üstünü süsleyecek malzememiz olmadığı için üzüldüm; ama dondurucuda ki yazın Samsun da babamın köyüne yaptığım geziden, topladığım kızılcıklar geldi aklıma :))) İnanılmaz sevinerek aldım elime birde ne göreyim yazın topladığımda ve dolaba koyduğumda henüz sarımtrak ve küçük olan kızılcıklar resmen büyümüşler . Şaşkınlıktan bakakaldım.Hala normal mi bilmiyorum. Neyse süsleme kısmında oğlumdan yardım aldım.Birlikte birşeyler yaptığımızda daha iştahlı yiyor yoksa pek yemek yemeyi seven bir çocuğum yok maalesef ama buda bir metod oldu benim için, iyi geldi bize tavsiye ederim.
Sonra oğlumu salona gönderdim ve sana birazdan süpriz yapıcam dedim :) Kıpır kıpır ne yapacağını bilemez bir tavırla koştu içeri :) Ve sonra süprizzzzz :) Eğlenceli bir akşam oldu birlikte iştahla yedik uyduruk ama manası güzel pastayı :)Artık oğluma yaşını sorduğumuzda da iki buccuk üç diyor :))))))
Bugunlük de noktayı koysam iyi olacak sevgiler,
Hepinizi öpüyorum
24 Şubat 2009 Salı
Ordan Burdan Serisi


16 Şubat 2009 Pazartesi
Ordan Burdan serisi...

Merhaba,
İyi haftalar, umarım herkes güne iyi başlamıştır.Ben sabahtan beri süren yan dairedeki tadilat yüzünden sinir krizleri geçiriyorum :) sürekli beynimle temas halindeyim nolur ağrıma ama nolur diye :) Sanırım dairedeki tüm kolonlar kirişler balyozla indirildi , yoksa saatlerdir ne kırıyor olabilirler küçücük evde :)
.......
aaaaa :)
Size güzel bir haberim var geçen cuma günü bir hikayeye başladım.Malum başlamak bitirmenin yarısı inşallah bende ağır ağır bitiricem :) Hemen de paylaşıcam sizle ,İstanbul Londra ile karışık bir hava halindeyken bu günleri verimli geçirmeliyim.Bahar gelirse yazamam sanırım :) İçim kıpır kıpır aklım hep dışarda mümkün değil...
......
Öncelikle yukarıda iki yeni kitabım, tavsiye listesine alabilirsiniz. Ama Yalnız Yürümek daha çok genç ruhlara hitap aden bir gerçek öykü , Lise yıllarında yaşanmış bir hikaye...O dönemlerini özleyenler içinde hoş olur tabii. (Zeynocum sana saklıyorum bu kitabı)
Diğeri Anne Soprani'nin Sürükleyici bir sürgün hikayesi diyebilirim. Kenize Murad'ın Saraydan Sürgüne kitabını okuyanlar bu tarzdan zevk alabilirler.
......
14 Şubat herkes için bir şey ifade edebilir bir tarih, benim ve eşim için birşey ifade etmiyor tabii :) evlilikte 5 yılı devirince toplam 9 yıllık bir ilişki içinde artık evlilik yıldönümü bile sıradan birgün olabiliyor.Tabii olmasa keşke ama oluyor ne yazıkkı :) Biz ogün tamamen tesadüf, Haldun Taner Tiyatrosunda,Sait Faik 'in hayatını anlatan '' Öylesine Bir Hikaye''isimli oyunu izledik. Fırsat bulursanız izlemelisiniz. Naşit Özcan,Savaş Dinçer den çok iyi devralmış bu rolü.Eşim biraz sıkılsada ben aradaki Akordiyon ve Klarnet sesiyle mest oldum. Tiyatro en sevdiğim sosyal aktivite, bu hafta sonuda üç kız kardeş olarak üç kız kardeş oyununa gidicez saat üç de :) bu kadar rakam tutturmak hüner ister herhalde :) Başımıza birşey gelmez inşallah kızlar :)
......
Bu arada sanırım kimse kendine yeni bir uğraş bulamadı kimseden ses çıkmadı.Umarım zamanınızı iyi değerlendiriyorsunuzdur. Tabii vakit bulabilenler için bu sözüm, yoksa zaman öyle nankör ki bazen ....
Hepinizi öpüyorum eleştirilerinize açığım, sevgilerrr
5 Şubat 2009 Perşembe
BİR UĞRAŞ SEÇİN :)

30 Ocak 2009 Cuma

28 Ocak 2009 Çarşamba
Ordan Burdan 2


Tekrar merhaba,
Yine epey olmuş yazmayalı,hem evde oldukca yoğun geçiyor zaman hemde işte..
Bugunlerde oğlum çok düşkün bana,sürekli kucağımda yada pantolonumun ucunda nereye gitsem peşimde.Sürekli ''annecim seni çok özlüyorum'' diyor .Öyle üzülüyorum ki, o an herşeyi bırakıp tüm zamanımı onla geçirmek istiyorum.Ama yetiştirebildiğim kadar ilgilenebiliyorum işte.
Dün birlikte uyuduk onla, ikimizde kendi kitaplarımızı okuduk :) tabii o masalsı bir şekilde mırıldandı sayfaları çevirirken, okuyo gibi yaparken hiç zorlanmadı:) sonrada ''anne ben bitirdim hikaaayemii hadi yatalım dedi'' :) Sonra uyudukk güzel güzel ...
Hem anne olmak hem de çalışmak çok zor bence,ama şartlar maalesef buna zorluyor insanları bu şehirde.Helede böyle bir kriz döneminde çalışmamak lüks kalıyor artık kadın için.
.......
Geçen hafta bahsettiğim kitapları aldım.İlk okuduğum Luısıto oldu Susanna Tamaro yine çok akıcı anlatmış ve bir çırpıda bitirmiş; yaşlı ,yalnız bir kadının hayata tutunma hikayesini.Çok güzeldi ama sonu daha farklı bitmeliydi bence :)))
Diğeri Uçurtma Avcısı hala okumaktayım kesinlikle tavsiye ediyorum.Afganistan Kabil de başlayan çok çarpıcı bir hikaye çok da sürükleyici. Bu kitap tavsiyesi için de arkadaşım Afuş'e teşekkür ederim.
Bu arada eski iplerimi ortadan kaldırmak maksadıyla başladığım ilk süveterimi bitirdim giydim bile ;ama fotoğrafını çekemedim henüz. Acemice ama güzel oldu diyebilirim. Diğerine de başladım bitmek üzere ,çok vakit bulamadığımdan yavaş da ilerlese bu haftasonu bitirmeyi planlıyorum.
Şimdilik benden bu kadar..Hikaye yazmak için kendimi zorluyorum ama bu iş şarkı sözü yazmak gibi birşey sanırım, henüz ilham denen nazlı bey yada hanımefendi uğramadı bana :) En kısa zamanda inşallah çakışır yollarımız.
Sevgiler,
16 Ocak 2009 Cuma
Ordan Burdan...
Bir haftadır eve her geldiğimde hiç birşey yapmadan dinlenmek istiyorum ama olmuyor. Mutfaktan tüm işimi bitirip çıkmam zaten oldukca zaman alıyor.Salona adım atar atmazda oğluşumun ''anne hadii gel deys yapalım'' sesi kulaklarımı dolduruyor. Yorgunda olsam genelde kırmadan yanında kalıp onun ders olarak adlandırdığı resim yapma işine girişiyorum.Biraz ev biraz ağaç çizince rahatlıyorum :) Bide her sayfada olması gereken ay dede tabii ki.. Bu aralar birde çuholaka (çikolata) çizmemi istiyor oğlum .
Bu akşam eve dönüş yolunda, İmge Kitabevi'ne uğrayıp listeme aldığım birkaç kitabı alacağım. Hem biraz kafamı da dağıtmış olurum.Oranın havası çok iyi gelir bana, tam on yıl oldu orayla tanışalı.(Aynur Ablam sağolsun) Kendimi nezaman yalnız yada yorgun hissetsem orda bulurum kendimi.Dinlenirim kendimce, yalnızlığımı unuturum.
......
Dilerim işin son aşaması olan yarınki hesaplarıda problemsiz halleder ve bu işi sonlarız.
Daha güzel yazılar yazmayı umarak, şimdilik bu kadar ...Sevgiler,,,
7 Ocak 2009 Çarşamba
SAVAŞIN ORTASINDA BİR çocuk...

..........
Yüreğimde kan lekesi
Nefesimde barut kokusu
Gözlerimde donmuş kalmış gözyaşlarım
Ağlamama bile izin vermiyorlar
Soğuktan nasılda acıyor ellerim...
Kulaklarım duymuyor artık, annemin güzel sesini
Babam bir ekmek için çıktı evden
Günler oldu gideli
Döner mi ???
Anneeeeeeeeeeee ! yine bomba mı attılar ?
Hadi kapatalım gözlerimizi
Görmesinler bizi....
nehircce
Bugun gazeteleri okuduktan sonra kendimce bir şiir yazmak ve savaşın ortasında kalmış bir çocuğun duygularına hayalimden ortak olmak istedim.Eminim benim bu şiirde anlatmaya çalıştığımın, yüz kat daha acısını yaşıyor onlar. Binlerce çocuk ateş altında şuan.Ne gelecekten beklentileri kalmış,ne bugunden.Yarını görürlerse çok sevinecekler hepsi bu.
Kim bilir ne umutları vardı çocukca,şuan sadece kuru bir nefesten ibaret hepsi.Alabilenler hala çok şanslılar.
Herkes gibi öyle canım acıyor ki.. Oğlumu bir saniye düşünemiyorum o sisli,karanlık savaş kokan şehrin içinde.Ya ordaki Savaş anneleri ne yapsınlar. Bir tarafım çok şükür özgürüz derken bir tarafım isyan ediyor.
Nasıl da güzel bir duydu değil mi özgürlük.. Sabah istediğin saatte kalkmak,istediğin gibi giyinmek,istediğin yere istediğin zamanda gitmek.Canının çektiği bir çok şeyi yiyip içmek. Düşünsenize tüm bunları yaparken birden daracık bir sığınağın içinde kendinizi. Aç susuz kaldığınızı , dışarı çıkabilmek için,tepenizdeki bomba seslerinin bitmesini beklediğinizi.
Kendimiz için şükredip onlar için dua edelim...
Ve bilelim Atamızın birkez daha kıymetini ...
Sevgiler...
3 Ocak 2009 Cumartesi
MİGREN
İki gündür içinde bulunduğum ruh hali sebebiyle yazamadım. Birde üstüne migren illeti gelince iyice kötü etti beni. Çekenler bilir nasıl bir hastalık olduğunu, aslında tam olarak hastalık mı onu da bilmiyorum.Can sıkıcı, ruh daraltıcı , mide bulandırıcı çok ciddi baş ağrısı yapan bir durum. Işığa bakamazsınız, güçsüz bırakır sizi.İçinizden birşey yapmak gelmez.Tıpkı iki gündür bana yaptığı gibi.
Bu sabah gözlerimi açar açmaz başımın ağrıyor olduğunu hissedince,kendimi daha kötü hissettim.İçim karardı hava da karanlıktı zaten. Zor attım kendimi sokağa. Temiz hava iyi gelir dedim ama şu saat oldu hala geçmedi. İş çıkışı kendimi mutlu etmek için birkaç parça birşey alma hayalindeyim. İnşallah gücüm yeter kendimi sevindirmeye.
Şimdilik burda nokta koyuyorum.Dilerim hafta başına motive olur ve daha moral dolu birşeyler yazarım...
Sevgiler,
31 Aralık 2008 Çarşamba
DÜNYA VE İNSAN
"Adam yorgundu; Pazar günü evde oturup dinlenmek istiyordu.
Ama oğluna da söz vermişti; onu sinemaya götürecekti.
Bir bahane bulup evde kalmak istedi.
Gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve dedi ki:
"Bu haritayı düzeltebilirsen seni sinemaya götüreceğim."
Kolay mıydı o küçücük parçalara ayırdığı haritayı toparlamak!
Ama aradan 10 dakika geçmişti ki, oğlu düzelttiği haritayla babasının yanına koştu ve
"Artık gidebiliriz sinemaya" dedi.
Adam hayretler içindeydi; "Bunu nasıl yaptın?" diye sordu.
Çocuk, "Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan vardı.
İNSANI DÜZELTTİĞİM ZAMAN, DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELMİŞTİ" cevabını verdi."
Bu yazı bugun bana Afuş tarafından gönderilmiş paylaşmak istedim.Alınması gereken mesaj oldukça açık işlenmiş... (Teşekkürler afuşcumm)
Yeni yılda savaşlar hiç olmasın, çocuklar anasız babasız kalmasın yada onlarda yem olmasın bu düzene. 2009 hepimize tüm dünyaya huzur getirsin .Sevgiyleeee mutlu yıllar
30 Aralık 2008 Salı
HEDİYE ..

29 Aralık 2008 Pazartesi
SİL BAŞTAN 2
Geride bıraktıklarını düşününce içinin bugün defalarca olduğu gibi bir kez daha burkulduğunu hissetti. O inanılmaz yalnızlığın içine gömülü kaldı.
Biran önce sabah olmasını öyle çok istiyordu ki... Birden burnuna mis gibi taze ekmek kokusu geldi.Yanında da zeytin olmalıydı.Bir de taze domates, ne iyi olurdu ama çocukluğundaki gibi güzel kokulu domateslerden..Acıkmış olmalıydı yeni farketmişti.Saatlerdir yoldaydı bir bardak demli çay dışında bir şey inmemişti midesine..Gün ışığını görürse üzerinde,ilk işi kısıtlı parasıyla taze ekmek ve zeytin almak olacaktı. Uyusa geçermiydi açlığı.Korkmasa uyuyacaktı belki ama içi sürekli ürperiyordu.
Biran dalacak gibi oldu sanki,önünden hızlıca geçen bir araba gürültüsü olmalı, kendi çığlığıyla irkildi.Burada uyuyamayacağı çok açıktı.Kendini uyanık tutmaya çalışmalıydı.Kolundaki saatin yanar döner ışığıyla gece yarısını geçen zamanı görebildi.
Artık içindeki çaresizlik o kadar büyümüştü ki ,gözlerini biran önce yummak, ne olursa olsun başına ne gelrise gelsin; ama gün ışığını görmeyi öyle çok arzuluyordu ki. Bir yandan geçmişiyle yüzleşirken, diğer taraftan soğuk ve gece yükünü iyice ağırlaştırıyordu.
...........
''Abla abla'' ses çok yakınındaydı gözlerini usulca açtı.İki kız çocuğu ''iyi misin'' dediler.
Ne kadar da sıcaklardı. Yanakları kıpkırmızı,ayaklarında uzun lastik çizmeler, saçlar örülü ne de temizlerdi. Ellerinde taze ekmekler evlerine gidiyor olmalıydılar.Nasılda çekip aldılar onu yalnızlığından.Sanki tüm dertlerine deva oldular birden bire.Ayağa kalkmak istedi ama tutulan vücudu buna izin vermedi.
Kötüydü,çok kötüydü toparlanması bu yalnızlığı unutması çok zaman alacaktı belki.Ama gün doğmuştu gece bitmişti.Yeni bir gün herşeye gebeydi.
Karşısındaki iki küçük sanki geride bıraktıklarıydı.Özlemle sarılsamıydı onlara bir kere...Kendini o sıcacık gülüşlerin arasında çok güvende hissetti. Hiç konuşmadılar yanına aldığı tek eşyası sırt çantasını yüklenip,takıldı kızların peşine ne önemi vardı ki...
Umut ona gün ışığını göstermişti.Demekki gideceği yönüde bu iki küçük kız beliryecekti...
O yeni hayatına, böyle uzun dar bir yolu burnunda taze ekmek kokusuyla,içinde anlatılamayanlarıyla yürüdü.herşeye sil baştan başlamak üzere...
27 Aralık 2008 Cumartesi
SİL BAŞTAN ... 1
Bu küçük kahveye sığınalı epey bir zaman geçmişti.Saat ilerledikce İnsanların tuhaf bakışları altında daha fazla burda kalamayacağını anladı. Ayaklandı,tüm eğik başlar onunla birlikte yükseldi.Daha da ürktü genç kadın.Biran önce çıkmalıydı çaresizce girdiği derin bir kuyuyu andıran bu köhne kahveden...Telaşlı adımlarla çıktı ,pervazları kırık, kapı kulbunu bile zor bulabildiği eski ahşap kapıdan.
Yola çok yakındı kahve, yol boyu ilerledi biraz daha fazla gitmeye cesareti de yoktu.Yol çok ıssızdı .Buraya onu küçük bir köy dolmuşu getirmişti.Gidebildiği kadar uzaklaşmak istediğinden dolmuşcunun durduğu son nokta olan bu kahve önünde inmişti. İner inmez de içine dolan ürkütücü yalnızlıktan korkmuştu.Şimdi yoldan değil bir araç hiç bir yaşam belirtisi geçmiyordu.
Uzakta belli belirsiz yanan ışıklar tek umuduydu.Sabahı biraz önce çıktığı köhne kahvede geçirecekti ama içindeki ses onu çok huzursuz etmiş kalkmıştı ordan telaşla...
Etrafına daha iyi bakınınca, biraz ileride duran belli ki köylülerin kendi çabalarıyla yaptıkları derme çatma bir durak gözüne ilişti.Üstü saçla örtülmüş kenarları tuğla ile çevrilmiş küçük bir sığınağı andırıyordu uzaktan. Arkasından kimsenin gelmemesini umut ederek çaresizce yürüdü.Usulca sokuldu içeri, hiç bir şey göremez halde gömülmüştü sanki karanlığa.İçeri girince anladı ki burada oturacak bir yer de yoktu.
Sessizce çömeldi karanlığa. Birden eli boynundaki eşarba gitti, işte ozaman gözlerinden süzülen yaşa engel olamadı. Ağlayamıyordu oysa kaç zamandır.Biraz iyi mi gelmişti ...
Şimdi zamanı geri çevirmeyi, yaptığı hataları silmeyi ne çok isterdi. Ama artık çok geçti...Tek çaresi herşeyden kaçmaktı sil baştan başlamaktı herşeye...Başta çok cesur davranmıştı;ama artık kendini çok güçsüz hissediyordu.
Sabahı burda beklemek,günün ilk ışıklarıyla ilerideki küçük evlere doğru yürümekten başka yapabileceği hiç birşey yoktu....
..............
Küçük hikayemi burda kesiyorum merak edin biraz :) devamı yarın..
26 Aralık 2008 Cuma
Çocuksu Cumalar...
Son ders zili büyük bir çoşkuyla beklenir,içiniz kıpır kıpır oysa farklı bir şey yoktur eve gittinizde sizi bekleyen, olsun ogün çocuksu bir cuma günüdür. Cuma törenleri hep çoşkulu geçer herkezin yüzü güler.Marşımız biter bitmez ,kulakları dolduran çığlık büyür büyür okul duvarlarının dışına taşardı.Sonra herkes bir tarafa savurur kendini, kimi başka bir sınıf sırasındaki kardeşini, kimi arkadaşını arama telaşına düşerdi. Sırtlardaki çantalar çarpışır birbirine,ellerdeki resim dosyaları düşer yere; ama kimse kızmazdı birbirine; çünkü o gün cumaydı . En büyük keyifse eve dönüş yolunda arkadaşınla kolkola yürümek, sohbet etmek gülüşmekti.
Yürekler pırpır eve gelindiğinde çantalar önlükler bırakılır bir köşeye.. Sonra TRT açılırdı hemen ,Susam Sokağı hazırlanan ikindi kahvaltısıyla izlenirdi keyifle .Yine ne komikti Minik Kuş .Tahsin Amca ne de sevecendi...
Akşama ise tüm aileyi bir araya toplayan Süper Baba vardı. O gün hiç geçmesin istenirdi ; çünkü ogün cumaydı. Şimdi deliler gibi özlediğimiz çocuksu bir cuma günüydü...
25 Aralık 2008 Perşembe
Görmeye değer ..
Türkiye yi hiç böyle görmediniz.
Ülkemiz doğal güzellikleriyle tek kelimeyle şahane ,tabii kıymetini bilenlere...
Sevgiler,


